Kendime Giden Kapının Gıcırtısı 

You are currently viewing Kendime Giden Kapının Gıcırtısı 

İnsanın kendine bakması, karanlık bir odaya girip ışığı açmamak gibidir. Ne kadar beklersen bekle, gölgeler hep önce gelir. Ben de uzun zamandır o gölgelerle aynı masada oturuyorum. Sessizlik çay koyuyor, iç sesim sandalye çekiyor, ben ise ne tarafa bakacağımı bilemeden kendi içimde ağır ağır çözülüyorum.

Hiçbir kırılma bir anda olmuyormuş; bunu geç öğrendim.

İnsan önce küçük bir yalan söyler kendine “iyiyim”.

Sonra başka bir yalan daha ‘’geçer”.

Ve en sonunda kendini susturmayı öğrenir. Ama ben bir şeyi fark ettim: İçimde taşıdığım ağırlıkların hiçbiri sesli değildi. Hepsi sessiz bağırışlardan ibaretti.

Yıllarca “olur” dediklerim, içimde “hayır” diye karşılık bulmuş.

Görmezden geldiğim yaralar, tene değil ruha işliyormuş.

Kendimi erteleyerek başkalarını tamamlarım sanmışım; meğer eksilen hep benmişim.

İnsanın kendi içindeki yorgunlukla yüzleşmesi, aynaya bakıp gözlerinin içine ilk kez gerçekten bakmak gibidir.

Ben o bakışı geç keşfettim.

Gözlerimdeki bütün yorgunluğu, kırgınlığı, kaçışları gördüm.

Ve itiraf edeyim: En çok kendime kırılmışım. Kendimi duymadığım, hislerimi hafife aldığım, kendi içimde büyüyen sessizliği yok saydığım için. Ama kırgınlık da bir öğretmenmiş;

insanı önce yere indiriyor, sonra gerçekleri dizlerinin dibine bırakıyor.

Şimdi biliyorum:

Kendime doğrulmadığım sürece, kimseye doğrulamazmışım.

İçimdeki düğümü çözmedikçe başka hiçbir kapı açılmıyormuş.

Öğrendiğim en ağır gerçek şu oldu:

Kendime sahip çıkmadığım her gün, dünya bana biraz daha yabancılaşıyormuş.

Yine de içimde bir yerlerde hafif bir kıpırtı var.

Adı umut değil belki, ama bir tür kabul…

Kendime dönmenin geç kalmış bir töreni gibi.

Ve bugün, hayatımın bütün gürültüsünün ortasında, kendi içimdeki derin sessizliğe bakıp şöyle diyorum:

“Ne olduysa, bende izini bırakabilir. Ben artık o izlerden kaçmıyorum.

Çünkü sonunda anladım:

Büyümek, dışarıya değil, kendi içinin karanlığına tutulan bir kandille başlıyormuş.”

This Post Has One Comment

  1. Ayşegül

    Kaleminize sağlık, yazılarınız ile bizleri buluşturduğunuz için çok teşekkürler…

Bir yanıt yazın