Hz. HUD a.s. (21. BÖLÜM)

You are currently viewing Hz. HUD a.s. (21. BÖLÜM)

İnanç Yapısı Noktasında Ad Kavmi:

  • Hakikat karşısında yalan uyduruyorlar iftira ediyorlar. (Hud Suresi 50. Ayet)

— Âd kavmine de kardeşleri Hud’u gönderdik. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka bir ilâhınız yoktur. Siz sadece iftira edip duruyorsunuz.” (Hud Suresi 50. Ayet)

            Hakikat ne? Hz. Hud a.s.’ın getirdikleri. O hakikatler karşısında iftira atıp yalan söylüyorlar. Bunu yapmalarının sebebi ise kavim de ki insanların o mesajları duymasınlar, öğrenmesinler ve inanmasınlar.

  • Hakikati elde etmek için akıllarını kullanmıyorlar. (Hud Suresi 51. Ayet)

—“Ey kavmim! Bu iş için sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim ancak beni yaratana aittir. Artık akıllanmayacak mısınız?” (Hud Suresi 51. Ayet)

Bu insanların hepsi çok zeki adamlar. Zeka’da bir problem yok. Ama akıllarını hakikati anlamak için kullanmıyorlar. Başka şeyler için kullanıyorlar.

  • Hakikati inkar ediyorlardı. (Hud Suresi 59. Ayet)

— İşte Âd kavmi buydu. Rablerinin âyetlerini bile bile inkâr ettiler ve peygamberlerine isyan ettiler. Başa geçen her zorbanın emrine uyup arkasından gittiler.” (Hud Suresi 59. Ayet)

  • Hakikatin üzerini örtüyorlar. (Hud Suresi 60. Ayet)

—“Hem bu dünyada, hem de kıyamet gününde bir lânetle izlendiler. Bilin ki, Âd kavmi, gerçekten Rablerini inkâr ettiler. Yine bilin ki, Hud’un kavmi olan Âd, defolup gittiler.” (Hud Suresi 60. Ayet)

            Burada hakikat nedir? Tevhittir. Hz. Hud a.s.’a ne diyorlar biliyormusunuz:

—“Sen bu kadar tanrımızı bir tek tanrıya mı indireceksin? Bizim bu kadar işimiz var ve her işimiz içinde bir tanrımız var. Yağmur yağıyor, güneç çıkıyor, ay çıkıyor, doğum var, ölüm var. Bunların hepsini bir tanrımı yapıyor? Böyle bir şey yok. Sen bizim tanrılarımızı bir tek tanrıya çevirmek istiyorsun. O da kendi tanrına çevirmek istiyorsun.”

Hz. Hud a.s.

—“Ben sizi alemlerin Rabbine ve o Rabbin birliğine davet ediyorum. Allah’tan başka ilah yoktur. “

Diyor ama anlamıyorlar ve ne diyorlar biliyor musunuz?

—“Sen bizi atalarımızın yolundan saptırıyorsun.”

  • Hakikati yalanlıyorlar. (Mü’minun Suresi 33. Ayet) (Şuara Suresi 139. Ayet)

— Onun kavminden, kâfir olup ahirete ulaşmayı yalanlayan ve dünya hayatında kendilerine refah verdiğimiz kodaman güruh dedi ki: “Bu dediler, sadece sizin gibi bir insandır; sizin yediğinizden yer, sizin içtiğinizden içer.” (Mü’minun Suresi 33. Ayet)

            Ad kavmi burada ahireti yalanlıyor. Ahiretin varlığını, hesabı ve hesaba çekilmeyi yalanlıyorlar. Aslında Ad kavmi ateist değil. Yani mutlak manada tanrıtanımaz bir düşüncesi yok. Nasıl bir düşünceleri var biliyor musunuz? Kur’an’ın anlattığı bir sınıf var. DEHRİYUN. “Bizi zaman yarattı zaman yok edecek.” Dolayısıyla zamana inandıkları için ahiret hayatının olmadığına inanıyorlar.

            Hakikati yalanlama meselesi Şuara Suresinde ise şöyle geçer:

—“Böylece onu yalancı saydılar; biz de kendilerini helak ettik. Şüphesiz bunda mutlak bir âyet (alınacak bir ders) vardır, ama çokları iman etmiş değillerdir.” (Şuara Suresi 139. Ayet)

            Burada Ad Kavmi neyi yalanlıyor biliyor musunuz? Kendilerine gelecek olan azabı. Gelmez diyorlar.

—“Ya bizim gibi güçlü kuvvetli adamlara azap mı gelir.”

Diyorlar.

Ad Kavmi ile alakalı bilgileri Kur’an bize böyle veriyor. Gelelim Ahkaf bölgesine.

Ahkaf ne demek biliyor musunuz? Ahkaf resimde de gördüğünüz gibi çölde oluşan kum tepecikleri. Bu küçük küçük yüksekçe kum yığınlarına Ahkaf, ve o yığınların oluşturduğu bölgeye de Ahkaf bölgesi deniyor.

Helâk oluşları bütün insanlığa ibret olan Âd kavminin yaşadığı Ahkâf diyârı, Yemen, Aden ve Ummân arasındadır. Âd kavmi Arabu’l-âribe denilen, Arabistan yarımadasına ilk yerleşen kavimlerdendir.

Yukarıdaki resimde de görüldüğü üzere toprağında ot bitmeyen ve sıkıntılı bir hayat yaşanan zorlu bir coğrafya var. Ama o bölgeye yakın bir yerde Allah insanlara imar imkanı veriyor. İnsanlar burada binalar yükseltip muazzam bir hayat yaşıyorlar. İşte bunu sağlayan Allah’tır. Allah Kur’an vasıtasıyla bizlere bunu anlatarak

—“Siz bunu görmüyor ve anlamıyorsunuz”

Dercesine o bölgeyi de anarak önce Mekkelilere ve onlar üzeinden de tüm insanlığa muazzam mesajlar veriyor. Ama anlamıyorlar, dinlemiyorlar ve başka yerlere meseleyi sevk ediyorlar. Mesaj belli. “Sizin de bazı özelliklerimiz var ama bu özellikler sizin kavminizden değil. Allah’ın ikramı. Siz de anlayın” deniyor. Ama kim anlıyor kim dinliyor. Özellikle Ahkaf suresinin 21. Ayetinde bu mesajlar öne çıkarılıyor. Mekke müşriklerinin tavırları Ad Kavmi’nin tavırlarıyla kıyas ediliyor.

—“Ey Muhammed! Âd kavminin kardeşi Hud’u hatırla. Hani O, Ahkâf denilen yerde kavmini uyarmıştı. O’ndan önce ve sonra da nice peygamberler gelip geçmiştir. Hud, kavmine: “Allah’tan başkasına kulluk etmeyin. Çünkü ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum.” demişti.” (Ahkaf suresinin 21. Ayet)

Kur’an-ı Kerim Araf suresi 65 ayette bizlere müthiş bir şey söylüyor.

—“Ad kavmine de kardeşleri hud’u yolladık.” (Araf suresi 65. Ayet)

Bu kardeş ifadesi Kur’an-ı Ker’im de başka ayetlerde de geçiyor. Buradaki Kardeşler vurgusu sadece Hz. Hud a.s. için değil başka peygamberler için de var. Mesela Şuara Suresi’nde arka arkaya peygamberden bahsedilir. Hangi peygamberin fasılası başlayacaksa Rabbimiz önce onu şöyle bir cümle ile açar. Hz. Nuh a.s.’dan başlatıyor bakın.

  • Şuara Suresi 106. ayette sözü şu kalıpla açıyor:

—“Hani kardeşleri Nuh onlara şöyle demişti: “Siz Allah’tan korkmaz mısınız?”

  • Şuara Suresi 124. Ayet

—“Hani kardeşleri Hûd onlara şöyle demişti: “Siz Allah’tan korkmaz mısınız?” Bakın kalıp aynı mesajı aynı.”

  • Şuara Suresi 142. Ayet

—“Kardeşleri Salih onlara şöyle demişti? Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?”

  • Şuara suresi 161. Ayet

—“Kardeşleri Lut onlara şöyle demişti? Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?”

            Burada farklı bir detay vermek istiyorum. Şuara Suresi 177. Ayette Hz. Şuayip a.s. dan bahsederken kardeş ifadesi kullanılmamıştır:

  • Şuara Suresi 177. Ayet

—“Hani Şuayb onlara şöyle demişti: “Siz Allah’tan korkmaz mısınız?”

Bakın burada “kardeşleri” ifadesi yok. Demek ki Cenab-ı Allah kardeşe bir anlam yüklüyor. Kuranımız bir şeyi kullanıyorsa orada bambaşka bir mesaj var demektir. Burada Hz. Şuayb a.s. için kullanmıyorsa bu ifadeyi oradaki mesaja dikkat kesilmemiz lazım. Oysa başka ayetlerde Hz. Şuayip a.s. için “kardeşleri” ifadesi vardır. Mesela Hud Suresi 84 ayet de ne diyor Rabbimiz?

—“Medyen’e kardeşleri Şuayb gönderildi.” (Hud Suresi 84 ayet)

Şuara Suresinde “kardeşleri” ifadesi geçmiyor. Ama Hud Suresinde geçiyor. Çünkü Allah’ın kardeşliye yüklediği mana başka. Neden biliyor musunuz? Biraz önce Şuara Suresinde Medyen halkı anlatılırken Eyke üzerinden anlatılıyordu. Eyke ne? Eyke Medyen’in taptığı ağaç. İnanç üzerinden anlatın önce kardeşlik yok. Ama aynı kavim üzerinden ve aynı topluluk üzerinden anlatınca kardeşlik var. Sadece mü’minler kardeştir ilahi fermanına uygun bir biçimde bu gündeme getiriliyor. Siz orada akide ters bir şey yaptığını zaman kardeşlik yok. Ama ortak bir coğrafya ortak bir kavim olmasından dolayı orada o kimlik üzerinden değerlendirme kardeşlik üzerinden yapılıyor.

Bir yanıt yazın