-
Hz. İBRAHİM a.s. (47. BÖLÜM)
Ayetlere kaldığımız yerden devam ediyoruz. Güneşi doğarken görünce de Rabbim budur zira bu daha büyük dedi. O da batınca dedi ki ey kavmim ben sizin Allah’a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım. Bakın Hz. İbrahim a.s.’ın karşısında bir topluluk var. Ey kavmim diye hitap ediyor. Ben sizin koştuğunuz bütün ortaklardan uzağım. Ben asla sizinle aynı düşüncede değilim.…
-
Ayrılıkların Provası Ekim
Önce yapraklar sararır bir işaret habercisi olarak, Sonra dal terk eder gövdesini. En sonunda rüzgâr ıslığı ile hedef saptırırken, unutturur kökünü.Her yaprak koparken dalından bir vedanın notası düşer yere.Bir kuş sürüsünün kanadında gizlenen göç, insana hatırlatıyor ki; Dünyada hiçbir şey kalıcı değil! Ekim, kalbin takviminde ayrılığı en çok işaretleyen aydır. Adeta provasını yapar ayrılıkların. Sevdiğinle…
-
Hz. İBRAHİM a.s. (46. BÖLÜM)
Biz sadece meseleyi Hz. İbrahim a.s.’ın kavminin inançlarındaki sıkıntılar çerçevesinden ele alıyoruz. Bu ayet o kavmin imanlarındaki çarpıklıkları nazarlarımıza veriyor. Adamlara bir put yetmiyor. Hayatlarında binlerce put var. Çünkü tek bir ilahta bu kadar gücün toplanabileceğine inanamıyorlar. “Bu nasıl bir Allah ki her şey onun elinde” diyorlar. Onun için de dağıtıyorlar. Dağıttıkça da yetmiyor 3000-5000…
-
İnsan, Kendine Ne Zaman Yabancılaşır?
“İnsan bazen dünyayı anlamaya çalışırken kendinden uzaklaşır; sonra bütün ömrünü yeniden kendine varmanın yollarını arayarak geçirir.” İnsan, hayatı boyunca pek çok yere yetişmeye çalışır. Birilerinin beklentilerine, zamanın hızına, dünyanın bitmek bilmeyen telaşına… Her sabah biraz daha büyüdüğünü sanırken belki de kendinden biraz daha uzaklaşır. Çünkü büyümek her zaman olgunlaşmak, ilerlemek her zaman yol almak değildir.…
-
HANE-İ SAADET
Kilitli kapı birden aralandı. Üstelik ne bir ses duyuldu ne de bir rüzgâr etkili oldu. Kendiliğinden, bir insan etkisi olmadan… Bazı kilitli kalpler de böyleydi işte. Kapanır, kilitlenir ve asla girilemez gibi görünürdü. Bazı eller maharetlidir: Dokunmaya yeltenince açar bütün kilitleri. Bir gün biri dokundu Meryem’in kalbine. Kapalı kapısından güneşi soktu önce. Sonra sırasıyla huzur,…
-
Aynı Safta Eşitlenirsin
İnsanoğlu, dünyada kendine bir yer bulmak için ömrü boyunca uğraşıyor. Bir sandalye, bir makam, bir unvan, bir ev, bir masa, bir mevki… Kimi zaman adının önüne bir sıfat koyuyor, kimi zaman arkasına bir servet. Kimi zaman da başkalarının gözünde büyümek için kendisini olduğundan daha büyük göstermeye çalışıyor. Hayat dediğimiz bu uzun koridorda herkes, kendi kapısının…
-
Hz. İBRAHİM a.s. (45.BÖLÜM)
Hz. İbrahim a.s. Tevhid dediğimiz, dinin binası, özü ve hakikati sayılan önemli meseleyi kavmine duyururken iki tane temel cümle kullanıyor. “La İlahe” işin Nef-i kısmı. “illallah” ise işin işin ispat ve tasdik kısmı. Hz. İbrahim a.s. Önce Lailahe’yi onların nazarlarına veriyor. Oysa bizler La İlahe demeden ve dedirtmeden illallah demeye ve dedirtmeye çalışıyoruz. Zeminde eğer…
-
YENİDEN DOĞMAK
Kanatlarımı fark etmedim bugüne kadar. Varlığını nerede, ne zaman kavradığımı sormayın. Ruhuma eklediği ve her sabah neşeyle uyanmamı sağlayan yanlarından bahsetsem daha doğru olacak gibi. Doğuştan bahşedildiği için içgüdüsel olarak uçmayı bir görev gibi kabul ettiğim kanatlarımı, bunca zaman yalnızca göçmek için kullanmam gerektiği öğretildi. Dayatılan neyse sorgulamadan kabul ettiğim her şeyi, şimdilerde keyifle yapıyor…
-
Faniliğin Fısıltısı Eylül
Mevsimin yeni bir dönemece girdiği ve farklı yöne evrilmeye başladığı zamana geldik. Gece havalar soğuyor. Rüzgârın teninize serin serin değdiğini hissediyorsunuz. Tabiat sararmış, otlar kurumuş, güz gelmiştir. Olgun bir zaman. Biraz tenha, biraz ıssız. Geçmişten getirdiğiniz yükler, tecrübeler, sevinçler hatıralar her ne varsa tek tek duyumsarsınız içinizde. Yazın deli divanelikleri yerini durulmaya ve sakinleşmeye bırakır…
-
Ruhu Bile Duymadan
Dillerde dolaşan ama çoğu kalbe ve iradeye henüz uğramamış bir konu hakkında konuşacağız: Dürüstlük. Hemen hemen her gün gördüğümüz insanların gerçek hayatlarından habersiziz. Yanlarından geçerken içlerinde ne barındırdıklarını bilmediğimiz kalabalıkların arasında ilerliyoruz. Bu karmaşanın içinde çoğu zaman kendimize odaklanmayı unutuyoruz. Dönüp baktığımızda ise artık kendimize bile yabancılaşıyoruz. Peki, ne kadar doğruyu söyleyip doğruluk üzerine yaşıyoruz?…










