Gönül Kelamının Yolculuğu

You are currently viewing Gönül Kelamının Yolculuğu

Gönül yolunda muhabbete hasret gençler tanıdım. İki kelama hasret, fani dünyanın girdabına terkedilmiş gençler. Yalnızlaşmış, ruhsuz , biçare dolaşıyorlar sokaklarda. Gönlün bam teline dokununca gözlerinin içi güldü adeta. Gönlümün kulağını iyice açıp ilk önce onları dinledim. Kendilerini, sustukları her ne varsa anlattılar bana. Sonra ben başladım anlatmaya. Rabbimizin aslında onları her daim dinlediğini, günde beş vakit, aslında her vakit muhabbet kapısının açık olduğunu dile getirdim. Şaşırdılar. Nasıl olduğuna pek anlam verememişlerdi. Muhabbet ettiğim bu gençler görünürde hemen hemen herşeye ulaşmış, dıştan bakıldığında istediklerini alabilen içleri boş yetişmiş gençlerdi.
Dua kapısından bahsettim. Avuçlarımızın her daim bize yoldaşlık ettiği, gönlümüzden dökülenlerin, gözyaşlarımızın küçük şahitleriydi avuçlarımız. Manevi alemin anahtarıydı dua. Rabbimizle aramızdaki muhabbet zincirimizdir. Secdeye kapanıp dertleştiğin, yalnız olmadığını adeta sırtın sıvazlanarak dinlenildiğin huzur mekandır secde dedim.
Lüks yaşamın tatsız, tusuz halinden hoşnut olmayan bu gençlerin hasretliği her geçen gün artmaktaydı. Nerde sade bir kıpırtı görseler yamacında soluklanmaktaydılar. Belkide sadelikten yana olmamız gerektiğini söyleyen Peygamber Efendimiz’i (sav.) hissediyorlardı. Bir hasır serdik yeşilliğin üzerine ve başladık kadılığı bırakıp, cüppesine vedaya bürünen, sarığını kenara bırakıp, derviş olma yolunu tutan , gönlüne söz geçiremeyen Yunus Emre’den dem vurmaya… Bilirim dediğine cevaben verilen ben bilmem zikriyle görevlendirilen Yunus Emre’yi pür dikkat dinlemişlerdi. Böyle zatların yaşamlarını bilmemiz gerektiğini hasbihal ettik birlikte akşama kadar.
Vakit akşam ezanı vaktiydi. Gün çoktan almış başını gitmişti. Akşam namazının eda etmek için camiye girdiğimde sohbet edebileceğim yeni bir güzel kelam düşüverdi gönlüme. Somuncu Baba ve Hz. Hızır’ın rivayet edilen olayını gönüllerde yakma vaktiydi anlaşılan. Namazımı eda edince gençlerle Ulu Caminin Vav harfi işlemeli olan bölümünde geçip hasbihale başladım. Rivayete göre bir gün Somuncu Baba , Ulu Caminin yapıldığı hergün somun dağıtmak için inşaata gelirmiş. Birgün Hızır Aleyhisselamın orda olduğunu farketmiş, kolundan tutup ‘’ tanıdım seni, sen Hızırsın. Eğer hergün bu camide namaz kılacağına söz verirsen kimseye seni söylemem, aksi takdirde herkese söylerim ‘’demiş. Hızır Aleyhisselam ‘’tamam ama hangi vakit olduğu bana kalsın ‘’demiş. Rivayet odur ki, Kıble duvarındaki vav harfinin orda hergün bir defa namaz kılmaktaymış! deyip sohbeti sırlayacaktım. Gençlerden biri Somuncu Baba’yı ilk defa duydum deyince ateşsiz fırının ustası deyip sohbeti sırladım. Biraz araştırın hele, bizde nasiplenelim dedim. Gençlerin sohbet damaklarında kalacak ki yüzlerinde bir tebessümle çıktılar camiden.
Eve gelip köşeme çekildiğimde Allah’ın evinin vücudumuza farklı bir enerji kattığını düşündü. Atmosfer başlı başına huzurdu. Tıpkı abdest aldığımızdaki suyun enerjisiyle vüzudumuzdaki suyun yenilenmesi gibi. Tefekkür yolu ince uzun bir yoldu, günün yorgunluğuyla gözlerim yarı ölüm sayılan uykuya teslim oldu.

Bir yanıt yazın