Hz. ADEM a.s. (2. BÖLÜM)

You are currently viewing Hz. ADEM a.s. (2. BÖLÜM)

1- Yaratılmasının planlanması ve meleklere duyurulması.
2- Yaratılması, secde istenmesi ve iblisin karşı koyması.
3- Cennet hayatının başlaması ve eşinin yaratılması.
4- İmtihanı, zellesi, cezalandırılması ve dünya hayatının başlaması.
5- Kabe’nin ibdası, dünya imtihanları ve hayatının sona ermesi.

            Şimdi bu 5 maddeyi incelemeye başlayalım :

1- YARATILMANIN PLANLANMASI VE MELEKLERE DUYURULMASI :

            Bu başlığı Kur’an da pek çok ayette görüyoruz ama en detaylı bir şekilde Bakara Suresi’nin 30. Ayetinde anlatıldığını görmekteyiz. Bu başlık Fecr Suresinde, Araf Suresinde ve Taha Suresinde de anlatılıyor. Ama oralarda ön plana başka konular çıkarılmıştır. Bakara suresi’nin 30. Ayetinde ise melekler ön plandadır. Bu ayet ne diyor bir bakalım:

—“Hatırla ki Rabb’in meleklere “Ben Yeryüzünde bir halife yaratacağım dedi.” Melekler dediler ki; “Bizler hamd ederek seni tesbih ve takdis edip dururken sen yeryüzünde fesat çıkartacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın.” Allah da onlara dedi ki : “sizin bilmediğinizi herhalde ben bilirim. ” (Bakara Suresi 30. Ayet)

            Dikkat ederseniz bu ayette 5 tane çok önemli soru karşımıza çıkıyor.

1- Rabbimiz bu planladığı yaratılışı meleklere neden haber verdi?
2- Yeryüzünde bir halife yaratmak ne demektir?
3- Melekler teslim olmuş varlıklar ise neden böyle bir karşılık verdiler?
4- Meleklerin ileri sürdükleri o bilgileri nereden biliyorlardı?
5- Allah’ın bildiği ve meleklerin bilmediği hakikat neydi?

İşte bu 5 tane soruyu anladığımızda Bakara Suresi 30. Ayeti tam manasıyla anlamış oluyoruz. Dolaylı olarak da yaratılış meselesini ve Hz Adem a.s.’ın yaratılışında nelerle karşılaşıldığını daha iyi kavramış oluyoruz.
           
            Şimdi bu sorulara birer cümle ile cevap verelim :

1- Rabbimiz bu planladığı yaratılışı meleklere neden haber verdi?

Yüce yaradan yarattıklarına verdiği değerden dolayı planladığı yaratılışı meleklerine haber verdi. Çünkü Hz. Adem a.s. yaratıldığında melekler bazı şeylere şahit olacaklar. O şahitlikleri tam anlamıyla anlaşılsın ve o şahitlikleri insanoğluna, aktarılsın diye meleklere bunu söyledi.


2- Yeryüzünde bir halife yaratmak ne demektir?

            İnsan Allah’ın halifesi mi yoksa yeryüzündeki halife mi? İnsan Allah’ın halifesi sözünü kullandığımız zaman ne maksatla kullanıyoruz, halife tül fil art deyince ne maksatla kullanıyoruz. Halife şudur : Asıl gider yerine gelen Halef olur. Peki Hz. Adem a.s.’a halifetullah dediğimiz zaman Haşa Allah’ın yeryüzünde vekili anlamına mı gelecek? Hayır böyle değil. Allah’ın bu manada halefi olmaz Haşa. Rabbimizin makamı, onun zatı, onun sıfatları, Tevhit akidesi bunu kabul etmez ve ettirilmez. Zaten işi bilenler de halifetullahı çok kullanmadılar. Sadece Emeviler kendilerine bir şeyler çıkarsınlar diye halifetullahı kullandılar. Ama genel anlamda halifetullah değil halifetul fil Art kullanıldı. İnsan yeryüzünün halifesidir. Zaten insanın 2 temel görevi vardır.

Allah’a kulluk
Yeryüzünü imar


Bu kulluk ve imar konularını daha önceden açıklamıştık. Çok detaya girmek istemiyorum.

3- Melekler teslim olmuş varlıklar ise neden böyle bir karşılık verdiler?

            Bu konuda toplumun genelinde bir yanlış anlama var. Aslında burada meleklerin tavrı bir Allah’a karşı bir itiraz değil, burada melekler itiraz etmiyor. Melekler bunu anlamak için soruyorlar. Zaten söylendiği anda melekler mevzuyu anlıyorlar ve geriye duruyorlar. Dolayısıyla meleklerin buradaki bu sözleri anlama çabasının bir karşılığıdır.

4- Meleklerin ileri sürdükleri o bilgileri nereden biliyorlardı?

            Melekler ne demişlerdi?

—“Yeryüzünde kan dökecek, yeryüzünü fesada sürükleyecek birini mi yaratacaksın yarabbi?”(Bakara Suresi 30. Ayet)

İnsan yaratıldı. Habil ile Kabil arasında bir kavga çıkıyor ve sonunda kan dökülüyor. Görünen o ki melekler haklı çıktı. Melekler bunun olacağını biliyordu. Peki nereden biliyorlardı? Acaba Hz. Adem a.s. dan önce başka Ademler mi vardı. Bu konuda aleyhisselatu vesselam efendimizin açık bir beyanı yok. Bundan dolayı ulema büyük bir gayret veriyor. Diyor ki

—“Allah belki meleklere ne olacağını bildirdi öncesinden, melekler o bilgisinin üzerinden konuştular.”

Olabilir mi? Tabii ki olabilir. Başka bir ihtimal de şöyle:

—“Belki de Hz.Adem a.s. ’dan önce başka iradeli varlıklar dünyada yaşamış olabilir. Ve o iradeli varlıklar kan döktüler, meleklerde bunun için böyle bir şey söylediler.”

Tabii başka ihtimaller de var. Ama netice itibarıyla biz buradan meleklerin bu bilgiye ya Allah’ın bildirmesi ile ya da kendi tecrübeleri ile sahip olduklarını görüyoruz ve bunun üzerinden de Cenabı Hak’ka anlama maksadıyla bir soru sorduklarına şahit oluyoruz.

5- Allah’ın bildiği ve meleklerin bilmediği hakikat neydi?

            Bu sorunun cevabını bir sonraki ayet veriyor.

—“ Allah Âdem’e isimlerin tamamını öğretti, sonra da onları meleklere gösterip: “Haydi, doğru söylüyorsanız bunların isimlerini bana haber verin” buyurdu.” (Bakara Suresi 31. Ayet)

Hz. Adem a.s. yeryüzüne öylesine bom boş bir et ve kemik yığını olarak gelmedi. Allah Hz. Adem a.s.’a eşyaya isim koyma kabiliyeti vermişti. (Bu Kur’an ile sabit) Hz. Adem a.s. beşerin varabileceği en üst noktada yaratıldı. Bizler 21. Yy a gelmemeize rağmen henüz Hz. Adem a.s.’ın yaratıldığı noktaya ulaşamadık. Ama muhakkak ki son Adem oğlu ilk Adem’i ancak yakalayabilecek. Yani insanın kabiliyet, mizaç ve karakter çerçevesinde yakaladığı bir ufuk var. O üst ufuk Hz. Adem a.s.’ın ufku. Dünya ne kadar devam edecek bilmiyoruz. Ama son yakalanacak ufuk ancak o olacak. Çünkü Allah Hz. Adem a.s.’ı en güzel biçimde yarattı. Dünya’ ya da öyle gönderildi. İşte bunu kavradığımız zaman o yaratılışı, bu işlerin neden olduğunu ve Allah’ın meleklere

—“Sizin bilmediğiniz ama benim bildiğim bir hakikat var”

Deyip ileri sürdüğü konuları daha iyi anlamış oluruz.

Hani bir hadis vardı hatırlıyor musunuz? peygamber efendimiz s.a.v. bir hadisinde diyor ki:

—“Adem reddetti zürriyeti de reddetti Adem unuttu zürriyeti de unuttu. Adem hata etti zürriyeti de hata etti.”


Şimdi Bakara Suresi’ nin 282. Ayeti’ ni bir inceleyelim.

—“ Ey iman edenler! Belli bir vâde ile birbirinizden borç alıp verdiğiniz zaman onu hemen yazın. İçinizden biri onu doğru bir şekilde yazsın. Yazmayı bilenler, kendisine Allah’ın öğrettiği şekilde yazmaktan çekinmesin de yazsın. Borçlanan kimse de, borcunu söyleyip yazdırsın. Rabbi olan Allah’tan korksun da ondan en küçük bir şey eksiltmesin. Eğer borçlu yarım akıllı veya küçükse yahut bizzat yazdırmaya güç yetiremiyorsa, o takdirde velîsi doğru bir şekilde yazdırsın. İçinizden iki erkeği de bu anlaşmaya şâhit tutun. İki erkek bulunmazsa o takdirde şâhitliğini kabul edeceğiniz kimselerden bir erkekle, biri yanılırsa diğerinin ona hatırlatabilmesi için iki kadın şâhit olsun. Şâhitler, çağrıldıkları zaman şâhitlik yapmaktan kaçınmasınlar. Az olsun, çok olsun borçları vâdesiyle birlikte yazmaktan üşenmeyin. Böyle yapmanız, Allah katında adâlete daha uygun, borcu ispat etmeniz için daha sağlam ve şüpheye düşmemeniz için daha elverişli bir yoldur. Ancak aranızda hemen o anda hazır mallar üzerinde yapacağınız peşin alışveriş olursa, bu takdirde yazmamanızda size bir günah yoktur. Fakat yine de alışverişlerinizi şâhit huzurunda yapmanız daha iyidir. Ancak ne yazana ne de şâhitlik yapana bir zarar verilmemelidir. Şâyet onlara bir zarar verirseniz, şüphesiz bu sizin için günah olur. Allah’a karşı gelmekten sakının! Allah size ihtiyaç duyduğunuz bütün hükümleri ve her işte uymanız gereken yolu öğretmektedir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.” (Bakara Suresi 282. Ayet)

            Bu ayet “Deyin Ayeti.” Allah bu ayette ticari hukuku çok net bir biçimde ortaya koymuştur. Yüce Yaratan kendi yarattığı kulunun huyunu bilmez mi? Biliyor bizi… Söylemesine rağmen tutmayacağımızı da biliyor. Onun için Üç kere “yazın yazın yazın” diyor. Allah Resûlü s.a.v. de aynı kaynaktan konuşuyor. O da biliyor ki Kur’an-ı Kerim 3 kez yazın demesine rağmen tutmayacağız. O yüzden Hz Adem a.s.’ın üzerinden bizlere meseleyi anlatıyor.

—“Adem reddetti zürriyeti de reddetti Adem unuttu zürriyeti de unuttu. Adem hata etti zürriyeti de hata etti.”

Sizin atanız, babanız olan o Adem a.s. reddetti siz de reddediyorsun, o da unuttu sizde unutuyorsun. O da hata etti siz de hata ediyorsunuz. Bu yüzden yazın.”

Diyerek Deyn Ayeti’ nin bize yüklediği sorumluluğu anlatılıyor. Arkadaşınla arandaki mesele ne ise onu da yaz, babanla arandaki mesele ne ise onu da yaz. Kiminle ne meselen varsa yaz. Çünkü yazmazsan karşı taraftan yiyeceğin tekmenin şiddeti de artacak. O yüzden peygamber efendimiz bu hadisinde Hukuklu olmamızı istiyor. İşte siyer-i Nebi ile siyeri Enbiya arasındaki böyle de bir bağlantı var.

            Daha önce de bahsettiğim gibi Kur’an’daki hiçbir tekrar; hele ki bu tekrar kıssalarla alakalı bir tekrar ise sadece meselenin ehemmiyetinden dolayı tekrar edilmez. Kur’an-ı Kerim kıssaları farklı farklı yerlerde anlatıyorsa kesinlikle anlattığı yerlerde vurgu itibari ile bazı şeyleri öne çıkarma, bazı mesajları daha farklı bir biçimde muhataba ulaştırma adına bir özelliği taşır.

         Hz. Adem a.s.’ın kıssası Kur’an-ı Kerim de 5 ayrı yerde geçer :

  • Bakara Suresi’nin 30 ile 39 ayetleri arasında 10 ayette,
  • Maide Suresi’nin 27 ile 31 ayetleri arasında 5 ayette,
  • Araf Suresi’nin 11 ile 27 ayetleri arasında 17 ayette,
  • Hicir Suresi’nin 28 ile 44 ayetlerinin arasında 17 ayette
  • Taha Suresi’nin 115 ile 123 ayetler arasında 9 ayette

            Bahsettiğimiz bu beş grup ayetlere biraz detaylı bakalım:

  • Birinci grupta bulunan Bakara suresinde 30-39 ayetleri arası 9 ayet.

—“ Bir zamanlar Rabb’in meleklere: “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. (Melekler): “A!.. Orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın? Oysa biz seni överek tesbih ediyor ve seni takdis ediyoruz” dediler. (Rabb’in): “Ben sizin bilmediklerinizi bilirim.” dedi.(Bakara Suresi 30. Ayet)

—“ Ve Âdem’e isimlerin hepsini öğretti, sonra onları meleklere gösterip: “Haydi davanızda sadıksanız bana şunları isimleriyle haber verin.” dedi.” (Bakara Suresi 31. Ayet)

—“ Dediler ki: “Yücesin sen (ya Rab!). Bizim, senin bize öğrettiğinden başka bir bilgimiz yoktur. Şüphesiz sen bilensin, hakîmsin”. (Bakara Suresi 32. Ayet)

—“ (Allah): “Ey Âdem, bunlara onları isimleriyle haber ver.” dedi. Bu emir üzerine Âdem onlara isimleriyle onları haber verince, (Allah): “Ben size, ben göklerin ve yerin gayblarını bilirim, sizin açıkladığınızı da, içinizde gizlediğinizi de bilirim” dememiş miydim?” dedi.” (Bakara Suresi 33. Ayet)

—“ Ve o zaman meleklere: “Âdem’e secde edin!” dedik, hemen secde ettiler. Yalnız İblis dayattı, kibrine yediremedi, inkârcılardan oldu.” (Bakara Suresi 34. Ayet)

—“ Dedik ki: “Ey Âdem, sen ve eşin cennette oturun, ikiniz de ondan dilediğiniz yerde bol bol yeyin, fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.” (Bakara Suresi 35. Ayet)

—“ Bunun üzerine şeytan onları(n ayağını) oradan kaydırdı, içinde bulundukları (cennet yurdu)ndan çıkardı. Biz de: “Birbirinize düşman olarak inin, orada belirli bir vakte kadar sizin için bir karar yeri ve bir nasib vardır.” dedik.” (Bakara Suresi 36. Ayet)

—“ Derken Âdem Rabb’ından birtakım kelimeler aldı, (onlarla tevbe etti. O da) tevbesini kabul etti. Muhakkak O, tevbeyi çok kabul eden, çok esirgeyendir.” (Bakara Suresi 37. Ayet)

—“ Onlara dedik ki: “Hepiniz oradan inin. Size benim tarafımdan bir hidayet rehberi geldiğinde, kim o hidayetçimin izinde giderse, onlar için hiçbir korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır.” (Bakara Suresi 38. Ayet)

—“ İnkâr edip âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar da cehennem ehlidirler. Orada ebedî olarak kalacaklardır.” (Bakara Suresi 39. Ayet)

Işık (tiyatro sahnesinde ki ışıktan bahsediyorum) burada meleklerin üzerinde. Bu pasajda Hz. Adem a.s.’ın kıssası anlatılırken aslında meleklerin üzerinden bir anlatım var. İşte burada dikkatimizi bir noktaya yoğunlaştırmamız gerek. Bakınız olaya sadece bu cümle ile bakmamamız lazım. Eğer sadece “Allah meleklere secde edin” diyor dersek,

—“Allah meleklere secde edin diyor o zaman İblis bu sözün muhatabı değil”

 Diye bir sonuç çıkar ortaya. Ya da tutar deriz ki

—“İblis de melekti sonradan şeytan oldu.”

Bu tip düşünceler bizi çok daha sıkıntılı noktalara sürükler maazallah. Oysa işin görmemiz gereken tarafı şu: Bir kimse bir topluluğa hitap ederken onları isimlendirmek adına çoğunluk ne ise onu kullanarak isimlendirir. Mesela bir okul müdürü okul bahçesinde toplanan kalabalığa hitap ederken çocuklar diye söze başlar. Oysa o kalabalığın içinde öğretmenlerde vardır, veliler de vardır. Ama çoğunluk çocuk olduğu için okul müdürü onlara yönelik bir hitap şekli kullanır. İşte  “Allah meleklere secde edin diyor” derken aslında hitab edilen muhatap orada bulunan bütün varlıklar. Çoğunluk melek olduğu için o ifade kullanılmıştır. Tabi her şeyin en doğrusunu Allah bilir.

  • İkinci grupta bulunan ” Maide suresinin 27 ile 31 ayetleri arası 5 ayet.

—“Onlara Âdem’in iki oğluyla ilgili haberi hakkıyle oku. Hani her ikisi birer kurban sunmuşlardı, birinden kabul edilmiş, diğerinden kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen, ötekine):” Seni öldüreceğim” demişti. Diğeri ise şöyle demişti: “Allah, yalnız kendisinden korkanlardan kabul eder”. (Maide Suresi 27. Ayet)

—“”Allah’a yemin ederim ki, sen beni öldürmek için bana el uzatsan da, ben seni öldürmek için sana el uzatacak değilim, ben âlemlerin Rabb’i olan Allah’tan korkarım.” (Maide Suresi 28. Ayet)

—“”Ben isterim ki sen, benim günahımı da, kendi günahını da yüklenip ateş halkından olasın! Zalimlerin cezası budur”. (Maide Suresi 29. Ayet)

—“Bunun üzerine kurbanı kabul edilmeyenin nefsi kendisini, kardeşini öldürmeye teşvik etti ve onu öldürdü. Böylece zarara uğrayanlardan oldu.” (Maide Suresi 30. Ayet)

—“Derken Allah bir karga gönderdi, ona kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermek için toprağı eşeliyordu. “Yazıklar olsun bana, şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini gömmekten âciz miyim ben?” dedi ve pişman olanlardan oldu.” (Maide Suresi 31. Ayet)

—“Bunun içindir ki, İsrâiloğulları’na: “Kim, bir cana kıymayan veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayan bir nefsi öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir nefsin yaşamasına sebep olursa, bütün insanları yaşatmış gibi olur” hükmünü yazdık (farz kıldık). Şüphesiz ki onlara peygamberlerimiz açık delillerle geldiler. Yine de bundan sonra onların birçoğu yeryüzünde aşırı gitmektedirler.” (Maide Suresi 32. Ayet)

Bakın burada ışık Hz. Adem a.s.’ın iki oğlu üzerinde. Biz burada Habil ile Kabil kıssası okuyacağız.

  • 3. Grupta bulunan Araf suresinin 11 ile 27 ayetleri arası 16 ayet.

—“Sizi yarattık, sonra size biçim verdik, sonra da meleklere: “Âdem’e secde edin” dedik; hepsi secde ettiler, yalnız İblis, secde edenlerden olmadı.” (Araf Suresi 11. Ayet)

—“(Allah) buyurdu: “Sana emrettiğim zaman, seni secde etmekten alıkoyan nedir?” (İblis): “Ben, dedi, ondan hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın.” (Araf Suresi 12. Ayet)

—“(Allah) buyurdu: “Öyleyse oradan in, orada büyüklük taslamak senin haddin değildir. Çık, çünkü sen aşağılıklardansın.” (Araf Suresi 13. Ayet)

—“(İblis) dedi: (Bari) bana (insanların) tekrar diriltilecekleri güne kadar süre ver.” (Araf Suresi 14. Ayet)

—“(Allah) buyurdu: “Haydi sen süre verilmişlerdensin.” (Araf Suresi 15. Ayet)

—“”Öyleyse, dedi, beni azdırmana karşılık, and içerim ki, ben de onlar(ı saptırmak) için senin doğru yolunun üstüne oturacağım.” (Araf Suresi 16. Ayet)

—“Sonra (onların) önlerinden arkalarından, sağlarından sollarından onlara sokulacağım ve sen, çoklarını şükredenlerden, bulmayacaksın.” (Araf Suresi 17. Ayet)    

—“(Allah) buyurdu: “Haydi, sen, yerilmiş ve kovulmuş olarak oradan çık. And olsun ki,onlardan sana kim uyarsa, (bilin ki) sizin hepinizden (derleyip) cehennemi dolduracağım.” (Araf Suresi 18. Ayet)

—“(Sonra Allah, Âdem’e hitab etti): “Ey Âdem! Sen ve eşin cennette durun, dilediğiniz yerden yeyin; fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.” (Araf Suresi 19. Ayet)

—“Derken onların, kendilerinden gizli kalan çirkin yerlerini kendilerine göstermek için onlara fısıldadı: “Rabbiniz, başka bir sebepten dolayı değil, sırf ikiniz de birer melek ya da ebedî kalıcılardan olursunuz diye sizi şu ağaçtan men etti.” dedi.” (Araf Suresi 20. Ayet)

—“Ve onlara: “Elbette ben size öğüt verenlerdenim.” diye de yemin etti.” (Araf Suresi 21. Ayet)

—“Böylece onları aldatarak aşağı sarkıttı (önceki mevkilerinden indirdi). Ağacı(n meyvesini) tadınca, çirkin yerleri kendilerine göründü ve cennet yapraklarını üst üste yamayıp üzerlerini örtmeğe başladılar. Rableri onlara seslendi: “Ben sizi o ağaçtan men etmedim mi ve şeytan size apaçık düşmandır, demedim mi?” (Araf Suresi 22. Ayet)

—“Dediler ki: “Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamaz ve bize rahmetinle muamele etmezsen muhakkak ziyana uğrayacaklardan oluruz!” (Araf Suresi 23. Ayet)

—“(Allah) buyurdu: “Birbirinize düşman olarak inin, sizin yeryüzünde bir süreye kadar kalıp geçinmeniz gerekmektedir.” (Araf Suresi 24. Ayet)

—“Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve yine oradan (dirilip) çıkarılacaksınız!” dedi.” (Araf Suresi 25. Ayet)

—“Ey Âdemoğulları, size çirkin yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise indirdik. Hayırlı olan, takva elbisesidir. İşte bu(nlar), Allah’ın âyetlerindendir, belki düşünüp öğüt alırlar.” (Araf Suresi 26. Ayet)

—“Ey Âdemoğulları. Şeytan, ana babanızı, çirkin yerlerini onlara göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi, sizi de (şaşırtıp) bir belaya düşürmesin! Çünkü o ve kabilesi, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Biz, şeytanları, inanmayanların dostu yaptık.” (Araf Suresi 27. Ayet)

Bakın bu ayetlerde ışık İblisin üzerinde.

  • 4. Grupta bulunan Hicr suresinin 28 ile 44 ayetleri arası 16 ayet.

—“Ey Peygamber! Rabbinin meleklere şöyle dediğini hatırla: “Ben, kuru balçıktan, şekil verilmiş kokuşmuş çamurdan bir insan yaratacağım.” (Hicr Suresi 28. Ayet)

—“Ben, onun yaratılışını tamamladığım ve ona ruhumdan üflediğim zaman, siz hemen onun için secdeye kapanın.” (Hicr Suresi 29. Ayet)

—“Bunun üzerine meleklerin hepsi toptan secde ettiler.” (Hicr Suresi 30. Ayet)

—“Yalnız İblis hariç. O secde edenlerle beraber olmaktan çekinmişti.” (Hicr Suresi 31. Ayet)

—“Allah buyurdu ki: “Ey İblis! Ne oluyor sana da, secde edenlerle beraber olmuyorsun?” (Hicr Suresi 32. Ayet)

—“İblis şöyle dedi: “Kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattığın bir insana secde edemezdim.” (Hicr Suresi 33. Ayet)

—“Allah şöyle buyurdu: “Öyle ise oradan çık! Sen, artık kovulmuş birisin.” (Hicr Suresi 34. Ayet)

—“”Kıyamet gününe kadar lanet senin üzerindedir.” (Hicr Suresi 35. Ayet)

—“İblis: “Rabbim! Öyle ise insanların kabirlerinden kaldırılacakları güne (kıyamete) kadar bana mühlet ver” dedi.” (Hicr Suresi 36. Ayet)

—“Allah buyurdu ki: “Sen mühlet verilenlerdensin.” (Hicr Suresi 37. Ayet)

—“”Allah katında bilinen vaktin gününe kadar…” (Hicr Suresi 38. Ayet)

—“İblis şöyle dedi: “Rabbim! Beni saptırdığın için, mutlaka ben de yeryüzünde onlara günahları süsleyeceğim ve onların hepsini mutlaka azdıracağım!” (Hicr Suresi 39. Ayet)

—“Ancak içlerinden ihlaslı kulların müstesnâdır.” (Hicr Suresi 40. Ayet)

—“Allah şöyle buyurdu: “İşte bana ulaşan dosdoğru yol budur.” (Hicr Suresi 41. Ayet)

—“Sana uyan azgınlardan başka, kullarımın üzerinde hiçbir nüfuzun yoktur.” (Hicr Suresi 42. Ayet)

—“Şüphesiz ki onların hepsine vaad edilen yer cehennemdir.” (Hicr Suresi 43. Ayet)

—“Cehennemin yedi kapısı vardır. O kapıların herbiri için birer grup ayrılmıştır.” (Hicr Suresi 44. Ayet)

Dikkat ederseniz burada ışık Beşer’in üzerinde. Bu ayetlerde Hz. Adem a.s.’ın beşeri özelliklerini daha detaylı bir biçimde okuyoruz. Bu detay Bakara suresinde ve Araf suresinde yok. Hicr suresinde başka bir şey anlatılıyor bize. Aynı olay anlatılıyor ama başka ayrıntılarıyla anlatılıyor. Başka ayrıntılarda anlatıldığı zaman biz meseleyi ışık nerede ise o çerçeveden değerlendirdiğimizde daha farklı bir biçimde okuyoruz.

  • 5. Grupta bulunan Taha Suresi 115 ve 123 ayetleri arası 8 ayet.

—“Doğrusu bundan önce Âdem’e (bu ağaçtan yeme diye) emrettik, fakat unuttu ve biz onda bir azim (bir kararlılık) bulmadık.” (Taha Suresi 115. Ayet)

—“Bir vakit meleklere: “Âdem(e hürmet) için secde edin” demiştik; İblis’ten başka hepsi secde etmiş, o çekinmişti.” (Taha Suresi 116. Ayet)

—“Biz de (Âdem’e) şöyle demiştik: “Ey Âdem! Şüphesiz bu (İblis) sana ve eşine düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın, sonra bedbaht olursun (sıkıntı çeker, perişan olursun).” (Taha Suresi 117. Ayet)

—“Doğrusu senin acıkmaman ve çıplak kalmaman (ancak) cennettedir.” (Taha Suresi 118. Ayet)

—“Ve sen orada ne susarsın, ne de güneşin sıcağında kalırsın” (Taha Suresi 119. Ayet)

—“Nihayet şeytan ona vesvese verdi. Şöyle dedi: “Ey Âdem! Sana sonsuzluk ağacını ve çökmesi olmayan bir saltanatı göstereyim mi?” (Taha Suresi 120. Ayet)

—“Bunun üzerine ikisi de o ağaçtan yediler. Hemen ayıp yerleri kendilerine açılıp görünüverdi. Ve üzerlerine cennet yaprağından örtüp yamamaya başladılar. Âdem Rabbinin emrinden çıktı da şaşırdı.” (Taha Suresi 121. Ayet)

—“Sonra Rabbi, onu seçti de tevbesini kabul buyurdu ve ona doğru yolu gösterdi.” (Taha Suresi 122. Ayet)

—“Allah (onlara) şöyle dedi: “Birbirinize düşman olmak üzere hepiniz oradan (cennetten) inin. Artık benden size bir hidayet (kitab) geldiği zaman, kim benim hidayetime uyarsa işte o, sapıklığa düşmez ve (ahirette) zahmet çekmez.” (Taha Suresi 123. Ayet)

Bakın burada ise sahnenin ışığı imtihanın üzerinde. Bu ayetlerden başka ayetlerde var Kur’an-ı Kerim’de. Sadece bunlar değil. Ama burada bizim özellikle dikkat çektiğimiz ayetler doğrudan Hz. Adem a.s.’ı anlatan ayetler. Mesela biz Adem kıssasını Sad Suresinin 71 ile 85 arasındaki ayetlerde de okuruz aslında. Ama o kıssadaki anlatım aslında iblis’i bize anlatır. Yine aynı Nebe Suresi’nin 20. ve 21. ayetleri, İsra Suresi’nin 71. ve 85. ayetleri her ne kadar Hz. Adem a.s.’ın kıssasından sözü açsa da asıl maksat iblisin özelliklerini anlatmaktır.

İşte bu noktada Hz. Adem a.s.’ı tanımamız için öncelikle iblisi de tanımamız lazım.

 İblis’i daha fazla tanımamız adına bize verilen mesajların bu 58 ayette yoğunlaştığını görüyoruz. Ama bu benim size saydığım ayetlerin dışında bir ayet daha var. Belki o da doğrudan anlatıldığı için onu da dahil etmemiz lazım. Kehf Suresi 50. Ayet. Dolayısıyla bizim Hz. Adem kıssası ile ilgili Kur’an’dan okuduğumuz ayet sayısı toplamda 59 olur.

Peki şimdi de iblisi biraz tanımaya çalışalım.

Allah’ın yarattığı mahlukat çok biz mahlukatın ne kadarından haberdarız bilmiyoruz ama Kur’an’dan bir hakikati biliyoruz. Şuurlu varlıklar 3 tane:

1- Latif varlık olarak melekler.

2- Anlaşılması zor ve gizli varlık olarak cinler.

 3- Topraktan yaratıldığı için tevazu ile özdeşleşen tevazu ile anılan insan.

            Peki Şeytan nerede ve hangi varlık sınıfına dahil? Bir çok kişi onu melek sansa da, aslında İblis, Cin tahifesindendir. Semada, Meleklerin yanında, Allah’a öyle ibadete koyulmuştu ki, kullarından hiç bir kimse Allah’a onun gibi ibadet edememişti. Allah’ı bu kadar zikredip ibadetlerinde basiret göstermesi ile Cenabı Allah’ın takdirine layık olmuş ve yüce yaratan onu cennetin muhasebesi ile görevlendirmiştir. Ancak kendisinin, Hz. Âdem a.s.’ın yaratılışına kadar böylece ibadet etmekten ayrılmamış olması, içinde taşıdığı kibir, gurur, azgınlık ve kıskançlık duygularını silemedi.

Rabbimiz bize bu üç sınıfın Aslında mahiyetlerine ait de bilgileri veriyor. Şimdi karşıda iki sınıf var: Bir tarafta Cinler ve melekler. Diğer tarafta da beşer olarak insan, yani Adem var.

Şeytan kelime anlamı olarak haktan ve hayırdan ayrılmak, muhalefet etmek anlamında kullanılır. Başka bir tabirle gözle görülmeyen fakat varlığı kesin olarak bilinen, azgınlıkta ve kötülükte ileri giden, kibirli, asi ve tüm insanları saptırmaya çalışan cinlere verilen addır.

Şeytan Nar-ı Semum’ dan yani vücuda işleyen kavurucu bir ateşten yaratılmıştır. Kibrine yenilip Allah’ın naletine uğradı ve huzuru ilahiden kovuldu. Daha sonra Hz. Adem ile Hz. Havva ‘yı da kandırarak onlarında cennetten çıkarılmalarına neden oldu. İşte şeytanın ilk icraatı budur. Bu güne kadarda bu işleri sürdürmeye devam etmektedir. Ve kıyamete kadarda devam edecektir.

Şeytan akılsız değildir. Tam aksine çok akıllı ve zekidir. Asla ateist değildir. Allah’ı görmüş onunla konuşmuş cennet ve cehennemden haberdar biridir. Bunun yanında Allah’ın gücünün, kudretinin ve tüm yapabileceklerinin farkındadır. Buna rağmen asırlardır yolundan ve amacından bir adım şaşmamıştır.  

Şeytan hiç kimsenin karşısına geçip “sen şunu yap, sen bunu yapma” demez. O insanların nefslerine hükmeder ve adeta kulaklarına fısıldar.

Kur-an’ı Kerim de iblis cennetten kovulana kadar iblis olarak adlandırılmıştır. Cennetten kovulduktan sonra şeytan olarak adlandırılır.

Hz. Adem a.s.’ın maruz kaldığı ve kalacağı imtihanlar ve düşmanlıklar, Hz. Adem a.s.’ın çocuklarının karşılaşacağı imtihanlar ve düşmanlıklardır. Ademin çocukları kim? Bizleriz. Peki bizim amansız düşmanımız kim? Şeytan. Peki biz şeytanı yani düşmanımızı iyi tanıyor muyuz? Vallahi de tanımıyoruz, billahi de tanımıyoruz. Sadece şeytanı değil onun taraftarlarını da tanımıyoruz. Ne küfrü tanıyoruz, ne nifakı tanıyoruz nede cehaleti tanıyoruz. Bunları tanımadığımız içinde şeytanla yeterince mücadele edemiyoruz. Bu düşmanların başında olan amansız düşmanımız şeytanı bakın Kur’an bize nasıl anlatıyor:

  • Ayakları Kaydırandır. (Bakara Suresi 36. Ayet)

—“Şeytan oradan ikisinin de ayağını kaydırttı, onları bulundukları yerden çıkardı, onlara “Birbirinize düşman olarak inin, yeryüzünde bir müddet için yerleşip geçineceksiniz” dedik.”  (Bakara Suresi 36. Ayet)

  • Kıyamete Kadar Mücadelesini Devam Ettirendir.(Araf Suresi 14. Ayet)

—“(İblis) dedi: (Bari) bana (insanların) tekrar diriltilecekleri güne kadar süre ver.” .(Araf Suresi 14. Ayet)

  • Doğru Yolda Çelme Takandır. (Araf Suresi 16. Ayet)

—“Öyleyse, dedi, beni azdırmana karşılık, and içerim ki, ben de onlar(ı saptırmak) için senin doğru yolunun üstüne oturacağım.” (Araf Suresi 16. Ayet)

  • Saptırmak İçin Her Türlü Yolu Ve Yöntemi Kullanandır. ( Araf Suresi 17. Ayet)

—“”Sonra (onların) önlerinden arkalarından, sağlarından sollarından onlara sokulacağım ve sen, çoklarını şükredenlerden, bulmayacaksın.” ( Araf Suresi 17. Ayet)

  • Vesvese Verendir. (Araf Suresi 20. Ayet)

—“Derken onların, kendilerinden gizli kalan çirkin yerlerini kendilerine göstermek için onlara fısıldadı: “Rabbiniz, başka bir sebepten dolayı değil, sırf ikiniz de birer melek ya da ebedî kalıcılardan olursunuz diye sizi şu ağaçtan men etti.” dedi.” (Araf Suresi 20. Ayet)

  • Apaçık Düşmandır. (Araf Suresi 22. Ayet)

—“Böylece onları aldatarak aşağı sarkıttı (önceki mevkilerinden indirdi). Ağacı(n meyvesini) tadınca, çirkin yerleri kendilerine göründü ve cennet yapraklarını üst üste yamayıp üzerlerini örtmeğe başladılar. Rableri onlara seslendi: “Ben sizi o ağaçtan men etmedim mi ve şeytan size apaçık düşmandır, demedim mi?” (Araf Suresi 22. Ayet)        

  • Günahları Süsleyendir. (Hicr Suresi 39. Ayet)

—“İblis şöyle dedi: “Rabbim! Beni saptırdığın için, mutlaka ben de yeryüzünde onlara günahları süsleyeceğim ve onların hepsini mutlaka azdıracağım!” (Hicr Suresi 39. Ayet)

  • Adamlarıyla İşler Çevirendir. (İsra Suresi 64. Ayet)

—“Onlardan gücünün yettiğini yerinden oynat. Atlıların ve yayalarınla onların üzerine yaygarayı bas! Mallarda ve çocuklarda onlara ortak ol! Ve onlara vaadlerde bulun.” Fakat şeytan onlara aldatmadan başka bir şey vaad etmez.” (İsra Suresi 64. Ayet)

 İşte şeytan bütün bunları yaparak kulların bir çoğunu saptıracak. Onun saptıramayacağı bir zümre var ki onuda biz Kur’an dan okuyoruz:

—“Ancak içlerinden ihlaslı kulların müstesnâdır.” (Hicr Suresi 40. Ayet)

Şeytan yada bir başka değişle iblis hakkında bu kadar özet yeterli. Çünkü Hz. Adem A.S.’ı anlatmaya başlamadan önceki dersimizde bu konuy detaylı olarak incelemiştik.

Bir yanıt yazın