Sıyam; geri durmak. Önünde senin için yollar açan, El Veliy Esma’sının sahibi, dost, yoldaş olan O varken sen biraz geri dur. Sadece günahtan haramdan değil, keyif aldığın dünyadan da geri dur. O’nun seni her an gördüğünden haberdar olarak sen de O’nu her daim gör.
Hani nasıl diyoruz birini tanıdığımızda ya da sevdiğimizde, varlığını kabul ettiğimizde “bu Ayşe’nin kızı” “bu Ali’nin arabası” bu kocamın kardeşi, annesi”. Öyleyse O’nun varlığını kalbimizle ve zihnimizle günlük hayatımızda kabul ettiğimize iman edelim. Zalimin zulmüne uğradığını mı düşünüyorum? O zalim “O’nun kulu öyleyse gidip O’na anlatayım. Bir işim rast mı gitti? O’nun nimeti öyleyse gidip O’na teşekkür edeyim. Zor günler mi geçiriyorum? O’nun imtihanı, hakkımdaki tasarrufu, öyleyse gidip O’ndan merhamet isteyeyim”
Ama bazen bahçe sahipleri gibi unutuyor insan nerden geldiğini. Nimetler gözünü boyadığında hem nimetlerin hem de kendisinin nerden geldiğini! İyiliği kendimizden biliyoruz çoğu zaman. Başarıları kendi çalışmalarımızdan, kendi kuvvetimizden biliyoruz Ama acıları, zorlukları? Haketmediğimize inandığımız zamanlarda da O’nun tasarrufu diyebiliyor muyuz? İşte bu noktada da durabiliyor muyuz bir adım geride? Yol O’nun, açarsa O açar, yolda karşıma ne çıkarsa hakkını verir yoluma devam ederim diyebiliyor muyuz? Ya da nimetler kucak dolusu yığıldında kollarımıza, bir nefeslik Elhamdülillah molasını verebiliyor muyuz?
Kendini doldurmalı insan, kendi boşluklarını (ki insan noksan olandır) O’nun nuruyla doldurmalı. Çünkü noksansız olan O’dur. Ve bu güzelliklerle, hazlarla dolu dünyada elbette çok zor üstesinden gelebilmek yardımsız, aşksız, imansız. Ama sözleştik geçmişte bir yerlerde, yeniden buluşmak üzere.
Ne zaman buluşacağımızı bilmiyorum ama buluştuğumuzda geldiğim yoldan memnun, kavuştuğumuz için mutlu, akıbetimden umutlu olmayı istiyorum
