Bir ortama girildiğinde eğer yaşça ve olgunluk olarak büyük birileri varsa, dahil olanlar şanslı demektir. Böyle meclislerde sorular sorulur, fikirler alınır, yön çizilir ve yola çıkmak için hazırlanılır. Yaşamına anlam katmak isteyenlerin yönü buraya döner hep. Anlam kazanan yaşamın tohumları böyle yerlerde atılır. Ektikleri güzellik kadar biçmek isteyenler ara ara can sularını almak için yönünü, yüzünü, kalbini buraya dönerler. Çiçekten farksız insanın fark atması aklıyla şekillenen doğru adımlarındandır ve bu adımlar yürümeyi öğrenmek isteyenlerin geldiği yerde başlar. Kimi doğru adımlarla ilerlemek için aklına yatan bir yere kimi ise kalbine huzur veren yere yönelir. Kısacası böyle yerler gidişata güzellik katarlar ya da belirsizlikle kalana yardım için en uygun yer olur. Her düşünce bir yolculuktur aslında.
Kendi içinde çözümsüz olarak gördüğün ne varsa dünyada fazla güngörmüş birine sorularak hafiflenebilir. İnsan olmanın gereklerinden biri de budur. Yoksa ağırdır insan kendine bile. Böyle durumlarda kafanın ağırlığı vücudun ağırlığı ile kapışır. Sonuçta arada kalmış bir insan, ruhunun bedenle iletişimini azaltır. İnsan bir sorusuna cevap aldı mı, artık bırakmaz orayı. Koşar adım ilerler ruh yolculuğunda. Ruh yoksa beden manasızdır; yeryüzünde ve dahi gökyüzünde. Çünkü insan uçmağa gittiğinde ruhuyla ilerler arş-ı âlâda. Ruhun dövülüp tava getirilmesi gerek ki, bu durumda işlenen ve şekillenen ruh bedene kalıp olsun.
Böyle yerlerde alınır en önemli kararlar. Burası hâl meclisidir. İki bilenle bir daralmış ruha çare arayan yan yana geldiği zaman söz başlar. Önce hâl durumu başlatır her şeyi. İnsan hâlden anlayana düşmüşse eğer, söz devamında gelir. İşte bu meclisin adı hem dost olarak anılır hem de istişare edilecek en büyük meclis denilir adına.
Ruhsal diye tabir edilen çözümü içeriden dışarı doğru olan, dertsel yolculukta biriken her şey buralarda atılır. Günün saati önemlidir aslında. Hüzün saatleri diye adlandırılan geceye dönük zamanlarda yapılan sohbetler daha çok huzur aramak adınadır. Gündüzleri insanlar karmaşadan içlerine bakmayı unuttukları için saatlere göre yaşayan toplumlar olarak geceye dönük saatler tercih edilir. Gündüz dert anlatılacak ise bu bir kahve aracılığı ile olur. Sonuçta kahvenin yanındaki tatlı ikramının ağızda kalması gibi güzel biter.
İstişare denilince birilerinin kesin sonuç alacağı konuşmalar aklıma gelir. Daha başlamadan sohbet, sonucu huzur verecek gibi bir his oluşturur. İnsan eğer konuşmadan anlaşabilseydi bu özellik verilmezdi. Var olanı doğru konuşan insanlarla değerlendirmek aklın eseridir.
En çokta bayramları severim aslında. Büyüklerin büyük ve süslü sözlerine tanıklık etmek ayrı bir lütuftur. Danışmak isteyen danışır, eskiyle günün mukayesesi yapılır, doğru ile eğri şekillenir ve kapı önüne çıkıldığında rahatlayan bir ruh ile adım atılır.
Ne güzeldir doğru söz ile yaşama eşlik edenler. Ne güzeldir huzuru bulduğumuza inandığımız ve hiç değişmeyenlerle izin verilen vakte kadar ömür geçirmek. “Şu dünyadan bende geçtim ömür hanım” diyen şairin sözlerinde görülmeme hissi uyandıran dizesi beni hep korkuturken, böyle insanlarla yaşam sürüyor olmak her dizeye karşı cephe almak gibi. Önce söz vardı diyenlere karşın önce hâl ile susmak vardı diyorum. Önce susar dil, hâl anlatır kalbin içini. Yansıyandakini görene açılır sözler. Anlatılır ve anlatıldığı kadar da sorulur, yanlış olanların doğruya evrilmesi için… Buralar mânâ kazanırsa sözden değil hâlden anlayanlar sayesindedir. Yoksa anlayışsızlık yolunda ilerleyen dünyanın, yüküne tahammül edebilecek kadar güçlü değil yüreklerimiz. Kırılgan olan, zamanla sertleşen ve şeklini en başta ailede yıpranış varsa oradan, yoksa çevrenin eklediği ile katılaşan hem akıl hem yürek sayesinde arafta kalmalar yaşar aciz kullar.
Kâinatın amacından sapması belki de bundandır. Bir yaşlı ya da yaşça büyüğe danışmandan yürüyen insanın yolu, dikenli çalılardan ve çakıl taşlı yollardan farksızdır. Yolumuzun aydınlanması yürekleri hafifletecek bir söz ya da bir sırt sıvazlama kadar aciz olan kullara yine kulu kula emanet eden Allah’ın emrettiği gibi birbirimizi sevmekten geçer. Sevmek anlamanın ve anlatmanın, kısacası anlaşmanın bir eseridir. Eserlere sahip çıkabileceğimiz güzel günlere ilerlemeli dünya.
Umut ediyorum ve bekliyorum. Güzel olan layık olduğu yere varacak.
Hâl Meclisinden Söz Meclisine…
