Kendimin kendim olmadığını sanıyorum son günlerde. Aslında kendime ‘o’ diyesim geliyor ama kendimi de kendim gibi hissetmediğimden onu da söyleyemiyorum. Bedenimin yanında yeni bir varlık gibiyim. Bedeni ve yaşamı ona emanet edilmiş bir ruh gibi. Kalu belada ‘ben bu hayatı yaşayacağım ve aslıma geri döneceğim’ diye söz verdiğimi zannederdim eskiden, artık ‘ben bu beden bu hayatı yaşarken ona eşlik edecek, onun en az zararla dünya aleminden geçmesine yardım edeceğim’ diye söz vermiş gibi hissediyorum. Kendi yanımda oturuyorum sanki. Ona bakıyorum yani kendime. Aslında kendim olmayan bana; ellerime, yavaş yavaş yaşlanan derime, bazı günler geceler ağlamaktan bitap düşmüş gözlerime. Ona eşlik edemeyeşimi düşünüyorum. Yalnız bırakışımı. Kendi elimi tutup yalnız olmadığımı kendime hatırlatamayışımı. Oysa hepsinde kendimi izleyişlerimi hatırlıyorum. En mutlu günlerimde, en yalnız hissettiğimde, en büyük hatalarımı yaptığımda ya da en masum aldatılışlarımda kendimiz uzaktan seyredişimi hatırlıyorum. Seyredişimi hatırlıyorum da o zaman kim kimi seyrediyor içerdeki kim, dışardaki kim!
Hatta bazen kafamın içindeki ses hiç susmazdı, duyanın ben konuşanın başka sesler olduğunu zannederdim. Oysa bugün anlıyorum ki konuşanlar benim, sonsuz olan ben. Sonsuz diyorum çünkü ilahi nefesle var olduğumu biliyorum. O yüceler yücesi Rabbin nefesi ile var olduğumu ve tekrar O’na döneceğimi. Şırıl şırıl akan, kimi zaman kuruyan kimi zaman coşan, birileri görse de görmese de, faydalansa da faydalanmasa da, kuşlar da içse suyundan, içinde yosunlar da büyüse kendi akışından, denize gitmekten vazgeçmeyen, gidemese bile yolunda kuruyacak olan dereler gibi Rabbimle bir olacağım ve O’nun sonsuzluğuna bulanacağıma eminim.
Şimdi kendimi oturtmak istiyorum önüme. Ondan, şundan, bundan arındırmak istiyorum. Sözlerden, bakışlardan, yargılardan, sözlerimden, bakışlarımdan ve yargılarımdan arındırmak. Başımı alıp ellerimin arasına tane tane bit ayıklar gibi ayıklamak istiyorum başımdan bunca yıldır başımla birlikte sürükleyerek getirdiğim kirli, yapışkan, toksik hisleri. Ve hamamda keseler gibi soymak istiyorum kalıntıları vücudumdan. Birer birer sıyırıp atmak istiyorum boşuna taşıdığım yükleri. Tozu toprağı silkelemek istiyorum kendimin üstünden. Ama bunu kendime kendim yapmak istiyorum. Öz varlığım öz bedenime dost olsun istiyorum. Anne olsun kardeş olsun eş olsun istiyorum yoldaş olsun.
Söz verdim ya kalu belada. Ben bu kızı bu yolculukta ‘seveceğim’ dedim ya. Yol bitene kadar sevmek istiyorum kendimi. O da sevsin istiyorum kendini, o dedim emanetim işte. Anlattım ya; yol arkadaşım. Acısıyla, tatlısıyla hep yanında olduğumu geç fark etsem de o kıymetli kız. O kıymetli emanet. Sana söz, kendimi sana hep hissettireceğim.
