
HAKKINDA
1983 yılının 10 Ocak günü Ankara’da dünyaya geldim. Başkentte geçen çocukluk yıllarım, hem kültürel çeşitliliğin hem de tarihsel derinliğin içinde şekillendi. Sosyoloji eğitimi alarak insanı, toplumu ve değişimi anlamaya yönelik merakımı akademik bir zemine taşıdım. Üniversite yıllarında edebiyatla kurduğum bağ daha da güçlendi; okudukça çoğaldım, yazdıkça derinleştim.
İki çocuk annesi olarak hayatın farklı ritimlerini deneyimledim—sessizlikle konuşmayı, sabırla büyümeyi, kelimelerle iyileşmeyi öğrendim. Yazmaya ve okumaya olan ilgim, harfleri tanıdığım ilk günden bu yana hiç eksilmeden, aksine katlanarak devam etti. Her kitap bir yolculuk, her cümle bir durak oldu benim için.
Yıllar içinde kalemim, iç dünyamın sesi haline geldi. Gündelik yaşamın içindeki anlamları, insan ilişkilerinin görünmeyen katmanlarını ve kadın olmanın çok yönlü deneyimini yazılarımda işlemeye başladım. Denemelerimde düşüncenin izini sürdüm, şiirlerimde duygunun kıyısında dolaştım. Her satırda biraz kendimi, biraz bizi anlattım.
Ve sonunda buradayım… Kelimelerin gücüne inanan, yazdıkça çoğalan, okudukça derinleşen bir yolculuğun tam ortasında.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
-
Kalp Sağlığını Korumanın Kısa Yolu
Yansa parmak uçlarımız koruruz her türlü darbeden , süreriz merhemini , iyileşmesini bekleriz. Peki kalbimiz yandığında ?? Eşimiz , ailemiz , arkadaşlarımız , komşumuz en yakın bildiğimiz, güvendiğimiz biri kalbimizi yaktığında ?? Neden merhemini sürüp us ile iyileşmesini beklemek yerine , fırsatını bulduğumuz her an hatırlayarak , daha da derinleşmesi için kaşıyarak , unutmamak için…
-
Nerede Değilim?
-üç gün dedin beş gün oldu daha ne zaman gidecekler?” Dedi kadın -çocuğun okul işi hallolsun gidecekler, niye böyle yapıyosun?” Dedi adam Yemekler yapılmıştı yardım da etmiştin kadın yorulmasın diye. Sevimsiz çocuğunu bile oynatmıştın çocuk ağlayıp da annesini kızdırmasın diye. Çıktılar odadan -hadi bakalıııım herkes sofraya acıktınız dedi kadın Sen zaten az önce duyduklarından mütevellit…
-
Öğretmenim Oruç
Ben ne zaman haddi aşsam, ne zaman kendimden usanıp boğazıma kadar dünya dolsam, çalardım orucun kapısını. Tut beni ellerimden al içeri derdim kendimce, dünya dışarda kalsın, ben senin dizinin dibinde derdim. Kıymetli gelirdi kıymet verdiklerimden vazgeçişim, yemeyi içmeyi, küfrü ,taşkınlığı terk edişim, Hoşuma giderdi kendimi tutmak, kendimi orucun elinden tutarak tutmak değerli gelirdi. Değerli gelirdi…
-
Aşk Hasret ve Vuslata Dair
Aşkla mı başlıyor hasret yoksa hasret mi tutuşturuyor aşkı ? Sol yanım bir yangın yeri. Ateşe çalı çırpı toplayan çocuklar gibi aklıma gelen her hatıra. Her defasında kuvvetleniyor. Soluğumu kesiyor içimdeki duman , nefessiz kalıyorum. Gözlerin gözlerimin önüne geliyor , ölmek üzere olan birinin hayatı gibi. Gözlerindeki hareler vuruyor beni hiç ıskalamadan ve gözyaşlarında boğuluyorum.…
-
Vefaya Karşıdan Bakış
Vefa bir tohumdu kirlenmemiş kalplerdeKim bir bardak su döktüyse o’na yeşerdiDalları kırılınca anladı ancakYardım birtek, Rahman dileyince gelirdi. Neler bekliyoruz değil mi azıcık bir yardımımızın dokunduğu kimselerden. Örneğin bir ömür hatırlasın istiyoruz yaptığımız iyiliği. Bize davranışları hep bunun üzerine kurulsun istiyoruz. Yaptığımız onlarca negatif davranışın hatırlanmasından zerre memnun olmazken, zerre kadar iyilik, büyüsün de büyüsün…
-
Savaş Çocukları
Gece yarısı beni yatağımdan aniden kaldıran ses; güzel kızımın ağlaması sadece, bomba sesleri değil. Hızla yapıyorum mamasını, biraz az gelince basıyor çığlığı. Bebek, anlamıyor. Savaş bebeklerinin anlamadığı gibi. Mamanın hızla yenisi geliyor. Susup uykuya dalıyor minik. Peki savaş çocukları? Kaç kez aç karna uykuya dalıyor, anneciği eğer hala hayattaysa tabi kaç kez onun açlığını kendi…
-
Bir Pencere Kanadı
Açın pencerelerini dünyanın , boğuluyorum !!! Ortadoğudan yükselen yanık et kokusu doluyor genzime ve her an daha da harlıyor bu ateşi, batıdan esen , gözünü hırs bürümüş , önüne çıkan ne varsa darma duman eden bu rüzgâr. Esmer tenler görüyorum , güneşten değil savaştan yanan. Trafik lambasındaki dördüncü bir renk gibiler kavşaklarda. Kırmızıyla beraber siyahı da yakıyorlar…
-
Kalp Sağlığını Korumanın Kısa Yolu
Yansa parmak uçlarımız koruruz her türlü darbeden , süreriz merhemini , iyileşmesini bekleriz. Peki kalbimiz yandığında ?? Eşimiz , ailemiz , arkadaşlarımız , komşumuz en yakın bildiğimiz, güvendiğimiz biri kalbimizi yaktığında ?? Neden merhemini sürüp us ile iyileşmesini beklemek yerine , fırsatını bulduğumuz her an hatırlayarak , daha da derinleşmesi için kaşıyarak , unutmamak için…







