Madem ilkbahardaki doğum gibi kalamıyor insan, madem yaz mevsimindeki gibi gençlik misali mukavemetli olamıyor insan… O zaman; yaşlılığımızı yüzümüze vuran hazan günlerinin ölüme bir hsolmayan hazanatırlatma olduğu, gelecek olan kışla hayatın duracağının habercisi olan mevsimlere kulak verelim. Mevsimler bir kıssa ise şayet, bizim de alacağımız bir hisse vardır elbet!
İklimlerin sürekli tekrarlanıyor olması bir hayat kuralı demiştik. Fakat insan öyle mi? Bir gün içinde insanların ruh iklimi kaç mevsimi birden yaşamaktadır. Bir ömürde insan ne mevsimler görüp geçirmektedir, sizce de öyle değil mi? Mademki böyle, başımıza gelen sıkıntıların altında kalmayalım. Elbette geceden sonra hep gece gelmez ya! Elbette arada bir güneş vardır. Mütebessim çehresiyle doğacak, size ışık huzmeleriyle dokunacak ve içinizi ısıtırken samimi bir şekilde merhaba diyecek… Aynı bunun gibi hayata kıyasla içinde yaşadığımız hazan, elbette son olan bir zaman dilimi değildir. Bakış açısına göre arada bir, kışın dinlendirme modu da olacaktır. Kar beyaz güzellikler tüm kir ve olumsuzlukları örtecek ve yeniden bir ilk olacaktır sizin için de… Hayatımız hep son ve ilkler arasında gidip gelen med-cezirlerle örülü değil mi zaten? Her son olan nefesten sonra, yeni bir nefes almıyor muyuz? Her eskiyen son günün ardından yeni bir güne merhaba diyerek başlamıyor muyuz?
İşte yaşadığımız hayatlarda tıpkı böyle; ilk ve sonbaharlarla ve de yenilenmelerle doludur. Sonbaharlar olmalı ki, bizi ilkbaharlara taşısın, eskiyen bir şeyler olsun ki, yenilenmek mümkün olsun ve rutinlikler son bulsun. Umutsuzluk, sabırsızlık, acelecilik, dayanıksızlık, o zaman niye? Sonbahar ya da kışı gördük diye bu karamsarlıklar neden? İlkbahar ve yaz da var! Tıpkı bundan öncekilerde de olduğu gibi. Unutmayalım ki, mevsimler arası geçişlerde olduğu kadar, hayatımızın evresi olan mevsimler arası geçişlerde de sancı kaçınılmazdır. Gönül dünyamız ve ruh halimiz de mevsimsel bazı değişimler yaşarken, bir takım zorluk ve sıkıntılarla elbette karşılaşacaktır. Hiç kuşkusuz hepsine dair yeni doğumlar da devam edecektir, son ölümlerin ardından. Yeter ki son olan son gelmesin! Sondan önceki sonlar hep olacaktır..! Düşünün, bir spor müsabakasında çok kez düdük çalınır? Fakat her düdük sonrasında yeniden oyun başlar. Yeter ki çalan düdük son olmasın! İnsanların hayat dönemeçlerinde de çok düdükler çalınacaktır hiç şüphesiz! Her biri kazanmak için yeni bir ümit taşıyan… Bir başka açıdan bakıldığında ise; sonbahar hasat mevsimidir de. Bir yıllık emeğin ve ürünlerin depolandığı mevsim. Kış ise…
O zaman biz de; hayat karşısında iyilik ve güzelliklerden yana yerimizi almalıyız ki, sonbahara geldiğimizde utanıp sıkılmadan kendimizle yüzleşebilelim. Sonbaharın sonrasındaki son yolculuğa ulaştığımızda; hem geride bıraktıklarımız, hem de yanımızda alıp götürdüklerimiz açısından depolarımız ve ambarlarımız dolu olsun ki, sondan sonra da sonsuz olabilelim…
Bu hazan mevsiminin de tıpkı bundan öncekilerde olduğu gibi, tekrarı olan son hazanlardan olmasını dilerim. İlkbahara ümitler taşıyan ve geleceğe temiz hayallerle köprü kurulan…
Son olan son hazanların ise düşlediğiniz bir son olmasını ve “sonsuzluk kervanından” bambaşka yeni bir ilkbaharlara kapı aralayan, sonsuz ve solmayan bir son hazan olmasını diliyorum..!
Sonsuz sevgi, huzur, güzellik ve mutluluklar sizlerle olsun.
