Hz. NUH a.s. (15. BÖLÜM)

You are currently viewing Hz. NUH a.s. (15. BÖLÜM)

Hatırlarsanız Kur’an’ın rehberliğinde Hz. Nuh a.s.’ı anlamaya çalışıyoruz. Üç  tane ana başlığımız vardı :

  1. Hz. Nuh a.s. kavmini neye ve nasıl davet etti
  2. Kavmi Hz. Nuh.a.s.’a nasıl karşılık verdi.
  3. Kavminin tepkilerine karşı Hz. Nuh a.s. nasıl davrandı.

Şu ana kadar ilk iki maddeyi öğrendik. Şimdi kaldığımız yerden yani üçüncü maddeden devam ediyoruz.

  1. KAVMİNİN TEPKİLERİNE KARŞI HZ. NUH A.S. NASIL DAVRANDI?

Hz Nuh a.s.’ın kavminin kendisine söylediklerine teker teker cevap verdiğini görüyorsunuz. Kavmi ne demişse Hz. Nuh a.s. cevap veriyor ama o cevapların hiç birisi Hz. Nuh a.s.’ın kendisini aklama cevabı değil. “Siz bana şöyle dediniz ben öyle değilim. Ben aslında böyleyim.” şeklinde diyaloglara girmiyor. Ortada gözle görülür bir çaba var. O çabanın nereden kaynaklandığını Kur’an’ın üzerinde biraz durduğumuzda yakalayabiliyoruz. Aslında bütün çaba Allah’ın davetini onlara ulaştırabilme çabası. Yoksa Hz. Nuh a.s.’ın kendisini aklama diye bir çabası yok. Buna ihtiyacı da yok zaten. Hz. Nuh a.s.’ın  verdiği cevapların hepsi davetin önündeki engeli kaldırmak için verilen gayret.

Bu konuda konuşacak çok şey var ama kavminin tepkilerine karşı Hz. Nuh a.s.’ın nasıl davrandığını ve nasıl cevaplar verdiğini gene Kur’an’ın ışığı altında şöyle bir inceleyelim:

  • Bende bir delalet / sapıklık yoktur. (Araf Suresi 62. Ayet)

—“Size Rabbimin gönderdiği gerçekleri duyuruyorum, size öğüt veriyorum ve Allah tarafından, sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum.” (Araf Suresi 62. Ayet)

Ben de bir dalalet sapıklık yok. Asıl beni bununla itham edenler de var, ben zaten ne olduğunu biliyorum. Sizi hidayete ve Allah’ın dinine çağırıyorum diyor.

  • Ben alemlerin Rabbinin elçisiyim diyor. (Araf Suresi’nin 62. Ayet)

—“Size Rabbimin gönderdiği gerçekleri duyuruyorum, size öğüt veriyorum ve Allah tarafından, sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum.” (Araf Suresi 62. Ayet)

  • Ben sadece bana vahyedileni tebliğ ediyor ve size öğüt veriyorum dedi (Araf Suresi 62. Ayet)

—“Size Rabbimin gönderdiği gerçekleri duyuruyorum, size öğüt veriyorum ve Allah tarafından, sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum.” (Araf Suresi 62. Ayet)

Kendiliğimden bir şey söylemiyorum. Söylediğim her şey beni gönderen makamın size ulaştırmamı istediği sözler. Allah istiyor, ben de ulaştırıyorum.

  • Ben sizi uyarmak ve Rabbimin Merhametine ulaşmanız için uğraşıyorum dedi (Araf Suresi 64. Ayet)

—“O’nu yalanladılar, biz de O’nu ve O’nunla beraber gemide bulunanları kurtardık, âyetlerimizi yalanlayanları boğduk! Çünkü onlar, kalb gözleri körleşmiş bir kavim idiler.” (Araf Suresi 64. Ayet)

  • Ben bu davetime karşı sizden hiçbir ücret menfaat ve mal istemiyorum dedi (Hud suresi 29. Ayet)

—“Ey kavmim! Ben sizden herhangi bir mal mülk istemiyorum. Benim mükafatım ancak Allah’a aittir. Ve ben ona iman edenleri kovacak değilim. Onlar elbette Rablerine kavuşacaklar. Fakat ben de sizi cahillik eden bir kavim görüyorum.” (Hud suresi 29. Ayet)

  • Ben yanındaki zayıf ve fakir müminleri kovacak değilim dedi (Hud suresi 29. Ayet)

—“Ey kavmim! Ben sizden herhangi bir mal mülk istemiyorum. Benim mükafatım ancak Allah’a aittir. Ve ben ona iman edenleri kovacak değilim. Onlar elbette Rablerine kavuşacaklar. Fakat ben de sizi cahillik eden bir kavim görüyorum.” (Hud suresi 29. Ayet)

Niye bunu dedi? Çünkü onlar diyorlar ki kov onları. Onları kovarsan biz geliriz diyorlardı. Ama Hz. Nuh a.s. her şeye rağmen hayır diyordu.

  • Ben sizin hakkında tam anlamıyla bilginiz olmayan meseleler hakkında cehaletle hareket eden bir topluluk olduğunuzu söylüyorum dedi (Hud suresi 29. Ayet)

—“Ey kavmim! Ben sizden herhangi bir mal mülk istemiyorum. Benim mükafatım ancak Allah’a aittir. Ve ben ona iman edenleri kovacak değilim. Onlar elbette Rablerine kavuşacaklar. Fakat ben de sizi cahillik eden bir kavim görüyorum.” (Hud suresi 29. Ayet)

Bunu niçin söyledi? Diyorlardı ya “sana sadece ayaktakımı ve bilgisizler uyuyor”.Hz. Nuh a.s. da buna karşıt olarak “Asıl sizsiniz cahil olan. Siz kendinizi iyi bir yerde görüyorsunuz da cehalet sizden saçılıyor” diyor.

  • Ben Allah’ın hazineleri benim yanımdadır, gaybi biliyorum, meleğim falan demiyorum. dedi (Hud Suresi 31. Ayet)

–“Ben size “Allah’ın hazineleri benim yanımdadır.” demiyorum ki. Ben size “Ben bir meleğim.” de demiyorum. O sizin kendinize göre, hor gördükleriniz hakkında “Allah onlara hiçbir hayır vermez.” de demiyorum. Onların içlerindeki niyeti, en iyi Allah bilir. (Bu söylediklerimin aksini iddia etseydim) asıl o zaman zalimlerden olurdum.” (Hud Suresi 31. Ayet)

Hz.Nuh a.s. bunu söyledi çünkü onlar ısrarla böyle şeylerle itham ediyorlardı.

  • Ben azabı size getirecek değilim Onu size ulaştıracak olan Allah’tır dedi. (Hud Suresi 33. Ayet)

—“Nuh dedi ki; “Onu ancak Allah dilerse getirir. Ve siz O’nu yıldıracak değilsiniz.” (Hud Suresi 33. Ayet)

Kavmin ileri gelenleri Hz. Nuh a.s.’a. “O kadar bizi tehdit ettiğin azap gelsin o zaman.” diyince  Hz. Nuh a.s.’da dedi ki :

—“O benim elimde değil. Allah sizi tehdit ediyor. Ama zamanını ben bilmiyorum. Ben onun dışında bir bilgi ile size gelmiyorum.”

  • Rabbinizden mağfiret dileyin. O da size dünya –  ahiret merhametini tecelli ettirsin dedi. (Nuh Suresi 10. Ayet)

—“Gelin, dedim, Rabbinizin sizi bağışlamasını isteyin. Çünkü o çok bağışlayıcıdır.” (Nuh Suresi 10. Ayet)

Ahiretteki merhamet belli. Peki dünyadaki merhamet ne? İşte Hz. Nuh a.s. buna dikkat çekti. Dileğin ki size bol bol yağmurlar yağdırsın, mallarınızı ve oğullarınızı çoğaltsın, size bahçeler ihsan etsin ve size ırmaklar akıtsın. Bakın vaad edilenler hep dünyada. Bunun da önemini yine biz Kur’an’ın içerisindeki bütünlükten anlarız. Burada Hz. Nuh a.s.’ın yaptığı dünyada bir iktidarı hedeflemek değildir. “Müslüman olursanız şöyle şöyle menfaat elde edeceksiniz, şöyle başarılar olacak” ve bunun gibi vaadler yok. Müslümanların bu manada ona iman edenlerin bütün karşılıklarının ahirette olması yönünde genel bir mesaj var.

Ama özellikle burada dünyevi anlamda da bir şeyler var. Nedenini biz yine incelediğimizde ayetlerdeki o bütünlüğün içerisinden bulmaya çalıştığımızda çok önemli bir ince noktayı yakalıyoruz. O “Mele” takımı yanı o güçlü kesim ne demişlerdi :

—“O’na sadece ayak takımı inanıyor. Fakirler inanıyor.”

İşte orada ki o iddiayı Hz. Nuh a.s. böylelikle çürütmek istedi ve şunu demek istedi:

—“Hayır. İslam’a girmek, iman etmek insanı fakirleştirmez. Bilakis bu din sadece fakirler için gelmiştir mantığı yanlış bir mantık. Eğer iman ederseniz ve imanınız da istikrar sağlarsanız Allah size dünyevi anlamda da bunları vaat ediyor. Bol bol yağmur vadediyor, Irmaklar vadediyor, bahçeleri vaat ediyor. Dünyevi anlamda da rahatlık vaat ediyor. Dolayısı ile zenginlik vaat ediyor.”

Size bir anektot da aktarmak istiyorum:

Hz. Nuh a.s. halkın puthhanelerde bulundukları sırada, yanlarına varıp: “(Lâ ilâhe illallâh=Allâh’dan başka ilâh yoktur!) deyiniz. Ben , Allâh’ın Kul ve Resulüyüm!” dedikçe, işitmemek için halk, başlarını, elbiselerinin içine sokar, kulaklarını da parmakları ile tıkarlardı! Yine bir gün onlara: (Lâ ilâhe illallâh=Allâh’dan başka ilâh yoktur!) dediği zaman, Sanemler yüzlerinin üzerine düşünce, kalktılar, Onu, yüzünün üzerine düşünceye kadar dövdüler. Kral Mahvil (Mahvil b. Ahnuh, b. Kayn (kaynan). Nuh Aleyhisselâm, bu kralın oğlu Berakil’in kızı Uzre ile evli idi.) (Asım Köksal Peygamberler tarihi c 1-s 155, İbn.Esîr-Kâmil c. 1 ,s.63) bunu, haber alınca, Hz. Nuh a.s.’ı huzuruna getirtti ve Ona :

—“Nedir bu, senin hakkında işittiğim?! Dinime ve Babanın oğullarının, üzerinde bulundukları şeye karşı davranışın?! Nedir, Sanemleri kürsülerinden düşüren bu sihir?! Bunu sana kim öğretti.?” Dedi.

Hz. Nuh a.s.

— “Onlar dediğin gibi birer ilah olsalardı, yüzlerinin üzerine düşmezlerdi. Ben Allahın Kulu ve Resulüyüm! Sen, Yüce Allah’dan kork ve Ona, hiçbirşeyi şerik koşma!” dedi.

Kral Mahvil; Sanemler Bayramı hazırlanıncaya kadar, Hz. Nuh a.s.’ın tutuklanmasını ve Sanemlerin, tekrar Kürsülerine yerleştirilmelerini ve bozulan yerlerinin onarılmasını emretti. Bayram gelince, toplanıp yapılan şeyleri görsünler diye halk’a nida ettirildi. Hz.Nuh a.s.  Kral hakkında Allâha dua etti. Kral, bir baş ağrısına tutuldu, aklını kaybetti. Bir hafta sonra da, öldü. Ölüsü, altın şerit üzerine konulup Sanem heykellerinin içinde ağlanarak tavaf edildikten sonra, gömüldü. Kral Mahvil’in ölümü üzerine, yerine geçen oğlu Dermesil, Hz. Nuh a.s.’ı, serbest bıraktı. (Asım Köksal-Peygmberler Tarihi c.1 s.157)

Hz. Nuh a.s. ne yaptıysa olmadı. Bir türlü kavmini hidayete taşıyamadı. Ve ne yazık ki onun daveti kavminin tuğyanını arttırdı. Bir yerde tuğyan artarsa arkasından tufan gelir. Ve Bir yere Tufan gelirse oraya helak ulaşır. Bir yere helak ulaşırsa o beldenin Salih insanları için Allah bir Necat gönderir. Hz. Nuh a.s zamanında gemi idi. Başka zamanda başka bir şey necat olur. Eğer helak gelecekse bir topluma Allah o beldenin salih insanlarını, mümin insanlarını o helak’a karşı korur.

Peki hep Tuğyan Tuğyan diyoruz da bu Tuğyan nedir? Tuğyan ne ki arkasından Tufanı getiriyor. Tuğyan Kur’an-i bir kavramdır. Tuğyan şu Aslında

  • Doğru yoldan sapmak.
  • Ahlaki ölçülere riayet etmeyip azmak.
  • Allah’ın sınırlarını ihlal edip taşkınlık yapmak.
  • Zulüm haksızlık ve tecavüzleri arttırmak.
  • Aşırı tüketime düşmek, dengeyi bozmak, ölçü ve tartıda adaletsizlik yapmak

Şimdi Allah aşkına biriside çıksın da bana desin ki şunlardan bir tanesi bugün yok. Tuğyan bu işte. Eğer bugün de tuğyan varsa arkasından muhakkak bir Tufan gelecektir. Ama bu tufan bizim bildiğimiz manada olmaya bilir. Allah’ın tufanı çok. Tuğyan varsa eğer ve arkasından tufan gelecekse bizimde o tufana karşı tedbir almamız gerekir. Çünkü Tufan demek helak demek. O zaman bize bir gemi lazım. Nedir o gemi : Peygamberin davetine uymaktır. Yani ehl-i sünnet vel cemaat anlayışı ile, Emr-i bi’l ma’rûf ve nehy-i anil münker yapmalıyız. Yani insanlara “İyiliği emret ve kötülükten men et” meliyiz. Eğer biz peygamberin davetine uyarsak Biz Nuh’un gemisindeyiz demektir.

Hz Nuh’un karşısındaki kavminin tuğyanı arttıkça arttı. Ümitler azaldı ve en sonda yakarış ortaya çıktı. Dedi ki:

—“ Nûh dedi ki: “Ey Rabbim! Onlar bana isyan ettiler; malı ve çocuğu hüsrandan başka bir şeyini artırmayan kimsenin ardına düştüler.” (Nuh Suresi 21. Ayet)

— “Büyük büyük tuzaklar kurdular.” (Nuh Suresi 22. Ayet)

— “Dediler ki: “Sakın tanrılarınızı bırakmayın, ne Vedd’i, ne Suva’ı ve ne de Yeğus’u, Yeûk’u ve Nesr’i.” (Nuh Suresi 23. Ayet)

—“ Çok kişiyi yoldan saptırdılar. Sen de o zalimlerin sadece şaşkınlıklarını artır.” (Nuh Suresi 24. Ayet)

—“Onlardan önce Nuh’un kavmi de yalanlamıştı. Kulumuzu yalanladılar ve: “Cinlenmiştir.” dediler. Ve (Nuh davetten vazgeçmeye) zorlandı.” (Kamer Suresi 9. Ayet)

—“Bunun üzerine Rabbine: “Ben yenik düştüm, bana yardım et!” diyerek yalvardı.” (Kamer Suresi 10. Ayet)

—“Nûh dedi ki: “Yeryüzünde kafirlerden bir tek kişi bırakma.” (Nuh Suresi 26. Ayet)

—“Zira sen onları bırakırsan kullarını yoldan çıkarırlar ve sadece ahlâksız ve kâfir çocuklar doğururlar.” (Nuh Suresi 27. Ayet)

—“Ey Rabbim! Bana, babama, anama, mümin olarak evime girene ve bütün inanmış erkek ve kadınlara mağfiret buyur. Zalimlerin de sadece helakini artır.” (Nuh Suresi 28. Ayet)

Bunun üzerine yüce Allah Hz. Nuh a.s.’a şöyle vahyetti:

—“Ayrıca Nuh’a şöyle vahyettik: “Bil ki kavminden şimdiye kadar iman etmiş olanlardan başka artık kimse iman etmeyecektir. Onun için yaptıkları şeylerden dolayı kederlenme.” (Hud Suresi 36. Ayet)

—“Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre gemiyi yap. Zulüm yapanlar hakkında da bana bir şey söyleme. Çünkü onlar kesinlikle suda boğulacaklardır.” (Hud Suresi 37. Ayet)

—“Yarabbi ben mağlup oldum artık. Bana yardım eyle.” (Kamer Suresi 10. Ayet)

Bu yakarışın arkasından Rabbi ona dedi ki :

—“ Ayrıca Nuh’a şöyle vahyettik: “Bil ki kavminden şimdiye kadar iman etmiş olanlardan başka artık kimse iman etmeyecektir. Onun için yaptıkları şeylerden dolayı kederlenme.” (Hud Suresi 36. Ayet)

Yani kalem kırıldı artık.

—“Onların yaptıklarına üzülme. Artık senin onlarla işin yok. Şimdi sen gözetimimizin altında, gözlerimizin önünde sana bildirdiğimiz gibi yani vahyettiğimiz gibi gemiyi yap. Zulmedenler haddi aşanları hakkında da bir daha bana başvurma. Çünkü onlar artık boğulacaklar sana bu benim vahimdir.” (En’am Suresi 159. Ayet)

Diyerek rabbimiz vahyini Hz. Nuh’a iletti. Tamam artık emir geldi ve gemi yapılacak. Geminin nasıl yapılacağına dair Rabbimiz ona gereken şeyleri de söyledi.

—“Sen gözetimimiz de yapacaksın.”

Bizim gözlerimizin önünde. Bizati yaptıracak olan Allah. Hz. Nuh a.s.’ın yaşadığı yer denize yakın bir yer değil. Onlar gemiciliği bilen bir kavim de değil, böyle bir tecrübesi yok Hz. Nuh a.s.’ın. İlk kez böyle bir emir alıyor.

Bir yanıt yazın