Küllerinden Doğmak

You are currently viewing Küllerinden Doğmak


Acıyla sulananlar virane çiçekler olurlar. Çorak tarlalarda yeniden hayata bağlanan son umutlar… Sayısız imtihanlarla tabiri caizse elekten geçen insanlar tanıdım. Gözlerini hayatın günlerine yeni açmışken kızılcık şerbeti ile tanışan insanlar… Gözyaşı yerine gönül yaşı döken bağrı yanıklar.. Ağladıkça gönlünden damlalar fışkıran yine de hayata tutunanlar…
Ömrün imtihanlar silsilesinde geçerken tevekkülün yamacında ve yeniden doğarcasına hayata tutunursun . Her gecenin sabahı olduğunu bilerek geceye gözlerini kapatıp, ömrüne perdeleri umutla açarsın.
Belki bozkırın ortasında belki buzulların yamacında. Belki de çöllerin kum fırtınasındasın. Kim bilir! Görüldüğüne, duyulduğuna, yardım edileceğine inanarak çaresizler çaresine sığınarak ömrünü doldurursun. Zemheri bir ayazda titrercesine, gönlünü demircinin ateşinde dövercesine , hayata yeniden dört bir koldan sarılırcasına doğarsın.
Yangın ortasında oksijene muhtaçken ki çaresizlikle çırpınırsın. Hayat bu ya ! düştüm der kalkar yine yeniden başlarsın… Hayallerinin ardında savrulmuşluğun yalpalanmasında sendeleyerek ilerlersin. Sükut sarar bütün benliğini, yine de bir bülbül olabileceğini unutmazsın. Olduranın da öldürenin de senden kudretli olduğunu bildiğinden, teslimiyete kendini bırakırsın. Ömür bu ya ikinci hayata küllerinden doğarsın. Bittim der yine yeşerirsin. Can suyuyla nasiplenirsin.
İnsanın hayat yolculuğu, çoğu kez acılarla yoğrulur. Kimi zaman bozkırın ortasında bir yalnızlık, kimi zaman çöl fırtınasının ortasında bir savrulmuşluk, kimi zaman da buzulların yamacında bir çaresizlik gibi gelir bize. Ama hakikat şudur: Her zorluğun bağrında bir yeniden doğuş ihtimali gizlidir.
Acı gözyaşlarıyla sulananlar, virane gönüllerin köklerinde yeniden toprağa tutunurlar. Çorak tarlaların ortasında yeşeren son umut filizleri gibi… Hayatın imtihanları karşısında pes etmeyen, gözyaşını gönül yaşına dönüştüren nice insanlar gördük. ‘’ Mallarınız ve çocuklarınız birer imtihan vesilesidir. Allah’ın sevgi ve taatini mal ve evlat sevgisine tercih edenleri Allah katında büyük bir mükâfat beklemektedir.’’ ( Teğabün /15. Ayet ) Onlar, elekten geçirilmiş sabrın çocuklarıdır.
İnsanın acıya bakışını değiştiren şey, onun imtihanlara yüklediği anlamdır. Zorlukları hayatın ipindeki ilmeklerden biri olarak gördüğünde, tutunduğun yer daha sağlam olur. Bu inanç, gecelerin sabaha kavuşacağına dair umut gibi bir teselli taşır. Perdeler umutla açıldığında, ömrün de yeni bir günle yeniden başlar.
Her insanın yeniden doğuşu farklıdır. Kimi yangının ortasında oksijene muhtaçken nefes bulur, kimi hastalığın pençesinde sabrı öğrenir. “Eyüp sabrım yok benim” dese de, sabrın nihayetinde şifa bulanlar, yeniden sağlıkla müjdelenirler. Kimi, hayallerinin enkazı arasında yeniden filizlenir. Kimisi suskunluğun ağırlığını taşır ama bir gün bülbül gibi şakıyabileceğini unutmadan ilerler.

Hayat, düşmek kadar kalkmayı da öğretir. Her sendelemenin içinde bir güç, her bitişin ardında bir başlangıç vardır. İnsan, varlığını elinden almak isteyenlere karşı, yeniden var olmak için sıkıca sarılır hayata. Çünkü bilir ki öldüren de yaşatan da kendi kudretinin üstünde bir kudrete aittir. Allah yeniden başlayanların yardımcısıdır. Hem öyle olmasaydı , Hz Vahşi yeniden doğarcasına İslam ile nasıl şereflenebilirdi? Hz. Ömer katil olmaya giderken halifeliğin adımlarını attığını, can bağıyla Peygamber Efendimize (sav.) bağlanacağını bilemezdi. Bilemedi de. Allah c.c. hayata dair mucizelerini , mükafatlarını öyle itina ile gizliyor ki yaşarken attığımız her adımı şükrün pençesinde geçirirsek her gün yeniden doğabiliriz. Teslimiyetin huzurunda, yeniden doğuşun kapısını aralayarak yola revan oluruz.

Bugün acılarının küllerini derin denizlere bırakmalısın. Dalgalara baktığında, her kırılışın aslında yeni bir dirilişin habercisi olduğunu hatırlamalısın. Çünkü yeniden doğmak, sadece nefes almak değildir; yeniden inanmak, yeniden umut etmek ve yeniden sevmektir.

Bir yanıt yazın