Belli bir ahenk içinde yağıyor kar. Bazen sakin, bazen hızlı ve hırçın, kimi zaman da lapa lapa… Her bir tanesi bir diğerine benzemeyen ve her taneciğinin bir melek tarafından indirildiğine inanılan…
Evet, coğrafyamızı kaplayan kar, bizleri temiz manzaralara tanıklık ettirdi. Keşke uzun ömürlü olabilseydi, böylesi karlı manzaraların hayatımızı kuşattığı süre. Perdeyi aralayıp, sokak lambasının aydınlığında kar zerreciklerinin yere düşüşünü izlemek zevk veriyor insana. Bir yandan estetik bir dekor oluştururken, diğer taraftan da sanki mahrem bir ânı, yeniden yaşıyormuşçasına romantik bir atmosfere sizi alıp götürüyor.
Düşünürsünüz kar altında şu an kimlerin olduğunu. Ve duygulanırsınız karlarda yaptığınız yürüyüşlere yolculuk yaparken. Kar, gece, ışık ve hayaller…
Hepsi bir araya geldiğinde sevdalara yapılan yolculuğun resmidir, kış günlerinin kar manzaraları. Kim bilir? Bazen de göklerin ağlaması gibi kaybolan yıllarınıza ve yitik sevdalarınıza ağlarsınız. Kar taneleri inerken yere sakin sakin; gözlerinizden yol bulup yanaklarınızdan aşağıya süzülen damlacıklarla örtüşür aynı zaman dilimi. Sizi alıp götürürken duygunun merkezine, düştüğü yere yapışan kar, sanki çağrışım yaptırır bu mutlu tablonun kısa süreceğine dair.
Duygulu yağar kar! Çünkü beklemiştir bir yıl boyunca bugünü. Oysa sıcak, düşmanıdır kar beyazlığın. Bu mutlu atmosfer çok sürmeyecektir, çiçekleri dalından kopartan hoyrat bir el misali. Belki de yer çekimine duyduğu özlemle birlikte yapışır, yere düşen her bir kar taneciği. Hiç ayrılmayacağına duyduğu inançla! Lakin nafiledir. Bu mutlu kavuşma, bu sarmaş dolaşlık, sımsıkı sarılmış olunan hasret buluşması ve bir yıllık sabrın bereketi bir lahzadır sanki. Bir lodos rüzgârı veya bir güneş ışığının değmesi ile erimeye başlayacak, tılsımı bozulacaktır el değmemiş manzaraların…
Öyle ya! Kar olur da kar altında kalanlar düşünülmez mi hiç? Evsiz barksız, yersiz yurtsuzlar, battaniye altında üşüyenler, kurak yerlerde, otogarlarda ve atm lerde uyuyan sahipsizleri, sevgililerinden ayrı düşmüş yalnızları hatırladım. Kar altında el ele, kol kola yürüyen aşıkları, geçen zamanın hatıraları unutturamadığını ve üç metre kar altında tanık olduğum yaşam manzaralarını da hatırıma getirdim. Doğanın güzelliği kadar bir o kadar da acımasızlığını…
Kış, kar ve doğadan yola çıkarak; insanların da zaman zaman katı doğa şartlarına benzer acımasız davranışlar sergilediğini, vefasızlıklarını…
Elinde fotoğraf makinesi, fırçası veya kalemi ile kar yağışının duygusal atmosferinde romantik anlar yakalayabilmek için zamanı durdurmak ve ölümsüzleştirmek isteyen sanatkârlarla edebiyatçıları da unutmadım. Tıpkı bunlar gibi; duyguları hırpalanmış, duygu mevsiminden havasını almış ve gadre uğramış; gam yüklü, kırık kalpli ve hüzünlü sevdalar taşıyan acılı yürekleri de unutmadım…
Acaba üşüyen bu yürekler, aradığı ve özlediği sıcak ortama kavuşabilecek mi diye sorguladım. Ellerini, nefeslerinin sıcak dumanıyla ısıtmaya çalışan yersiz yurtsuzlar gibi; yürek yangınlarının sızısı ile ıssızlaşan yalnızların, kendilerini ısıtıp ısıtamayacaklarını. Ya da çocukların kar yağışı nedeniyle okullarının kapanmasını beklemesi gibi; kaybedilen sevdiklerinizin ardından, kayıplar ülkesine yaptıkları yolculuk kapılarının yüzlerine kapanarak, tekrar size dönüp dönemeyeceklerini…
Evet, bu yağan kar da geçip gidecek mevsimimizden. Tıpkı ömür mevsiminden akıp geçen kış geceleri ve bundan önce geçip, göçen kar tanecikleri gibi. Hem de hiç geçmeyecek ve hiç bitmeyeceğini sandığınız duygularınıza inat… Bizim de el değmemiş en mahrem duygularımızın merkezinde böylesi anlarımız yok mudur? Hoyrat bir kasırga, ters esen ve zehirleyen lodos gibi, bir yaban ısısı; kavurucu çöl sıcağı gibi alıp götürmemiş midir kar beyazı umutlarımızı.
Evet, insanoğlu için karlı duygular; yeni bir umut, yeni bir heyecan olsa da kardan umutlar üzerine hayat kurmayı dilemek, hayallerden gerçek çıkarmak kadar zordur. Niye mi? Bu türden ümitler besleyerek geleceğe yelken açmak, çocukların kardan adam yapmasından farksız olacaktır da ondan. Gün gelecek, bin bir ümit ve şen şakrak eğlencelerle şekil vermeye çalışarak yaptığınız kardan adamlar, küçük bir müdahale ile yıkılacak veya küçük bir temasla eriyip gidecektir de işte ondan! Ve siz, bu gerçek karşısında; bir kez daha kaybolan zamanınıza, yitik duygularınıza ve bitik ruh halinize dövünmeye devam edeceksiniz. Yangın yerine dönmüş gönlünüzün sıcaklığı ile inatlaşarak, geçip gittiğiniz zorlu yolun yanlışlığını gördüğünüzde; üşüyen bir deniz gibi ortalık yerde sahipsiz kaldığınızı hissedeceksiniz…
Birlikteliklerinizin ve kavuşmalarınızın kar beyazı bir temizlikte olmasını, dindirilen özlemlerinize ait kavuşma süresinin ise kar ömrünce olmamasını dilerim. Yine umutlarınızın çığ altında kalmaması ve duygularınızın kış soğuklarının dondurucu etkisine maruz bırakılmamasını da diliyorum.
Sizin yüreğinize de kış melekleri, kar tanesi güzelliğinde duygular indirsin. Sizin de kar zerrecikleri temizliğinde kalbinizi kaplayacak masumiyet ve mesuliyet sahibi sevgi melekleriniz olsun.
