Tarihi rivayetlere baktığınızda şöyle bir şey göreceksiniz. İki tane Ad kavmi var aslında. Ad-ı Ula ve Ad-ı Uhra. Bu bilgi kur’an’da da var.
Birinci AD ya da evvelki AD, ikinci AD yada sonraki AD diye isimlendiriliyor. genel anlamda Hz.Hud a.s. ile alakalı olan kısım ki Kur’an en fazla onu anlatır Ad-ı Ulâ dır. Yani 1. AD. Necim suresinin 50 ayetinde
—“Allah daha önce gelen Adı helak etti.” (Necm Suresi 50. Ayet)
Diyor. Sonraki yani ikinci AD helak olmaktan kurtulan Müslümanlardır. Kurtulan Müslümanların soyundan 2 AD devreye girmiş oluyor. Dolayısıyla biz Kur’an’da AD Kavmi ile alakalı bilgileri okuduğumuzda birinci AD’ı anlamak durumundayız. 1. Ad kavmi on-onüç kabileden oluşan üç-dört bin kişilik bir topluluktu. (Asım Köksal-Peygamberler Tarihi c.1.s.202)
Tarihi kaynaklara baktığımız zaman tarihlendirmelere göre Ad Kavminin var olduğu tarihlerde çevre coğrafyalarda başka medeniyetlerde vardı.
| MÖ 3000–2000 DÖNEMİ MEDENİYETLERİ – KRONOLOJİK TABLO | |||
| MEDENİYET / KÜLTÜR | BÖLGE | YAKLAŞIK TARİH | ÖNE ÇIKAN ÖZELLİK |
| Sümerler | Güney Mezopotamya | MÖ 3500–2300 | Yazı (çivi), ziggurat, şehir-devlet |
| Akkad İmparatorluğu | Mezopotamya | MÖ 2334–2154 | İlk merkezi imparatorluk |
| Elam | İran (Susiana) | MÖ 3000–2000 | Erken yazı, devlet geleneği |
| Eski Mısır (Eski Krallık) | Nil Havzası | MÖ 2686–2181 | Piramitler, güçlü merkezi yönetim |
| Eski Mısır (Orta Krallık) | Nil Havzası | MÖ 2055– | İdari ve kültürel canlanma |
| Hattiler | Anadolu | MÖ 2500–2000 | Anadolu’nun yerli kültürü |
| Asur Ticaret Kolonileri | Anadolu–Mezopotamya | MÖ 1950–1750 | Ticaret, yazının Anadolu’ya gelişi |
| Minos Uygarlığı | Girit | MÖ 2600–1450 | Denizcilik, saray ekonomisi |
| Kiklad Kültürü | Ege Adaları | MÖ 3000–2000 | Mermer figürler, deniz ticareti |
| İndus (Harappa) | Pakistan–Hindistan | MÖ 2600–1900 | Planlı şehirler, kanalizasyon |
| Xia / Erlitou | Çin | MÖ 2100–1600 | Çin uygarlığının erken temeli |
| Kerma (Nubya) | Sudan | MÖ 2500–1500 | Afrika’da erken devletleşme |
| Bölge | Durum (MÖ 3000–2000) |
| Mezopotamya | Yazılı, devletli medeniyet |
| Mısır | Merkezi krallık |
| Anadolu | Ticaret + yazı |
| Avrupa (genel) | Kabile / şeflik |
| Girit (Minos) | Medeniyet |
| Amerika | Yazısız ama şehirli (Caral) |

Dünya Tarih Ansiklopedisinden aldığımız bu haritaya göre basitleştirilmiş zaman çizelgesi ise şu şekilde:
MÖ 3000 ─────────────────────────── MÖ 2000
Mezopotamya | Sümer ─ Akkad ─ Asur/Babil
Mısır | Eski Krallık ─ Orta Krallık
Anadolu | Hattiler ─ Asur Kolonileri
İndus | Harappa ─ Mohenjo-daro
Çin | Erlitou / Xia
Girit | Minos
Avrupa | Kabile & Şeflik Kültürleri
Amerika | Caral (Norte Chico)
Bu bilgileri biz Kur’an dan öğrenmiyoruz, Tarihi kaynaklardan ediniyoruz.

Ad Kavminin yaşadığını düşündüğümüz MÖ 3000–2000 yılları arasında, varlığını bildiğimiz toplumlarda din, günlük hayatın merkezindeydi. Din; sadece ibadet değil, doğa olaylarını açıklama, siyasi meşruiyet, hukuk ve ahlakın temeli olarak görülüyordu. Bu dönemde toplumların çoğunda çoktanrıcılık (politeizm) hâkimdi. Tanrılar doğa güçlerini temsil ediyordu. Krallar, tanrılarla doğrudan ilişkili kabul ediliyordu. Tapınaklar = dini + ekonomik + idari merkezler şeklinde bir idari yapıya sahipti. Din, korku ve düzen üzerine kuruluydu.
Toplumların dinsel yapısını bölgelere göre bakacak olursak
| Bölge | İnanç Tipi | Ahiret | Ahlak |
| Mezopotamya | Çoktanrılı | Zayıf | Zayıf |
| Mısır | Çoktanrılı | Güçlü | Güçlü |
| Anadolu | Çoktanrılı | Belirsiz | Orta |
| Girit | Doğa merkezli | Zayıf | Orta |
| İndus | Ritüel merkezli | Belirsiz | Orta |
| Çin | Ata + Gök | Orta | Güçlü |
(Biz bu bilgiler de Jean Bottero, Religion in Ancient Mesopotamia., Samuel Noah Kramer, History Begins at Sumer., Andrew George, The Epic of Gilgamesh. Jan Assmann, The Mind of Egypt., Erik Hornung, Conceptions of God in Ancient Egypt., Amélie Kuhrt, The Ancient Near East., Rodney Castleden, Minoans: Life in Bronze Age Crete., Gregory Possehl, The Indus Civilization., R. S. Sharma, Early Indian Religions. Kaynaklarından ediniyoruz.)
MÖ 3000–2000 yılları arasındaki dini inanışlar genel olarak çoktanrılı ve doğa merkezlidir. Bununla birlikte ahiret, adalet, ilahi düzen ve yüce varlık fikri, farklı yoğunluklarda hemen her medeniyette mevcuttur. İslami bakış açısına göre bu durum, tevhid inancının zamanla bozulmuş izleri olarak yorumlanabilir. Hz. Nuh (a.s.) sonrası toplumlarda ilahi hakikat bütünüyle kaybolmamış, ancak kültürel ve coğrafi şartlara bağlı olarak farklı biçimlere dönüşmüştür.
Hz. NUH A.S. SONRASI İNANÇ BOZULMASI VE TEVHİTTEN ŞİRKE GEÇEN SÜREÇ
İslami inanç sistemine göre insanlık tarihi tevhid inancı ile başlamış, ancak zamanla bu saf inanç çeşitli sebeplerle bozulmaya uğramıştır. Hz. Nuh (a.s.) Tufanı, yalnızca ahlaki bir arınma değil; aynı zamanda insanlığın yeniden tevhid ekseninde inşa edilmesi için ilahi bir müdahale olarak görülür. Bununla birlikte tufan sonrası toplumlarda da inanç zamanla safiyetini kaybetmiş, tevhid anlayışı yerini çoktanrılı ve sembolik sistemlere bırakmıştır. Kur’ân-ı Kerîm’e göre Hz. Nuh (a.s.), kavmini açık bir tevhid çağrısına davet etmiş; putperestliği ve aracılık anlayışını reddetmiştir. Tufan sonrası hayatta kalan nesil, bu tevhid inancı üzerine yeniden çoğalmıştır. İlk dönemlerde:
- Tanrı anlayışı tek ve yücedir
- İbadet doğrudandır, aracı figürler yoktur
- Ahlaki sorumluluk belirgindir
Bu evre, İslami literatürde “fıtrat dönemi” olarak da değerlendirilir. (ibn Teymiyye, Fıtrat Risalesi.)
Nesiller ilerledikçe, başlangıçta yalnızca hatırlatma amacı taşıyan semboller kutsallaştırılmaya başlanmıştır. Kur’ân’da Nuh kavminin putlarının (Vedd, Suvâ‘, Yeğûs, Ye‘ûk, Nesr) başlangıçta salih kimselerin hatırası olduğu ifade edilir. (Buhârî, Tefsîr, Nûh Suresi; İbn Kesîr, Tefsîru’l-Kur’ân.) Bu süreçte:
- Salih kişiler yüceltilmiş
- Hatıralar heykelleştirilmiş
- Zamanla bu figürlere ibadet yönelmiştir
Bu durum, tevhidden şirke geçişin ilk kırılma noktası olarak kabul edilir. (Taberî, Câmi‘u’l-Beyân.) İnsan toplulukları geniş coğrafyalara yayıldıkça, karşılaştıkları doğal güçler (güneş, ay, fırtına, nehir) kutsal anlamlar yüklenerek ilahlaştırılmıştır. Mezopotamya, Mısır ve Anadolu dinlerinde görülen çoktanrılı yapı bu sürecin ürünüdür. (Jean Bottero, Religion in Ancient Mesopotamia.)
Bu evrede:
- Tanrı anlayışı parçalanmış
- Her güç için ayrı bir ilah tasarlanmış
- Kozmik düzen, ilahlar arası mücadeleyle açıklanmıştır
İslami perspektife göre bu durum, ilahi kudretin bölünmesi anlamına gelen açık bir inanç bozulmasıdır. (Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili.)
İnanç bozulmasının önemli bir boyutu da siyasi otoritenin kutsallaştırılmasıdır. Özellikle Mısır’da firavun, Mezopotamya’da kral, tanrının yeryüzündeki temsilcisi olarak görülmüştür. (Jan Assmann, The Mind of Egypt.)
Bu anlayış:
- Yönetimi sorgulanamaz kılmış
- Dini, siyasi tahakküm aracı hâline getirmiştir
Kur’ân’da Nemrut ve Firavun figürleri, bu inanç-siyaset sapmasının örnekleri olarak sunulur.
Gördüğünüz gibi Ad kavminin yaşadığı dönemde bilinen ana karada (o zaman ki dünya haritası bu günkünden çok farklıydı) başka medeniyetlerde vardı ve bu medeniyetlerin kendilerine göre bir inanç sistemi vardı. Ad kavminin dışında diğer medeniyetlerde inanç sistemi oturmuştu. Belki hepsinde Allah inancı yoktu ama kendi inanç sistemi içinde bir din olgusu hayata geçirilmişti. (Asla bu durum meşrudur demiyorum) Ayrıca bu medeniyetlere sistemli bir yönetim ve kültürel değerler vardı. Ancak AD Kavminde bunların hiç biri olmadığı gibi putperestlik, azgınlık ve zalimlik ön plandaydı. İşte peygamberin bu kavime ve bu bölgeye gönderilmesinin sebeplerinden biride budur.
