Hz. NUH a.s. (14. BÖLÜM)

You are currently viewing Hz. NUH a.s. (14. BÖLÜM)

Hatırlayacaksınız Hz. Nuh a.s.’ı üç başlık altında inceliyorduk. Neydi o başlıklar:

1.      Hz. Nuh a.s. kavmini neye ve nasıl davet etti

2.      Kavmi Hz. Nuh a.s.’a nasıl karşılık verdi

3.      Kavminin tepkilerine karşı Hz. Nuh a.s. nasıl davrandı.

1.sini şu ana kadar inceledik. Şimdi 2. Maddeye bakalım.

2.                  KAVMİ HZ. NUH A.S.’A NASIL KARŞILIK VERDİ

Hz. Nuh a.s.  onları tevhide, takmaya ve ibadete çağırıyor. Bununla birlikte kavminden dünyevi hiçbir karşılık da istemiyor. Defaatle de şunu söylüyor:

—“Ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim Allah’a aittir.” (Sebe Suresi 47. Ayet)

  Bunu söylemesine rağmen kavmi, yani karşısındaki o kitle Ekser’ü – nas ve miner’ün min’en – nas yani iyilerin iyileri ve insanların çoğunluğu Hz. Nuh a.s.’a farklı bir biçimde karşılık veriyor. Kur’an o kadar ayrıntı veriyor ki bize. Biraz araştırdığımızda bu konu ile ilgili ayetlerin ne kadar çok olduğunu görüyoruz. Ancak ben en son 14 maddede özetlemekle yetinicem: 

Kavmi Hz. Nuha.s.’a nasıl karşılık verdi?

  • Apaçık bir delalete düşmek ile suçladılar (Araf Suresi 60. Ayet) 

—“Kavminden ileri gelenler dediler ki: “Biz seni apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz” (Araf Suresi 60. Ayet) 

Delalet kelimesinin Türkçede birkaç karşılığı var ama burada ki anlam şu: Sapıtmışsın dediler. Sen yanlış yoldasın diyorlar. Asıl kendilerinin sapkın ve yanlış yolda olduklarının farkında bile değiller. Hz. Nuh a.s. onları doğruya çağırıyor ancak onların Hz. Nuh a.s’a  verdiği karşılık bu. 

Burada Peygamber efendimizin hayatına bakacak olursak ona da Mekkeli müşrikler bu şekilde karşılık vermemiş miydi? Onu da delalet ile suçlamışlardı.

—“Sen atalarımızın dininden bizi koparıyorsun. Sen bizim geleneklerimize göreneklerimize şimdiye kadar gördüklerimize aykırı konuşuyorsun. Sen bunu yapmakla aslında bizim düşüncemizden sapıyorsun. Bizi de kendin gibi saptırmaya çalışıyorsun.”

Dediler. Temel’in bir fıkrası var biliyor musunuz: Temel arabasıyla otoyola ters girmiş.  Karşıdan arabalar üstüne üstüne geliyor. O anda radyodan anons yapılıyor Adamın biri otoyolda ters yönde ilerliyor. Lütfen herkes dikkatli olsun. Temel de hemen anonsa karşılık veriyor. Ne bir tanesi diyor hepsi hepsi…. Hiç kendi üzerine alınmıyor. İşte inkarcılarda böyle, kendisi sapıtmış bütün bir dünyayı kendi karşısında, farklı bir yerde görüyor. Hz. Nuh a.s.’ın karşısındaki kitlede böyleydi.

  • Dinlememek için bahaneler ortaya koyup hakikatten kaçtılar (Nuh Suresi 7. Ayet)

—“Ben onları senin bağışlaman için her davet ettiğimde, onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, ısrar ettiler, kibirlendikçe kibirlendiler.” (Nuh Suresi 7. Ayet)

Bakın Kur’an inkarcıların davranışlarını nasıl detaylı anlatmış.

  • Dinimizi ve dolayısıyla birliğimizi bozmaya çalışıyorlar ona karşı sert olun dediler. (Nuh suresi 23. Ayet)

—“Dediler ki: “Sakın tanrılarınızı bırakmayın, ne Vedd’i, ne Suva’ı ve ne de Yeğus’u, Yeûk’u ve Nesr’i.” (Nuh suresi 23. Ayet)

Yani Hz. Nuh a.s.’ı anarşi çıkarmakla suçluyorlar. Bizim birliğimizi dirliğimizi bozmaya çalışıyor dediler. Dediler ki dininizi ve tanrılarınızı bırakmayın. İlahlarınız ve süva, yevus, yeuk ve nesir den vazgeçmeyin. (bunlar onların en büyük putlarıydı) O’na karşıda sert olun. Çünkü o sizin dininize ve birliğinize dil uzatıyor. Bakın Hz. Nuh a.s.’a karşı söylenenler bunlar. Değerli kardeşlerim burada gene  siyer-i nebi’ye bakacak olursak, aynı şey Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve Sellem’e de yapılmadımı. 

  • Bir üstünlüğün yok ki niye sana inanalım dediler. (Hud Suresi 27. Ayet)

—“Buna karşılık, kavminin ileri gelen kâfirlerinden bir kısmı dediler ki: “Biz seni bizim gibi insanlardan biri olarak görüyoruz, başka değil. İlk bakışta bizim ayak takımımızdan başkasının senin arkana düştüğünü görmüyoruz. Sizin bizden fazla bir meziyetinizi de görmüyoruz. Aksine sizi yalancılar sanıyoruz.” (Hud Suresi 27. Ayet)

—“Sen de bizim gibi bir insansın. Niye sana inanmış olalım ki. Bula bula Allah seni mi buldu. Kavmin içinde bu kadar zengin, soylu, asil ve bilgili adamlar varken Allah niye seni seçsin. Senin seçilmenin ispatı ne ki? Hadi göster bakalım. Ne önünde melekler yürüyor ne arkada. Ne büyük bir hazinenin sahibisin ne de elini zahmetsizce attığın bir mahsul veren tarlan var. Ne önünde arkanda adamlarım var ne de çoluk çocuğun var. Bizden fazlaca ne üstünlüğü var ki sana inanalım. Senin hiçbir üstünlüğün yok.”

Dediler. Neden böyle düşünüyorlar biliyor musunuz? Çünkü müşrik aklı beşer üstü birini bekliyor. Beşer üstü olsun ki takatler erişmesin, bahaneye yer olsun. Yoksa peygamberin taklidi için onu istemiyor, peygambere ittiba etmek için de onu istemiyor Ne üstünlüğü var ki senin diyor ve bunun üzerinden bir sürü şey söylüyorlar.

  • Alaya alıp küçümsediler (Şuara Suresi 111. Ayet)

—“Â, dediler, senin ardına hep düşük kimseler düşmüşken, biz sana hiç inanır mıyız?” (Şuara Suresi 111. Ayet)

Ne dediler biliyor musunuz? 

—“Ona sadece fakirleri inanıyor. Toplumun en düşük en alt tabakası kimse Nuh’a inananlar onlar dediler. Aklı başında, ileri gelen, zengin, toplumda itibar olan kimse inanmıyor. Bizim değer vermediğimiz düşük seviyede dediğimiz insanlar inanıyor. Onun için de dikkate alınacak bir şey değil.”

Diyerek küçümsediler. Alay alıp küçümseyerek ona burun kıvırdılar. 

  • Yanındakilerini sana inanmış olan alt tabaka insanları kov ki seni dinleyelim dediler. (Hud Suresi 29. Ayet)

—“Ey kavmim! Ben sizden herhangi bir mal mülk istemiyorum. Benim mükafatım ancak Allah’a aittir. Ve ben ona iman edenleri kovacak değilim. Onlar elbette Rablerine kavuşacaklar. Fakat ben de sizi cahillik eden bir kavim görüyorum.” (Hud Suresi 29. Ayet)

İnkarcılara göre o tebliğin engellenmesi gerekiyor Dediler ki :

—“Yanındakileri, o düşük tabakada olanları, o alt tabakadaki olanları yanından kov ki biz yanına gelelim. Senin meclisinde yer alalım.”

Bakın kardeşlerim. Hz. Nuh a.s. onların bu taleplerine nasıl cevap veriyor. Hemen Kur’an dan okuyalım. Hud Suresi 29. Ve 30. Ayetler ile Şuara Suresi 111. Ve 115. Ayetlerde onlara şöyle cevap verdiğini okuyoruz:

—“Ey kavmim. Allah’ın emirlerini bildirmeye karşılık sizden herhangi bir ücret istemiyorum. Benim mükafatım ancak Allah’a aittir. Ben iman edenleri kovacak değilim. Çünkü onlar rablerine kavuşacaklardır. Fakat ben sizi bilgisizce davranan bir topluluk olarak görüyorum.”(Hud Suresi 29. Ayet)

—“Ey kavmim. Ben onları kovarsam, beni Allah’tan (o’nun azabından) kim korur. Düşünmüyormusunuz.” .”(Hud Suresi 30. Ayet)

Konuşmalar devam ediyor…

—“Â, dediler, senin ardına hep düşük kimseler düşmüşken, biz sana hiç inanır mıyız?” (Şuara Suresi 111. Ayet)

—“Nuh dedi ki: “Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur.” (Şuara Suresi 112. Ayet)

—“Onların hesabı ancak Rabbime aittir. Düşünsenize!” (Şuara Suresi 113. Ayet)

—“Hem ben iman edenleri kovmaya memur değilim.” (Şuara Suresi 114. Ayet)

—“Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.” (Şuara Suresi 115. Ayet)

  • Bizim üzerimizde Hakimiyet kurmak için bunları söylüyorsun dediler. (Mü’minun Suresi 24. Ayet)

—“ Bunun üzerine, kavminin içinden kâfir kodaman topluluğu “Bu, dediler, tıpkı sizin gibi bir beşer olmaktan başka bir şey değildir. Size üstün ve hakim olmak istiyor. Eğer Allah (peygamber göndermek) isteseydi, muhakkak ki bir melek gönderirdi. Biz geçmişteki atalarımızdan böyle bir şey duymadık.” (Mü’minun Suresi 24. Ayet)

            Yani diyorlar ki:

—“Senin derdin bize Kral olmak. Sen bunları söyleyerek aslında iktidar elde etmek istiyorsun. Toplumda tanınmak ve bilinmek istiyorsun. Senin tek bir derdin var o da bize hakim olmak.”

Böyle bir şey yok aslında. Ama bir şey anlamıyor o mele’ün min’en-nas. Ya bir insan sadece Ecrin’i, mükafatını Allah’tan bekleyerek bu kadar büyük bir fedakarlık yapabilir mi? Eğer bir insan bir dava için bu kadar mücadele ediyorsa kesin o insanın dünyevi anlamda bir hesabı, gizli bir menfaati vardır. Kendisi menfaatsiz tek kuruşunu vermeyeceği için, menfaat elde etmediği zaman asla orada bulunmayacağı için Allah’ın dini için gayret edeni anlamıyor. 

  • Tehdit edip korkutmaya çalıştılar (Şuara Suresi 116. Ayet)

Ne dediler biliyor musunuz 

—“Dediler ki: “Ey Nuh! Eğer vazgeçmezsen, iyi bil ki, taşa tutulanlardan olacaksın!” (Şuara Suresi 116. Ayet)

Aleyhisselatu vesselam efendimizi de kovdular değil mi? Taşlamanın bir anlamı da odur. Mecaz anlamı kovmak demektir. Allah Resûlü sallallahu aleyhi sellem’i taşladılar mı? Taif’te taşladılar. Dolayısıyla bu yolun kaderi bu. 

  • Yalanladılar ve yalancılıkla itham ettiler (Kamer Suresi 9. Ayet)

—“Onlardan önce Nuh’un kavmi de yalanlamıştı. Kulumuzu yalanladılar ve: “Cinlenmiştir.” dediler. Ve (Nuh davetten vazgeçmeye) zorlandı.” (Kamer Suresi 9. Ayet)

Mesela Hz. Nuh a.s.’ın güvenirliğini sarstılar. 

—“Yalan söylüyor.” dediler haşa. 

—“Yalancının sözüne itibar edilir mi? sözleri doğru değil.”

Dediler. Hz. Nuh a.s.’ın aleyhinde bir sürü şey söylediler. O sözlerin üzerinden. Hz Nuh a.s.’ın güvenirliğini kaybetmesine çalıştılar.

  • Mecnun / Deli dediler (Kamer Suresi 9. Ayet)

Buradaki mecnunluk bizim anladığımız manada akli delilik değil. Yani akli noksanlık değil. Araplar mecnun diye kime diyor biliyor musunuz? Cinlenen adama diyor. Cinlerle bir şekilde münasebeti varsa, o adama mecnun diyor.

Burada ki söylenenden maksat şu: Cinler bana haber getiriyor. Aslında vahyi bu cinler getiriyor. Vahiy getiren Vahyi Emin meleği. Ama müşrik onu öyle demiyor. 

—“O’nu o’na cinleri getiriyor.” Diyor. 

Mecnun ithamı peygamberimiz dahil bir çok peygamber için de söylenmişti. Hatta peygamber efendimiz için dediler ki:

—“Ey kendisine zikir, Kur’an indirilen Muhammet. Sen mutlaka bir mecnunsun.” (Hicr Suresi 6. Ayet)

            Firavun da aynı şeyi Hz. Musa a.s.’a dedi. Bu örnekleri çoğaltabiliriz.

Hz. Nuh a.s.’a ilk mecnun diyen kişi kendi evinden birisi. Kendi hanımı ona mecnun diyor. Ve o haberi dışarıya ilk sızdıran da o kadın. Diyor ki:

—“Nuh’a bir şeyler oluyor. Akşamları terliyor, titriyor. Ve ona cinler musallat oluyor. Büyük ihtimalle O mecnun.” Diyor.

İşte Nuh Aleyhisselam’ın hanımın da ki ihanet namus-i bir ihanet değil. Orada ki ihanet evdeki sırrı dışarıya vermesidir. Yoksa Haşa bir namus meselesi falan değil.

  • Baskı altına alıp Hz Nuh’un iş yapamaz hale getirip engellemeye çalıştılar (Kamer Suresi 9. Ayet)

—“Onlardan önce Nuh’un kavmi de yalanlamıştı. Kulumuzu yalanladılar ve: “Cinlenmiştir.” dediler. Ve (Nuh davetten vazgeçmeye) zorlandı.” (Kamer Suresi 9. Ayet)

İnsanlarla Hz. Nuh a.s. arasına engeller koydular. Bu engeller için de ellerinden gelen her şeyi yaptılar. O günkü mele suni gündemler oluşturdu. İnsanların böyle zihinlerini boş yere meşgul edecek gündemler oluşturdular ki Hz. Nuh a.s. ‘ın daveti ile insanlar buluşmasın diye. Çünkü seni meşgul ettiği zaman, o meşguliyet senin hakikatle arana mesafe koyacak. 

  • Tebliğ ettiği vahyi Hz Nuha.s.’ın kendisinin uydurduğunu iddia ettiler (Hud Suresi 35. Ayet)

—“Yoksa “Onu uydurdu” mu diyorlar? De ki; “Eğer uydurdumsa vebali benim boynumadır. Bense sizin yüklendiğiniz vebalden uzağım”. (Hud Suresi 35. Ayet)

  • Her türlü hileyi yapmaktan ve tuzak kurmaktan geri durmadılar (Nuh Suresi 22 ayet)

—“Büyük büyük tuzaklar kurdular.” (Nuh Suresi 22 ayet)

  • Azabın kendilerine bir an önce gelmesini istediler.(Hud Suresi 32. Ayet)

—“Bıktık artı senden İkide bir bizi azapla tehdit edip duruyorsun. Hadi azabın kendi bize bir an önce gelsin de ulaşsın. Getir bakalım bize tehdit ettin o azabı.” (Hud Suresi 32. Ayet)

Dediler. Yani bir nevi Allah’a Haşa Meydan okudular. Hz. Nuh a.s.’ı en fazla yoran buydu. İnsanların hilelerinden ve oyunlarından artık bıktı. Adamların çevirmediği film kalmadı. Neler neler yaptılar.

Bir yanıt yazın