Geçen hafta Cuma namazında Maltepe Camii’ndeydim. Hoca vaazında başından geçen bir olayı üzüntüyle anlattı. Arkadaşı torun sahibi olmuş (Allah hayırlı kader nasip etsin). Bir gün bir ortamda konuşurlarken, hoca sormuş:
- “Bebeğin ismini ne koydunuz muhterem? Adıyla yaşar inşallah.”
- “Büdü koyduk hocam.”
- “Yav, anne-baba Müslüman değil miydi? Büdü nedir? Yabancı isim olmuş öyle.”
- “Yabancı isim olur mu hocam? Kur’an’da bile var.”
- “Yav, Kur’an’da nasıl var? Ben bunca yıllık imamım, bilmiyorum.”
- “Nasıl imam oldun hoca sen, nasıl bilmezsin. Hani var ya, ‘iyyake nağbudü.'”
Hoca üzüntüden ağlayacaktı. Cemaat ise gülüyordu. Bu olay, toplumdaki genel bilgisizliği ve cehaleti gözler önüne seriyordu. İşte, bir kez daha anladım; hocayla cemaat arasındaki duygu farklılığı kadar yabancılaştık biz. Kendimize, birbirimize ve dinimize.
Eğitimsizlik ve bilgisizlik, toplumun her kesiminde kendini gösteriyor. Modern hayatın getirdiği yoğunluk, teknolojinin baş döndürücü hızla ilerlemesi, geleneklerimizin ve değerlerimizin unutulmasına neden oluyor. Bu küçük olay, aslında büyük bir gerçeği gözler önüne seriyor: Bizler, manevi değerlerimize ve dini bilgilerimize yabancılaşıyoruz.
Her geçen gün, daha fazla genç, kültürel ve dini değerlerden koparak, modern dünyanın cazibesine kapılıyor. Halbuki, sağlam bir inanç ve kültürel birikim, bireylerin hayatını anlamlı kılar ve onları topluma faydalı bireyler haline getirir. Ancak, bizler bu değerleri çocuklarımıza aktarmakta yetersiz kalıyoruz.
Bir başka olay daha anlatayım. Geçen hafta, sosyal medyada bir video izledim. Genç bir kız, sokak röportajında Hz. Muhammed’in (s.a.v) hayatını anlatan kısa bir soruya yanıt veremedi. Şaşkınlıkla, “Bu kimdi?” diye sordu. Röportajı yapan kişi şaşkın bir ifadeyle, “Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)?” dedi. Kız, “Aa, evet duymuştum,” diye cevap verdi. Bu olay da gösteriyor ki, gençlerimiz dini bilgilerden yoksun büyüyor ve bu durum toplumsal bir sorun haline geliyor.
Eğitim sistemimizin yetersizlikleri, ailelerin ilgisizliği ve toplumun genel kayıtsızlığı, gençlerin dini ve kültürel değerlerden uzaklaşmasına sebep oluyor. Dini bilgi ve manevi değerler, sadece camilerde değil, aile içinde, okulda ve sosyal çevrede de öğretilmeli ve yaşatılmalı. Ancak bu şekilde, geleceğin teminatı olan gençlerimizi, sağlam bir inanç ve kültürel birikimle yetiştirebiliriz.
Hikayeye dönecek olursak boşa dememişler: “Güleriz ağlanacak halimize.”
Selametle;
