Hz. SALİH a.s. ve SEMUD KAVMİ (26. BÖLÜM)

You are currently viewing Hz. SALİH a.s. ve SEMUD KAVMİ (26. BÖLÜM)

Semud Kavminin mimari açıdan ne kadar gelişmiş olduğunu bilmeyen yoktur. Bu mimarinin aynı tarihlerde var olan diğer medeniyetlerin mimarisi ile karşılaştırdığımızda Semûd Mimarisinin muazzamlığını daha iyi anlamış oluyoruz.

Semûd Mimarisi ile diğer medeniyetleri karşılaştıracak olursak

Semûd Mimarisi – Diğer Medeniyetlerle Karşılaştırma
KAVİMBÖLGEMALZEMEYAPILARAMAÇFARK
SEMUD KAVMİ MİMARİSİ
(Kaya Oyma
Mimarisinin Zirvesi)
Hicr / Medâin SâlihDoğal kaya
(monolitik)
* Dağların içine oyulmuş evler
* Kaya Mezarları
* Kapı Sütun ve Niş Süslemeleri
* Güvenlik (doğal sığınak)
* Kalıcılık ve Güç Gösterisi
* Doğaya Meydan Okuma Anlayışı
 
MISIR MİMARİSİ
(Eski Krallık)
Nil HavzasıKesme taş* Piramitler
* Tapınaklar
* Anıt Mearlar
* Ölüm sonrası hayat
* Firavunun İlahlaştırılması
* Dini ve Politik Güç
Semûd yaşamak için,
Mısır ölmek için yapı inşa etti.
MEZOPOTAMYA
(Sümer – Akad)
Fırat–DicleKerpiç, tuğla* Zigguratlar
* Saraylar
* Şehir Surları
* Tanrılarla bağlantı (ziggurat)
* Şehir Merkezli Yaşam
* Yönetim ve Ticaret
Semûd doğaya oydu,
Mezopotamya doğayı inşa etti.
İNDUS (Harappa)
MİMARİSİ
Hindistan – PakistanPişmiş tuğla* Izgara planlı şehirler
* Kanalizasyon Sistemi
* Standart Ölçüler
* Toplumsal düzen
* Hijyen
* Planlı Şehircilik
Semûd bireysel ve kaya merkezliyken,
 İndus kolektif şehircilik örneğidir.
ELAM MİMARİSİ
(İran)
İranTuğla ve taş* Tapınaklar
* Saraylar
* Dini merkezler
* Krallık Otoritesi
 

Bu karşılaştırmayı harita üzerinde de şu şekilde görebiliriz:

Semud Kavmi, Ad kavminin tarihsel devamlılığı olduklarını ve aralarında bir miras ilişkisi olduğunu biliyorlardı. Bu yüzden Ad Kavmi’nin gücünü, mimarisini ve kibir anlayışını örnek aldı. Onların helaklarını biliyorlardı çünkü Ad kavminden kalan kalıntıları görüyorlardı. Bu kültürel ve tarihsel mirastan ders almaları gerekirken aksine kibirlenip inkara gittiler.

Semud Kavminin Güney Arabistan Kabileleri ile ticari ilişkileri vardı. Özellikle Yemen ve Umman hattında ticaret yapıyorlardı. Baharat, tütsü ve değerli taşlar ticaret malzemeleri idi. Ayrıca Semud Kavmi Ticaret yolu üzerinde olduğu için konaklama merkezi durumundaydı.

Semud Kavminin Mezopotamya bölgesinde bulunan Sümer – Akad uygarlığıyla da az da olsa ticari ilişkilerinin olduğu tahmin ediliyor.  Akad ve Sümer döneminde Arabistan menşeli ürünler Mezopotamya’ya ulaşıyordu. Semud Toprakları da bu güzergah içinde olduğu için böyle bir tahmin yapılıyor. Ticaret varsa bile siyasi bir bağın olmadığı kesin.

Mısır ile siyasi ve askeri herhangi bir ilişkileri yok. Sadece Sina üzerinden dolaylı bir bağlantıları var. Bu da yoğun bir ekonomi oluşturmuyor.

Semud Kavminin Kenanîler (Levant) ile İlişkileri çok daha farklı. Filistin-Ürdün-Şam hattı üzerinden yapılan ticarette yol güvenliği ve geçiş sağlanıyor.

Semud Kavminin ticaret yollarına birde harita üzerinden bakalım

Semud Kavminin siyasi yapısına baktığımız zaman merkezi bir imparatorluk olmadığını görüyoruz. Kabileler ve ileri gelenler ”Mele” diye bildiğimiz ümre tarafından yönetiliyordu. Yayılmacı ve fetihçi bir devlet anlayışı yoktu. Bu yüzden Semud kavmi ile başka kavimler arasında büyük savaşlara, diplomasiye ve askeri ittifaklara yönelik her hangi bir bilgi yoktur.

Semud kelimesinin kökeni Semet ten gelir. Semet az su demek. Bölgenin en kıymetli şeyi su. İmtihanda bundan geliyor zaten. Su inanılmaz derecede kıymetli.

Yukarıdaki haritada gri olarak görülen Medain Salih diye belirtilen yer Semud Kavminin yaşadığı yer. Tebuk ile Şam arasında. Bu bölgede Semud Kavminden günümüze kalan bir çok kalıntılar var. Burada inanılmaz derecede eserler kalmış. Oradaki vadi en büyük ve en önemli vadi Vadii kurra. Tarihte çokça adına duyarız. En önemli şehir Uğla şehri. En önemli bölge ismi ise Hicir. Dolayısıyla bu isimlerle de anılıyor.

Koca bir çölün ortasında böyle volkanik dağlardan oluşan o coğrafyada muazzam evler yapmışlar. Ve Ad kavmi hakkında demişler ki:

—“Ad kavmi halkı yüksek yüksek sütunlar yaptı. Ama gelen azap o sütunları yerle bir etti. biz dağları oyup dağların içinde evler yapacağız ve bize bir şey olmayacak.” (Bu ifade Kur’ân’da ya da hadislerde tek parça hâlinde geçmez. Ancak tamamı Kur’ân ayetlerinden türetilmiş anlamların birleştirilmiş hâlidir. Şöyle ki; Fecr Sûresi 6–8. Ayetler “Rabbin Âd kavmine ne yaptı görmedin mi? Sütunlar sahibi İrem’e; Ki beldeler içinde onun benzeri yaratılmamıştı.” (Fecr 6–8) Buradan gelen ifade: “Âd kavmi yüksek sütunlar yaptı” “Güçlü ve anıtsal yapılar inşa ettiler” A‘râf Sûresi 74. Ayet ise “Sizi Âd kavminden sonra yeryüzüne yerleştirdi. Ovalarında köşkler kuruyor, dağları yontup evler ediniyorsunuz.” (A‘râf 74) Buradan gelen ifade: “Biz dağları oyup içlerinde evler yapıyoruz” Bu iki ifadenin birleşiminden ortak bir soz olarak “Ad kavmi halkı yüksek yüksek sütunlar yaptı. Ama gelen azap o sütunları yerle bir etti. biz dağları oyup dağların içinde evler yapacağız ve bize bir şey olmayacak.” Sözü ortaya çıkar.)

Semud Halkındaki düşünceyi dikkatinize sunmak istedim. Zannediyorlar ki Allah’ın azabından koruyacak tek şey sağlam yapılar. “Dağa sığınırsam kurtulurum” diye düşünüyorlar. Ama meselenin dağ olmadığını anlayamamışlar. Onun için bu dağları oyup inanılmaz evler yapmışlar.

Yukarıdaki resimde bir evin kapısını görüyorsunuz. Ağustos ayında sıcaklık neredeyse 50 dereceye varıyor. Ama içeri giriyorsunuz inanılmaz serin. Kışın aylarında ise tam tersi oluyor. Taşın böyle bir özelliği var. Semud Halkı taşın bu özelliğini çok iyi kullanmışlar.

Yukarıdaki resimde biraz daha ayrıntı var. Bunun gibi şu anda seksene yakın ev tespit edilmiş. Bu yapılar arasında bazı salonlar var ki Semud Yöneticileri oraları meclis olarak kullanmışlar. Ölülerini de buralara defnediyorlar. Çünkü ölülerinin ruhlarının kendileriyle beraber olduğuna inanıyorlar

Çöl ikliminde çok az yağmur yağdığı için yağmur yağdığı zaman binaların üst tarafında suyu tutacak havuzlar var. O havuzlardan da sulama sistemi oluşturmuşlar. Yağan yağmur suları bu kuyularda biriktiriliyor ve oradan kullanıma alınıyor. En kıymetli şey su ve o suyu zayi etmeme adına böyle bir sistem oluşturmuşlar. Öyle bize yıllardır anlattığım gibi “insan hiçbir şey bilmiyordu. Süreç içerisinde öğrendi” gibi laflar inanın yalan dolan. İnsanlar tarihin her döneminde çok şeyler biliyorlardı. İşte Semud Kavminden kalan yapılar da bunun bir işareti. Bu işaretler milattan önce 2 binli yıllara ait. Bu kadar erken bir dönemde insanlığın geldiği nokta bu.

Bu gördüğünüz yapı ise Semud Kavmi’nin meclis binası. Buradan içeri girdiğinizde sizi çok geniş bir salon karşılıyor. Genelde toplantılarını burada yapıyorlar. Hatta kuranda geçen ve dünyanın ilk örgütü olan 9 kişilik çete diye geçen hatta bazı alimlerin 9 ayrı çete olarak ta yorumladığı, o dünyanın ilk örgütü toplantılarını bu salonda yapıyordu. Bizim meşhur coğrafyacımız İbn-i Batuta’nın burayı bizlere aktarırken kullandığı ifadeler çok enteresan:

—“Tap taze. Sanki boyası yeni yapılmış gibi.”

İbn-i Batuta 1300 lük yıllarda vefat etmiş birisi. İnanın bu gün bile binaların durumu aynen böyle. Orada zaten sonraki süreçte hayat devam ediyor. Mesela Ad kavmi ile Semut Kavmi arasındaki en büyük fark budur. Allah Ad Kavmine helakı gönderdiğinde şehirlerini yerle bir etti. Ama Semud Kavmine helak geldiğindeki şehirleri ayakta kaldı. Sadece inkârcılar öldü. Sonra nebatiler geldi oraya. Ardından başka kavimler geldi ve yıllar yılı o şehir kullanıldı. İnsanlık orada süreci devam ettirdi. Sadece Semud Kavminin inkârcıları o helak sırasında yok olup gittiler.

Semud halkından bahseden en eski tarihi kaynak Yeni Asur kralı olan ikinci Sargon’a ait yazılı tabletlerdir.( Hoyland, Robert G. (2001), Arabia and the Arabs: From the Bronze Age to the Coming of Islam, sayfa 68. ) Tabletlerin tarihi M.Ö. 715 yılına aittir. Yine M.Ö. 2. Yüzyılda Ptolemy kendi zamanındaki Semud kavminden bahsetmiştir. (https://en.wikipedia.org/wiki/Thamud.) Bu iki tarih arasında 600 yıl olmasına rağmen Semud ismi kaybolmamış olduğuna dikkat edin.

Bir yanıt yazın