Bizzat yüce yaratıcımız tarafından kıymetlendirilerek inananların yüksek kazancına vesile kıldığı mübarek gecelerden birisidir Miraç Kandili. Kısacık ömrümüzde böylesi ihsan edilmiş vakitler değerlendirilmeye şayandır. Yapılan her fiilin misli ile karşılığının verildiği sahih kaynaklarda rivayet olunmaktadır. Üç ayların misafir ettiği bu mübarek zamanlardan maksat, kişinin yetersiz denilebilecek ömründe yetiştiremediği salih amelleri, faydalı ve sevap kazandırıcı ibadetlerin meyvesine ulaştırmaktır. Kul olarak bizler bu meyvelerden yararlanmayı istesek de asıl gaye Allaha kulluk yolunda istikamet üzere gidebilmek için değil midir? Esas olan Yüce Rabbimizi razı edebilmektir. O da (cc) rahmetinin ve şefkatinin bir gereği olarak kullarına miraç gibi geceler armağan etmiştir.
Miraç gecesinde Efendimiz (sav) önce Mescidi Aksaya götürülmüş oradan da göklere yükselmiş, bedenen ve manen kutlu bir yolculuğa çıkmıştır. “Habibim” hitabının muhatabı olarak sınırlarını aklımızın bilemeyeceği bir şekilde Allah (cc) ile görüşmüştür. Beş vakit namaz gibi dinin direği olan kıymetli bir hediyenin yanısıra daha birçok müjde ile ümmetine geri dönmüştür.
Peki, miraç gecesini değerlendirmek için neler yapılmalıdır? İhya etmek için çaba göstermeliyiz. Rutinin dışına çıkarak her yaptığımıza misli ile mükafat verilecek olmasını fırsata dönüştürmemiz gerekir. Oruçla karşılayıp yine oruç ile uğurlayabiliriz. Dua edip, hacet namazı kılıp hatalarımıza tövbe ederiz. İbadet, namaz, Kur’an okumak, sadaka vermek, tebrikleşme, Müslümanları sevindirecek faydalı davranışlar, günahtan kaçınmak, geceye saygı adına gerekli olan her türden yaklaşım ve yaşayışı sağlamak lazımdır…
Bu mübarek zamanlardan aldığımız manevi güç ile tüm zamanlarımızı Allah’la miraç ediyorcasına şekillendirmek kula düşen vazifedir. Yani ihsan denilen; “Sen O’nu göremiyorsan da O’nun (cc) seni her an gördüğü” nü bilmek lazımdır. Rabbimizin yeryüzünde ve bizatihi kişinin üzerinde tecelli ettiğinin, sıfatları ile varlığını her an gösteriyor olduğunun şuurunda olabilmektir. Bu bilinç düzeyine ulaşmış bir mümin şükür üzere olur. Nitekim, Allah (cc) Kuranı Keriminde; “Eğer şükreder ve iman ederseniz, Allah size niye azap etsin? Allah şükrün karşılığını veren ve her şeyi bilendir.” (Nisa, 147) buyurmaktadır.
Miraç ve bu vesile ile gerçekleştirilen kulluk teslimiyetimizin nişanı olan güzel ibadetler, bizi yüce yaratıcımıza yaklaştırır. Eksikliklerimizin telafisi ile bütün bir ömre yayılan iman ve ahlak mücadelemiz, son nefesimizde kâmil bir inanç ile hakka yürümenin vesilesi olur. Kurtuluşa ermenin anahtarı olan kulluk acziyeti, aynı zamanda kişiyi vakur bir iman insanı da yapar.
Umulur ki bu kutlu zamanlar; fikrimizi, benliğimizi, kalbimizi ve ruhumuzu Allaha yönlendirmenin vesilesi olsun. Hak sözü işiten, iradesine malik, kibirden uzak, kusurlarını gören ve hakikat gözü açık olanlar seviyesine ulaştırsın. Hak Teâlâ’nın kabulüne layık bir ahlak, O’nun koyduğu sınırları gören ve hakkı gözeten vasıflara haiz müslümanlardan eylesin bizleri. Efendimiz (sav) sünnetine uygun yaşayan ve ruhen miraca ulaşmış gönül erlerinden olabilme çabasına girenler arasına dahil etsin. Miraç hürmetine bizi sevdikleriyle buluştursun ve onların sevgisini kazanmaya, vesilelere sarılıp sevdikleri arasına dahil olmaya müstahak eylesin…
Kandil gecemiz, miracımıza vesile olsun inşallah.
