Biraz ansiklopedik ve birazda akademik olarak verdiğim bu bilgilerin dışında Kur’an-ı Kerim İrem Şehrinden ve o şehrin özelliklerinden de bahsediyor. Ayrıca şehrin ve halkın sosyal ve kültürel yapısından bahsettiği gibi dini yapısından ve inançlarından da söz ediyor. Aslında baktığınız zaman bu bilgilerin tamamı teferruat. Ama Kur’an eyer bunlardan bahsediyorsa teferruat özelliğinden çıkar. Demek ki Kur’an bize bu detaylar üzerinden bir şey anlatmak istiyor. Kısaca Cenab-ı Hak bize burada diyor ki:
—“Bak kulum bundan binlerce yıl önce böyle bir şehir vardı. Bu şehir çok zengindi. İnsanlar bolluk içindeydi. Ben onlara her türlü zenginlik verdim. Ama onlar bu zenginliğe dalıp beni unuttular. Ve sonunda helak oldular. Bak sana da ben birçok zenginlik veriyorum. Sen, sana bu zenginliği veren yaratanını unutup onlar gibi olma. Yoksa onların başına gelen senin de başına gelir.”
İrem şehrini birde haritadan görelim:

İrem kelimesi İbrânîce “Aram” olduğu ve “yüksek memleket” anlamına geldiği belirtilmektedir (Mustafavî, et-Taḥḳīḳ, “el-İrem” md.; Jeffery, s. 53). Tevrat’a göre bu kelime, hem Aram veya Suriye diye adlandırılan bölgenin hem de bu bölgede yaşayan ve Ârâmîler’in atası olan kişinin adıdır (DB, I/1, s. 875-876). Tevrat’a göre Aram, Hz. Nûh’un üç oğlundan Sâm’ın beşinci oğludur; kendisinin de Ûs (Uts), Hul, Geter ve Maş adında dört oğlu vardır (Tekvîn, 10/22-23). İrem kelimesini bir kişi adı kabul eden müslüman tarihçi ve müfessirler de onun şeceresini İrem b. Sâm b. Nûh (Taberî, Târîḫ, I, 216; Mes‘ûdî, I, 41) veya İrem b. Avs (Ûs) b. Sâm b. Nûh (Taberî, Câmiʿu’l-beyân, XXX, 111; İbn Kesîr, VIII, 394) olarak vermektedirler. İslâm tarihçilerine göre Arap yarımadasındaki kavimlerin çoğu İrem’in soyundan gelmektedir. Ahkāf’ta yerleşmiş olan (el-Ahkāf 46/21), kendilerine Hz. Hûd’un peygamber olarak gönderildiği kavme adını veren Âd da İrem’in büyük oğlu Avs’tan torunudur. İrem’in bir kabile adı olduğunu söyleyenlere göre bu kabile Âd kavminin bir kolu olup adını kavmin atası olan İrem’den almıştır. Tarihçiler ve müfessirler, Kur’an’daki bir ifadeden de hareketle (en-Necm 53/50) Âd kavmini Âd-ı ûlâ ve Âd-ı uhrâ diye iki kısma ayırmakta ve Âd-ı ûlâ’ya atalarına nisbetle İrem denildiğini nakletmektedirler (Fahreddin er-Râzî, XXXI, 166; İbn Kesîr, VIII, 394). Batlamyus’un Suriye’de olduğunu söylediği Aramawa denilen yerin İrem olduğu ileri sürülmüştür. Arkeolojik araştırmalar da İrem’in Akabe’nin 25 km. doğusundaki Rem dağı olduğunu göstermektedir. Son dönem araştırmacıları Âd kavminin Arap yarımadasının kuzeybatısında, Hicaz ve Necid’den Şam’a doğru uzanan sahada yaşadığı konusunda hemfikir olmuşlardır. (TDV İslam Ansiklopedisi c.22 s.443)




Yukarıda görmüş olduğuruz resimler Umman’daki Ubar / Shisr arkeolojik alanında çekilmiş kalıntılar ve yapılar. Bu bölge, bazı araştırmacılar tarafından “Kumların Atlantisi” ya da Kur’ân’daki İrem şehri ile ilişkilendirilmeye çalışılmıştır. Ubar yerleşimi, çölün altında kalmış eski bir ticaret merkezidir ve özellikle tütsü (frankincense) yolu ile ilişkilendirilmektedir. İrem” adı Kur’ân’da geçen efsanevi şehir için kullanılmasına rağmen, bu yapıların İrem olduğuna dair kesin bilimsel kanıt yoktur — yalnızca bir öneri/yorumdur.

NASA tarafından elde edilen radar görüntüler, bölgedeki eski kervan yollarını ve çevresini gösterir. Arkeologların bu görüntüler sayesinde yerleşimin olduğu bölgeyi tespit ettiğine inanılır. Bazı araştırmacılar bu alanı İrem ile bağlasa da bu kesin bilimsel kanıtlanmış bir gerçek değildir.
Ahkâf mıntıkası, “İrem” adıyla tanınmıştır. Meşhûr “İrem Bağları” tâbiri oradan gelmektedir. İrem şehri inanılmaz bir şehir. Kur’an’da bahsediyor biliyorsunuz. Bazı arkeolojik kazılar var. Rabbimiz İrem şehrini Adını da anarak Fecir suresinin 6.7.ve 8. ayetlerin de bizi anlatıyor.
—“Görmedinmi Rabbin ne yaptı ad kavmini. O muhteşem sütunlarla dolu İrem şehri.”
Allah kitabına almışsa, Kur’an’da zikretmişse muhakkak ki bir sebebi vardır. Allahu alem. Bu ayetin devamında rabbimiz :
—“Öğle binalar ki o şehirlerde onların benzerini henüz yapılmış değil.”
Diyor. Yani o güne kadar emsali olmayan bir şehir. Peki ne oldu bu şehir. Yerle bir oldu.
Ne diyor Allah Aslında ilk muhatap olan mekkelilere :
—“Sizde güveniyorsunuz şehrimize. Çölün ortasında volkanik kayaların arasında diyorsunuz ki ticari ve dini bir Merkez olma özelliğinden dolayı bize ne olabilirki. Sen bizim aslında birliğimizi bozuyorsun diyorsunuz.”
Aynen Ad kavminin Hz. Hud a.s.’a söylediği gibi.
Allah da onlara Ad kavminin üzerinden, Ahkaf bölgesi üzerinden, İrem şehri üzerinden mesajlar verip;
—“Ya büyüklenmeyin. Bunları size bahşeden Allah’tır. İsterse Allah bir anda da onları sizin elinizden alır.”
Deniyor. Aldı mı aldı. Yine alırmı yine alır.
Tekrar Ad kavmine geri dönelim ve bu Ad kavmini Kur’an’ın ışığında bir inceleyelim. Sosyal ve kültürel olarak Ad kavmine bakacak olursak:
- Âd kavmi, yirmi üç kabîleden meydana gelen bir Arap kavmidir. Kavme ismi verilmiş bulunan Âd, Hazret-i Nûh’un torunlarındandır. Zamanları, tahmînen Hazret-i Nûh’tan sekizyüz sene sonradır.
- Ad kavmini İleri gelenler diye tabir edebileceğimiz (Mele) toplumu yönlendiriyordu. (Araf Suresi 66. Ayet)
—“Kavminden ileri gelen kâfirler dediler ki: “Biz seni bir çılgınlık içinde görüyoruz ve gerçekten seni yalancılardan sanıyoruz.” (Araf Suresi 66. Ayet)
Tarihi kaynaklarda İrem şehrini Şeddat İbn-i Ad’ın yaptığı söylenir. Hani biz de zalimler sayılınca Firavun, Nemrut ve Şeddat diye sayarız ya, işte Şeddat İrem şehrini yapan Şeddat. o İrem şeyini yapan Hz. Hud a.s.’ın karşısında Mele takımının başını çeken o adam. Dolayısıyla birçok peygamber de olduğu gibi o gün Ad kavminde de Mele takımının toplumu yönlendirmesi ile alakalı bir şeyleri görüyoruz. Bu Mele’nin etkilerini Hz. Nuh a.s.’ı anlatırken vermiştik.
- Vücut yapıları itibari ile güçlü, kuvvetli ve heybetli insanlardı. (Araf Suresi 69. Ayet)
—“Sizi uyarması için içinizden bir adam aracılığı ile, size bir zikir gelmesine şaştınız mı? Düşünün ki (Allah) sizi, Nûh kavminden sonra, onların yerine hâkimler yaptı ve yaratılışta sizi onlardan üstün kıldı. Allah’ın nimetlerini hatırlayın ki, kurtuluşa eresiniz.” (Araf Suresi 69. Ayet)
Bakın burada anlatılan insanların fiziksel yapıları bu gün biraz abartılıyor. Öğle minare kadar boyları vardı gibi sözleri birçok kaynaklarda okuyoruz. Ancak böyle bir şey yok. Evet güçlü kuvvetliydiler. Kur’an-ı Kerim O güne kadar öyle Güçlü kuvvetli insanlar gelmediğini söylüyor. Güçlü kuvvetli olduklarına vurguda da bulunuyor. Hizmetli olduklarını söylüyor. Bizim Kur’an’ın dışındaki bazı şeyleri söylememize gerek yok.
- Eğlenceye düşkün, zevk-ü sefayı seven bir kavimdi. (Şuara Suresi 128. Ayet)
—“Siz her tepeye bir alâmet bina edip eğlenir durur musunuz?” (Şuara Suresi 128. Ayet)
- İhtişama önem veren, gösterişli binalar yapan ve bunlarla gururlanan bir topluluktu. (Şuara Suresi 128. ve 129. Ayetler)
— “Siz her tepeye bir alâmet bina edip eğlenir durur musunuz?” (Şuara Suresi 128. Ayet)
— “Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz?” (Şuara Suresi 129. Ayet)
İşte bu maalesef dünyevileşmenin de en büyük işaretlerinden biridir.
- Zulüm ve haksızlık yapan,adaleti değil aidiyeti ön planda tutan bir topluluktu. (Şuara Suresi 130. Ayet)
— “Hem tuttuğunuz zaman merhametsiz zorbalar gibi tutuyorsunuz.” (Şuara Suresi 130. Ayet)
Ad kavmi inkarla yıkılmıyor, zulümle yıkılıyor. O helak onlara zulümle geliyor
- Zenginlikleri çok olan, bağları bahçeleri, suları ve adamları fazla olan bir millet. (Şuara Suresi 132. Ve 134. Ayetler)
— “O Allah’tan korkun ki, size o bildiğiniz şeyleri vermekte,” (Şuara Suresi 132. Ayet)
— “Davarlar, oğullar,” (Şuara Suresi 133. Ayet)
— “Cennet gibi bağlar, bahçeler, pınarlar ihsan etmektedir.” (Şuara Suresi 134. Ayet)
- En güçlü insanların kendileri olduğuna inanan ve güçleri ile başkalarına meydan okuyan bir kavimdi. (Fussilet suresi 15. Ayet)
— Âd kavmine gelince onlar yeryüzünde büyüklük tasladılar ve: “Bizden daha kuvvetli kim vardır?” dediler. Onlar kendilerini yaratan Allah’ın kendilerinden daha kuvvetli olduğunu görmediler mi? Onlar bizim ayetlerimizi bile bile inkâr ediyorlardı.” (Fussilet suresi 15. Ayet)
Ad kavminin inanç yapısına da bakacak olursak, Ad kavmi Mekkeliler gibi putperest bir kavimdi. kaynaklarımız 3 tane büyük putlarının ismini verir.
- Darra / Şadda
- Damur / Semud
- Heba / Henna (Taberî-Tarih c.1,s.11O.)
Taberi’de isimler Şatta ve Samur şeklinde geçer. Oradaki Heba aynıdır. Ad kavminin inanç sistemini anladığımız zaman Mekke ile aralarındaki bağı daha iyi oturmuş olacağız. Ve bugün yaşadığımız dünya içinde çok ciddi mesajlar almış olacağız.
