Devir ne kadar değişse, yüz yıllar geçse de insanlıkta değişmeyen tek şey vardır, gönülden bağlılık. Bu bir dost, eş ya da arkadaş ile mümkün bile olabilir. Fakat önemli olan devamlılık ve niyetteki sahih oluş. Güvenmek; yanı başında yürürken tereddüt etmeden ilerlemek. Aranıp bulunmayan, bulunca da yitirilmemesi gereken bir durum. Hızına yetişemediğimiz çağın değişkenliklerine ayak uydurma niyetinde değilim. Anlık konuşmalarla arkadaşlık kurup, birkaç gün içinde dostluk diye tabir ettiğimiz her şey bir yıkılışla gerçek maskeleri ortaya çıkartabiliyor. Biz de böyle bir çağa denk geldik. Sakinliğin zorlaştığı, acele işlerin arttığı, durup dinlemeye vakti olmayanları çekme niyeti olmayanların veryansınları sarıyor etrafımızı. Çekmekten çok uzak durmak ya da doğru noktayı iyi bilemekle yaşama dahil oluyoruz. Ahde vefa kıymetliyken, bir kahve ile bağladığımız kırk yıllık gönle alınanların bir söz ile bittiği dönemde bulunmak stres yapmamız için bize yeter de artar. Durun düşünün diye bağırmak geçiyor içimden. Ama onlar çoklar, ben ise azınlık kısmındayım. Sessizlikle büyük ses oluşturma düşüncesinde oluşum birilerine ulaşır belki.
Okullarda matematik, Kimya gibi kıymet verilen derslerin yanına insanlığın ne güzel, ne kıymetli bir şey olduğunu anlatsaydık böyle olmazdı. Elbette eğitim sistemini yargılama derdinde değilim. Eğitim ailede başlar ama her insan kıymetli bir ailede dünyaya gelmez. Bu yüzden bir noktada sisteme de iş düşüyor. İnsanlığı öğrensek belki de dostluğun, vefanın, vicdanın, ahlakın ve birçok kıymetli değerlerin idrakine varabilirdik. Ben kıymetli olan bir konuyu ele alıp dilim döndüğünce anlatsam da sizin kendinize göre daha geniş yorumlayabileceğinize inanıyorum. Gönül haneniz güzel ve geniştir bunu biliyorum. Bu yüzden sözlerimi kalbinize yönlendirip oradaki süzgeçten geçirip, çağın yıprattığı ve bir noktada zehirlediği beyninize fırsat vermeden iyi niyetimi ona da ispatlayacaksınız, biliyorum.
Eğer incinmek istemiyorsanız bazı durumlardan uzak durun. Mesela herkesi gönlünüze almayın, herkesi dost bilmeyin. Elbette yoğun bir kontrolden, süzgeçten de geçirip karşı tarafı zan altında bırakmayın. Doğru nokta kişini kendi kalbidir. Oraya göre yaşayın.
Dünya diyoruz ve suçu düşünmeden atıyoruz ama Dünya sabit yörüngede dönme sistemi ile yaratılmış. Hızına ve durma şekline yaratan karar verir. Biz her suçlamaya başlarken dünya ne hale geldi diyoruz. Yanımıza, yöremize bakmadan ve en önemlisi kalbimize sormadan suçu bir küreye atıyoruz. Suçlu kalbinin varlığını bilmeden yaşayanların. Ona danışmadan, kendini bilmeden yola çıkanların. Herkes herkesin dostu olamazken yoldan geçeni dost kabul edenlerin. Ölçmeden tartmadan yaşayanların. Sözlerini bir çırpına dile getirerek dürüstlük vasfını elinde tutanların.
Bu dönemde gönül dostum kim derseniz kendi kalbim derim. Ne zaman bir şey danışsam bana yalan söylemez. Kendimi görmem için bana karşı ayna görevini bile üstlenir. Asıl dost kişinin gönlüdür. Dışarıda aramamak lazım huzuru, sohbeti, mutluluğu. İnsan içinde tamam olmadı mı dışına, dışarıdakilere karşı eksik dost, arkadaş, eş, anne, baba olur. Tamamlanması gereken içimiz. Dönüp gönlüme sorduğumda bana beni dürüstçe anlatır. Yeryüzünde yaşam zorlaştı demeden yaşıyor oluşumu buna bağlıyorum. Dünya’ya kıymet vermekten çok doğru yaşayarak görevimizi tamamlama derdinde olacağımız ömürlere odaklanalım.
Gönül hanenize sahih dostların yolu düşsün. Bizim gönlümüz haktan yana…
Devr-i Alem
