Tarihte adını andıracak güzelliklerle dolu bir şehrin, bir ülkenin başkenti olmaya layık görülmüş, ilke-inkılap, meclis kurmaya, siyasetin ana noktası olmaya aday bir şehir. Coğrafi özellikleriyle her mevsim en güzel şekilde tattıran, sokaklarındaki benzersiz özelliği ile sanki ilk kez geliniyormuş hissi bırakan, Mustafa Kemal’inden Mehmet Akif Ersoy’una kadar önemli isimlerin ağırlandığı, istiklal marşımızın okunup, onaylandığı anlamlı şehir.
Tarihi yönünü elbette hepimiz biliyoruz. Fakat asıl bilinmeyeni her köşe başındaki farklı yaşamlar, farklı hislerdir. Bana göre Hamam önünde dolaştığım dakikalar ruhumun huzuru yakalayıp, kendim olduğumu hissettiğim dakikalardır. Ziyaret etmediyseniz eğer Tacettin Dergâhına uğrayıp İstiklal şairimize selam verin. Zira ölümsüz olan kahramanlarımız hisseder ve selamınız havada kalmaz, kendileri tarafından alınır. Uğramışken avlusunda bulunanlara ve en önemlisi de Muhsin Yazıcıoğlu’na dua okumayı ihmal etmeyin. Muhsin Yazıcıoğlu ölünce değerlenenler arasında eklediklerimizden sadece birisidir. Zaman, yaşayanların değerli olduğunu anlayamayacağımız kadar kör bir zaman. Avluda başka bir güzellik daha var, Tacettin Camii… Gidenleriniz bilirler. İçerisi küçük fakat farklı bir atmosferle huzurlu namaz kılmanızı sağlayan bir ruhu vardır. Buraları ziyaret ettikten sonra yönüm hep eski fakat eskimeyen mimarisiyle sokaklarına döner. Ramazan aylarında geleneklerimizin yaşatıldığı ve görsel olarak da eskiyi yaşatan mimarisi sayesinde özünüzü biraz da olsa bulmanıza yardımcı olur. Kahve kokusu her noktadan duyulan, değişik tatlıları bulunan kafeleri gençlerin ve genç hissedenlerin odak noktası. Özellikle Kanaviçe Çikolata benim açımdan uzun yıllar eskimeyenler arasında yerini alacak gibi… Soğuk havalarda kış çayları, sıcak havalarda Osmanlı şerbeti ile bir Osmanlı baş aşçısı edasıyla size ilk deneyim lezzetlerini sunuyorlar. Biraz ilerisinde duran seyyar bir at arabası benzeri araçta kına ile sövme yapan tatlı mı tatlı bir amcayı görürsünüz. Ressamlığı ile size harika dövmeler yapabilmesinin yanında İstanbul beyefendisi tarzı konuşmasıyla sohbet etme şansınız olabilir. Cadde kısmında enstrüman satan yerler var. Ve ikinci çalgı aletim olan Ney’imi oradan aldığımda tasavvufa kendimi adamak için çok hevesliydim. Böyle yerler insanı huzurlu çalgılara da yönlendirecek kadar tılsımlı.
Ankara denilince aklıma en çok buralar gelir. Fakat bunun yanında eklemek istediğim güzide bir yer daha var. Ankara tek bir merkezden ibretken olduğu ve önemli insanın kabrinin de bulunduğu yer: Ulus semti. 1. TBMM’nin açıldığı küçük bir kesimden şimdiki alışverişin, ibadethanelerin, vakıfların, derneklerin bulunduğu yer.
İbadet kısımda akla ilk gelen Hacı Bayram-ı Veli Camii’dir. Yolunuz düşerse dua okumadan geçmeyin derim. Bu kesimin iç kısımlarında kitapçılar ve kıyafet satanlardan çok Isparta ili ile yarışacak kadar gülün tüm çeşitleri mevcuttur. Tabii bir de Konya’yı ayağınıza getiren şekerlerini unutmamak gerek. En çok etkileyen kısmı kadınlar için ayrılan büyük bir ibadet bölümü. Kocatepe Camii gibi büyük camilerimizden olduğu için ibadet kısmına kadın erkek ayırmadan büyük bir alan tahsis edilmiş. Nedendir bilmiyorum ama böyle yerlerde yapılan dualar daha hızlı sonuç vereceği düşüncesiyle sıkıntılı zamanlarımda yolum hep buralara çıkar. Sonuçta neye inanırsanız o olur. Buranın da ilk yerlerden biri olmasından dolayı eski yapıları görebilirsiniz.
Ankara’yı sevmeyenler muhtemelen denizi ya da buna benzer yerlerin olmamasından yakınıyorlardır. Oysaki bu şehir sade bir hayat yaşamayı sevenlerin seçebileceği yerdir. Ulaşımındaki kolaylığın yanında sakin ve kalabalık alan seçeneği de sunuyor. Memuriyet için seçilmesindeki en önemli nedenlerden biri budur. Her şeyden önemlisi ise bu şehirde hâlâ değişmeyen tek şey komşuluk ilişkileridir.
Aslında Ankara denilince ilk akla gelen Anıtkabirdir. Dışarıdan gelenlerin ilk gezmek istedikleri ve binlerce turisti görebileceğiniz ilk uğrak noktasıdır. Buradan her noktaya ulaşım kolaydır. Orta nokta ve ortak noktadır değerlerimiz için. Işığı alabildiğine gür yanar burada. Gündüzü ayrı bir aydınlık, gecesi ayrı…
Şehrin kültürel yönü daha ağır bastığı için burada yaşayanlara katkısı da ona göre şekilleniyor. Yolu buraya düşen kitapseverlerin Anıtkabirden aşağıya inip Kızılay semtine uğramalarını öneririm. Hayran kalacaklarına inanarak, hayal dünyalarına ilhan olabilecek binlerce kitabın bulunduğu sahaflarda uğramalarını tavsiye ederim.
Değeri 1920’de anlaşılıp, bir askerin gözüyle boş bir semte bakarak gelecek gören ve geliştirenlere saygı ve sevgiyle.

