Yeni bir Ramazan ayına daha adım atıyoruz. Bu Ramazan’da da önceki Ramazanlardan aşina olduğumuz ve tüm yıla yayılmasını umduğumuz rahmet ve feyz sofraları, infaklar, nefis mücadelesi, amel ve ibadetler silsilesi bizleri bekliyor.
Aylar öncesinden planlar ve programlar yapılmış durumda. Tabii bu programların içine kaçırılan vakit namazlarını, yüzlerce liralık lüks sofralarda konuşulan “Ramazan paketi yardımlarını” ve “nasıl daha ucuza getiririz” araştırmalarını katmıyorum. Onlar daha çok Ramazan misafirleri… Yalnız, bazen düşünüyorum: Ramazan bile olsa olması gerekeni yapmaya gayret eden bu kitlenin varlığı, kim bilir ne tür hayırlara vesile olur; belki de bu yüzden şükretmek gerekir.
Plan ve programlarda neler mi var?
- Televizyonlarda dini program akışları ve sanki İslam bin yıldır yokmuş da yeni inmişçesine sorulan, Kur’an ve ehli sünnet zenginliğiyle açıklanan farz hükmündeki sorular.
- Bazı programcılarımızın Ramazan’da aldığı ücretleri konuşmak ve bunun ne kadar adil olduğu üzerine hükümler aramak. Futbolcunun transfer ücreti yahut popçunun sahne ücretini sorgulamayanların bu meseleye takılması ayrı bir nüktedir.
- Kimin söylediği belli olmayan sözlerin Mevlânâ Hazretleri’ne mal edilip, altına zengin sofraların fotoğraflarıyla fakir edebiyatı yapılan sosyal medya paylaşımları.
- Yardım paketleri dağıtılırken çekilen ve paylaşılmadan eksik kalmayan fotoğraflar.
- Televizyonlarda Kudüs’te sabah namazı, Avrupa’da İslam gibi yayın akışları. Bunları önemsiyorum; çünkü Bosna’nın nerede olduğunu bilmeyen, Hz. İbrahim’i Urfa’da bir çiftçi zanneden kitle için ciddi bir bilgi hazinesi oluyor.
- Ramazan’ın ilk on günü tıklım tıklım olan, son günlerinde ise iki safı zor bulan teravih namazları…
- İftar sofralarında “oruç açma” telaşından çok, menü çeşitliliğini konuşan sohbetler.
- Sahur vakti uykusuzluğunu fırsat bilip, dini sohbet yerine dizi maratonuna dalan geceler.
Merak etmeyin, yukarıda saydığım bu planlamalar ve daha niceleri hazır.
Ama nedense;
Her günü Ramazan gibi yaşayan, seher vakti kalkıp hizmete başlayan, işinde düzgün çalışmaya özen gösteren, nefis tezkiyesi için mücadele eden, iman hakikatinin bilincinde olup “en güzel tebliğ ameldir” düsturuyla davranan ve göz önünde olmayan kişilerde böyle bir plan kaygısı yok. Çünkü onlar zaten olması gerekeni yapıyorlar.
Her gününüzün Ramazan güzelliğinde ve değerinde olması dileğiyle…
Hayırlı Ramazanlar.
