Hz. İBRAHİM a.s. (31. BÖLÜM)

You are currently viewing Hz. İBRAHİM a.s. (31. BÖLÜM)

Dehşet verici bir helak ve sonunda yok olan bir kavim. Kavimden arda kalan iman etmiş bir avuç insan. Hz. Salih a.s.’ın vefatından sonra Hz. İbrahim a.s.’a kadar olan tarihi süreçte dünya coğrafyasında hızlı değişmeler oldu. Hz. Salih a.s. ile Hz. İbrahim a.s. arasında geçen dönem, hem Kur’ân kıssaları açısından hem de dünya tarihi–coğrafyası açısından çok önemli bir geçiş evresidir. Kesin tarihleri net olmamakla birlikte, geleneksel İslami tarih anlatımında bu dönem kabaca MÖ 2500–2000 bandına yerleştirilir. Bu aralıkta dünya coğrafyasında büyük medeniyet çekirdekleri oluşmuş ve şehirleşme hızlanmıştır.

İki dönem arasındaki durumu sentezlersek Hz. Salih a.s. Semûd kavmine gönderilmiş bir peygamberdir. Kayaları oyarak şehirler kuran bir topluma tebliğ yapmıştır. Helâk olayıyla kavmin varlığı son bulmuştur. Bu dönem, Nuh tufanı sonrası insanlığın farklı bölgelere yayıldığı ve yeni toplum düzenleri kurduğu evre olarak kabul edilir. Hz. İbrahim a.s. ise Putperestliğin kurumsallaştığı, büyük şehir medeniyetleri ortamında gönderilmiştir. Hz. İbrahim a.s.’ın Tevhid mücadelesi şehir merkezlidir (Ur, Harran, Kenan hattı).

Hz. Salih a.s. ile Hz İbrahim a.s.Arasındaki dönemde Mezopotamya’da Sümer şehir devletleri  çok güçlenmişti. Tapınak merkezli şehir düzeni (zigguratlar) yaygındı. Aynı zamanda Yazı (çivi yazısı) aktif olarak kullanılıyordu. Ardından Akad siyasi birliği ortaya çıktı. Ticaret yolları Mezopotamya’dan Anadolu ve Levant’a uzandı. Putperestlik ve gök cisimlerine tapınma yaygınlaştı. Hz. İbrahim a.s.’ın mücadele ettiği inanç ortamı da bu zeminde oluştu.

Mısır coğrafyasında eski krallık dönemi hakimiyeti başladı. Nil vadisinde merkezi krallık güç kazandı. Piramitlerin inşa edildiği dönem de bu zaman dilimine denk gelir. Firavun ilahi otorite olarak görülüyordu. Gelişmiş sulama ve tarım sistemi vardı. Ölüm sonrası inanç ve anıt mezar kültürü yaygınlaştı.

Arabistan ve Kuzey Arabistan Coğrafyasında ise Semûd ve benzeri kaya yerleşimli toplulukların izleri uzun süre görülmeye devam etti. Bu nedenle kayaları oyarak ev yapma mimarisi gelişmiştir. Ayrıca yeni kervan yolları oluşmaya başladı. Yazıt kültürü ortaya çıktı ki Semudî yazıları bunun en güzel örneğidir.

İndus Vadisi Medeniyeti olarak bilinen özellikle bugünkü Pakistan–Hindistan bölgesinde planlı şehirler kuruldu. Şehir planlamasının gelişmesi kanalizasyon sistemininde gelişmesine neden oldu. Bu planlı şehirleşmede standart ölçü ve tuğla sistemi kullanıldı. Bölge ticareti ise Mezopotamya ile bağlantılıydı.

Sonuç olarak bu dönem, yerel kabile düzeninden şehir merkezli inanç ve yönetim sistemlerine geçişin hızlandığı; tevhid çağrılarının ise kurumsallaşmış putperest yapılarla karşı karşıya geldiği tarihsel bir eşiktir. (Tarih al-Taberi — Taberî, el-Bidaye ve’n-Nihaye — İbn Kesîr, İbn Kesîr, Kısasü’l-Enbiyâ, Mes‘ûdî, Murûcü’z-Zeheb) (The Sumerians — Samuel Noah Kramer, Ancient Mesopotamia — Georges Roux, Oxford History of the Ancient Near East (seri))(The Oxford History of Ancient Egypt, Ian Shaw (ed.), Ancient Egypt)( Gregory Possehl — The Indus Civilization, Jonathan Mark Kenoyer — Ancient Cities of the Indus Valley Civilization)

Kur’ân’a ve klasik İslam tarihine göre Hz. İbrahim a.s., Mezopotamya merkezli putperest toplumlara gönderilmiş bir peygamberdir. Tebliği tek bir kabileyle sınırlı değil; şehirleşmiş, putperest inanç düzenine sahip geniş bir toplumsal yapıyadır.

Hz. İbrahim a.s., Mezopotamya merkezli putperest şehir toplumlarına gönderilmiş; tebliğini Ur ve Harran hattından Kenan diyarına kadar geniş bir coğrafyada sürdürmüş tevhid peygamberidir. Muhatap kitlesi tek bir kabile değil, kurumsallaşmış putperest inanç düzenine sahip şehir toplumudur.

Hz. Adem a.s. dan itibaren soy silsilesini bir görelim:

Birde Hz. İbrahim a.s.’ın doğduğu tarihlerdeki o coğrafya’nın haritasına bakalım:

Hz. İbrahim’in doğduğu kabul edilen dönem (yaklaşık MÖ 2000–1900) için “dünya haritası” bugünkü siyasi haritalar gibi değildi. Haritalar daha çok coğrafi bölgeler ve medeniyet havzaları üzerinden düşünülür. Kıtalar bugünkü yerindeydi; ancak bilinen dünya, Eski Dünya (Afrika–Avrasya) ile sınırlı kabul ediliyordu. Amerika kıtaları, Okyanusya ve Uzak Kuzey henüz Eski Dünya medeniyetleri tarafından bilinmiyordu.

Bir yanıt yazın