Vicdan Nedir?

You are currently viewing Vicdan Nedir?

Vicdan;

Kişiye kendi davranışlarıyla temelli olarak karar vermesini sağlayan, başka bir ifadeyle kişiyi kendi davranışları hakkında bir yargıda bulunmaya iten, kişiye iyiyi ve doğruyu yapma sorumluluğunu yükleyen içsel güç.

Kültürden kültüre farklı anlamlandırılan vicdan, bulma, görme, hissetme, duygu anlamlarında da kullanılmış. İslami bakış açısında terim olarak vicdan; insanın içinde bulunan ahlâkî otorite, ahlâkî değerler ve eylemler hakkında hüküm verme ve yargılama yeteneğini ifade eder mesela. Yine aynı kökten vâcid (zengin) hadislerde esmâ-i hüsnâ arasında zikredilir (Tirmizî, “Daʿavât”, 82; İbn Mâce, “Duʿâʾ”, 10). Vicdan Arapça “vecede” fiil kökünden türetilmiştir. “Vecede” fiilinin mastar kalıbı olan “el-vucud” beş duyu organı aracılığı ile “bulma”yı ifade eder. Bir şeyin tadını, sesini, kokusunu, sertliğini bulmak gibi… İnsanların ‘şehvet’ ve ‘gazap’ güdülerinin karşılanması da ‘vucud’ kökünden gelen kelimelerle anlatılır. Arapça’da vicdan kelimesinin alındığı ‘vecede’ fiili, duyusal, içgüdüsel, duygusal ve zihinsel pek çok psikolojik durumu anlatan bir kelimedir. Vicdan kelimesi, nefsin içsel gücünü ve yetisini ifade etmek için kullanılır. Arapça’da bu çok yönlü anlamlarına karşın bu kavram Türkçe’ye geçerken anlam daralmasına uğramıştır. Vicdan kelimesi Türkçe’de, tutum ve davranışların ahlâkiliği ile ilgili duygusal ve içgüdüsel durumları anlatır. (Kasapoğlu, 2003, s.131.

Antik Yunan düşüncesinde vicdan benzeri bir kavram “daimon” olarak karşımıza çıkar. Daimon, insanın içindeki yönlendirici ses, bir tür manevi pusula olarak görülür. Sokrates, daimon’un kendisine yanlış bir yola girdiğinde uyarıda bulunduğunu söyler. Bu yaklaşım, vicdanın kültürler üstü bir içsel rehber olduğunu gösterir.

Tartışmalı tanımları olan ilginç bir konudur vicdan. Mesela, H.L. Mencken, vicdanı “içimizden geçen, birisi bakıyor olabilir” sesi olarak tanımlar. Ona göre vicdan, insanın içindeki paranoyanın kendisidir. Oysa bu tanım, vicdanın özünü daraltır ve bozar. Oysa ki vicdan, böylesine kuşkulu bir ses değildir.

Vicdan, imanla şekillenen bir hak davadır. “Evet, birisi beni gözlüyor” der; ama bu bakış, rastgele bir göz değil, Allah’ın bakışıdır. Bu fark, vicdanı korku ve paranoyadan ayırır ve böylece teslimiyetin ve inancın kalpteki tekerrürü halini alır. Kimine göre bir olgu, kimine göre bir dürtü… Ama her durumda, insanın kendi içindeki teslimiyetle doğrudan bağlantılıdır.

Şöyle desek daha doğru belki de: vicdan, “nefs muhasebesi” dir. Nefs muhasebesi, kulun kendi iç dünyasında Allah’a karşı sorumluluğunu hatırlaması, içsel bir hesaplaşma ve arınma sürecidir. Bu yüzden, vicdanı sadece psikolojik bir dürtü değil, imanla bağlantılı bir hakikat alanı olarak tanımlamak gerekir. Bu yaklaşım sonucunda şu soruyu sorabiliriz; “İnsanın vicdanı imanı kadar mıdır?”. Cevap: Evet. Artık kişi her neye iman ediyorsa ona ve o iman ettiğinin gücüne inandığı kadar vicdanlıdır ve o çerçevede yargıda bulunup duygu anlamlandırmaları yapar.

Toplumun büyük kısmının da aynı bakış açısında olduğu Mencken’in yorumunda olduğu gibi, modern bireyin yalnızlık ve şüpheyle örülmüş dünyasını yansıtan bir vicdan kavramına karşıyım. Bence vicdan, gözetlenme korkusu değil; Allah’ın huzurunda olmanın bilinciyle şekillenen bir hakikat çağrısıdır. İnsan ne kadar “birisi bakıyor olabilir” paranoyaklığında olursa olsun, gerçek vicdan, bu sesin ötesinde, Allah’ın huzurunda olduğuna iman etmiş bir kalbin sesiyle var olur. Vecede kökündeki anlam gibi bulma, görme, hissetme, süreçlerinin birbiriyle geçtiği iletişim sonucunda alması gereken karar. Hani o annelerimizin bir iş yaparken “İçine sindi mi?” sorusunun cevabı belki de. Dostlar, vicdan, paranoyak bir gölge değil; yol bulmanı sağlayan ışık ve belki de daha net ifadeyle bir rehberdir. 


Vicdanınıza güvenin…

Selametle…

Bir yanıt yazın