Hz. Salih a.s. ve SEMUD KAVMİ (27. BÖLÜM)

You are currently viewing Hz. Salih a.s. ve SEMUD KAVMİ (27. BÖLÜM)

Semud Kavmi hakkında ki bu bilgilerden sonra birde Kur’an-ı Kerim’de Hz. Salih a.s.’a baktığımızda şöyle bir tablo çıkıyor karşımıza:

  1. Kur’an da isim olarak 10 yerde anılan bir peygamber.
  2. A râf Suresi 73, 75 77, 189 Ayetler
  3. Hud Suresi 61 62 66 89 Ayetler
  4. Neml Suresi 45 Ayet
  5. Şuara 142 Ayet
  6. Allah Kur’an da gönderildiği bölge olan Hicir bölgesi müstakil bir süreye isim olarak verilen peygamber.
  7. Kuranda gönderildiği kavim olan Semud Kavmi, isim olarak 26 yerde geçen bir peygamber.
  8.  Kur’an da şehirlerinden, evlerinin yapılarından, inanç sistemlerinden, sosyal ve kültürel hayatlarından bahsedilen bir kahve gönderilmiş bir peygamber.
  9. Kuranda doğrudan kıssa olarak 76 ayette mücadelesinden bahsedilen bir peygamber.
  10. Kur’an da bu kadar detaylı anlatılmasına rağmen geçmiş vahiy mensuplarının kitaplarında oldukça az anlatılan bir peygamber.

Kur’an-ı Kerim’de hz. Salih a.s. ve Semud Kavmi hangi ayetlerde geçtiğini de bir bakalım.

  • Araf süresi, 73.–79. Ayetler 7 Ayet

—“ Semûd kavmine de kardeşleri Sâlih’i (gönderdik): “Ey kavmim dedi, Allah’a kulluk edin, sizin O’ndan başka bir ilâhınız yoktur. Size Rabbinizden açık bir delil geldi. İşte şu, Allah’ın devesi, size bir mucizedir; bırakın onu Allah’ın yeryüzünde yesin (içsin), sakın ona bir kötülük etmeyin, yoksa sizi acı bir azap yakalar.” (Araf Suresi 73. Ayet)

—“Düşünün ki (Allah) Âd’dan sonra sizi hükümdarlar kıldı. Ve yer yüzünde sizi yerleştirdi: O’nun düzlüklerinde saraylar yapıyorsunuz, dağlarında evler yontuyorsunuz. Artık Allah’ın nimetlerini hatırlayın da yeryüzünde fesatçılar olarak karışıklık çıkarmayın.” (Araf Suresi 74. Ayet)

—“Kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler, içlerinden zayıf görünen müminlere: “Siz, dediler, Sâlih’in, gerçekten Rabbi tarafından gönderildiğini biliyor musunuz?” (Onlar da): “(Evet), doğrusu biz onunla gönderilene inananlarız!” dediler.” (Araf Suresi 75. Ayet)

—“Büyüklük taslayanlar: “Biz, sizin inandığınızı inkâr edenleriz!” dediler.” (Araf Suresi 76. Ayet)

—“Derken dişi deveyi boğazladılar ve Rablerinin buyruğundan dışarı çıktılar; “Ey Sâlih, eğer hakikaten elçilerdensen, bizi tehdit ettiğin (o azabı) bize getir! “dediler.” (Araf Suresi 77. Ayet)

—“Bunun üzerine hemen onları, o sarsıntı yakaladı, yurtlarında diz üstü çökekaldılar.” (Araf Suresi 78. Ayet)

—“Sâlih de o zaman onlardan yüz çevirdi ve şöyle dedi: “Ey kavmim! And olsun ki ben size Rabbimin elçiliğini tebliğ ettim ve size öğüt verdim, fakat siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz.” (Araf Suresi 79. Ayet)

  • Hud Süresi, 61.-68. Ayetler 8 Ay

—“Semud kavmine de kardeşleri Salih’i gönderdik. Dedi ki, “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka bir tanrınız daha yoktur. Sizi topraktan O meydana getirdi. Sizi orada ömür sürmeye O memur etti. Bu sebepten O’nun mağfiretini isteyin, sonra O’na tevbe edin. Şüphesiz Rabbim yakındır, dualarınızı kabul eder.” (Hud Suresi 61. Ayet)

—“Dediler: “Ey Salih,! Bundan önce sen bizim içimizde ümit beslenir bir zat idin. Şimdi bizi babalarımızın taptıklarına tapmaktan mı engelliyorsun? Biz, doğrusunu istersen bizi davet ettiğin şeyden kuşkulandıran bir şüphe içindeyiz.” (Hud Suresi 62. Ayet)

—“Salih dedi: “Ey kavmim! Eğer ben Rabbimden açık bir mucize üzerinde isem ve o bana tarafından bir rahmet bahşetmiş ise, ben Allah’a isyan ettiğim takdirde beni O’ndan kim kurtarabilir? Demek ki, siz bana zarar vermekten başka bir şey yapmıyorsunuz.” (Hud Suresi 63. Ayet)

—“Ey kavmim! İşte şu, Allah’ın dişi devesi, size bir mucizedir. Bırakın onu Allah’ın yer yüzünde (otlaklarında) otlasın. Ve ona kötü bir maksatla el sürmeyin, sonra sizi yakın bir azap yakalar.” (Hud Suresi 64. Ayet)

—“Derken, o deveyi kestiler. Bunun üzerine Salih dedi ki: “Yurdunuzda üç gün daha yaşayın. İşte bu, yalan çıkmayacak olan kesin bir vaaddir.” (Hud Suresi 65. Ayet)

—“Ne zaman ki, azap emrimiz geldi, Salih’i ve beraberindeki iman edenleri, tarafımızdan bir rahmet sayesinde kurtardık, üstelik o günün perişanlığından da kurtardık. Hiç şüphesiz Rabbin güçlüdür, mutlak üstündür.” (Hud Suresi 66. Ayet)

—“O zalimleri, korkunç bir gürültü yakalayıverdi de oldukları yerde çöküp kaldılar.” (Hud Suresi 67. Ayet)

—“Sanki orada güzel güzel yaşayıp durmamışlardı. Bak işte Semud, gerçekten de Rablerine küfretmişlerdi. Bak işte nasıl yok olup gittiler.” (Hud Suresi 68. Ayet)

  • Hicr Süresi 80.- 84. Ayetler 5 Ayet

—“Şüphesiz ki, Hıcr halkı da peygamberleri yalanladılar.” (Hicr Suresi 80. Ayet)

—“Biz, onlara âyetlerimizi vermiştik de onlar, yüz çeviriyorlardı” (Hicr Suresi 81. Ayet)

—“Onlar, dağlardan emniyetli emniyetli evler yontuyorlardı.” (Hicr Suresi 82. Ayet)

—“Onları da sabahleyin korkunç bir çığlık yakaladı.” (Hicr Suresi 83. Ayet)

—“Kazanmakta oldukları şeyler, onlardan hiçbir zararı savmadı.” (Hicr Suresi 84. Ayet)

  • İsra Suresi 59. Ayetler 1 Ayet

—“Bizi, âyetler (mucizeler) ve peygamber göndermekten alıkoyan şey, ancak öncekilerin onları yalanlamış olmalarıdır. Semûd’a, açık bir mucize olarak o dişi deveyi vermiştik de ona zulmetmişlerdi (deveyi boğazlayarak kendilerine yazık etmişlerdi). Oysa biz, o mucizeleri ancak korkutmak için göndeririz.” (İsra Suresi 59. Ayet)

  • Şuara suresi 141.- 159. Ayetler       19 Ayet

—“Semûd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti.” (Şuara Suresi 141. Ayet)   

—“Hani kardeşleri Salih onlara şöyle demişti: “Siz Allah’tan korkmaz mısınız?” (Şuara Suresi 142. Ayet)

—“Haberiniz olsun ki ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.” (Şuara Suresi 143. Ayet)

—“Gelin artık, Allah’tan korkun ve bana itaat edin.” (Şuara Suresi 144. Ayet)

—“Buna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir.” (Şuara Suresi 145. Ayet)

—“Siz burada güven içinde bırakılacak mısınız?” (Şuara Suresi 146. Ayet)

—“Bahçelerin, pınarların içinde,” (Şuara Suresi 147. Ayet)

—“Ekinlerin, salkımları sarkmış hurmalar arasında,” (Şuara Suresi 148. Ayet)

—“Ki bir de dağlardan keyifli keyifli kâşâneler oyuyorsunuz.” (Şuara Suresi 149. Ayet)

—“Gelin! Allah’tan korkun da bana itaat edin.” (Şuara Suresi 150. Ayet)

—“Yeryüzünde bozgunculuk yapıp dirlik düzenlik vermeyen bozguncuların emrine uymayın.” (Şuara Suresi 151-152. Ayet)

—“Sen dediler, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin!” (Şuara Suresi 153. Ayet)

—“Sen de ancak bizim gibi bir beşersin. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bize bir âyet (mucize) getir.” (Şuara Suresi 154. Ayet)

—“Salih “İşte (mucize) bu dişi devedir; su içme hakkı (bir gün) onundur, belli bir günün içme hakkı da sizin” dedi.” (Şuara Suresi 155. Ayet)

—“Sakın ona bir kötülükle ilişmeyin, yoksa sizi büyük bir günün azabı yakalayıverir.” (Şuara Suresi 156. Ayet)

—“Derken onu kestiler; fakat pişman da oldular.” (Şuara Suresi 157. Ayet)

—“Çünkü kendilerini azap yakalayıverdi. Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır, ama çokları iman etmiş değillerdir.” (Şuara Suresi 158. Ayet)

—“Ve şüphesiz Rabbin, işte O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.” (Şuara Suresi 159. Ayet)

  • Neml Süresi 45.- 53. Ayetler  9 Ayet

—“Andolsun ki, Allah’a ibadet edin diye Semud’a da kardeşleri Salih’i gönderdik. Hemen birbirleriyle çekişen iki zümre oluverdiler.” (Neml Suresi 45. Ayet)

—“Salih dedi ki: “Ey benim kavmim! İyilik dururken niçin kötülüğe koşuyorsunuz? Ne olur Allah’a istiğfar etseniz, belki rahmetine ulaşırdınız.” (Neml Suresi 46. Ayet)

—“Cevap verdiler: “Senin ve beraberindekilerin yüzünden uğursuzluğa uğradık.” Salih: “Size çöken uğursuzluk (sebebi) Allah katında (yazılı)dır. Belki siz imtihana çekilen bir kavimsiniz” dedi.” (Neml Suresi 47. Ayet)

—“O şehirde dokuz çete vardı ki, bunlar yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar, iyilik tarafına hiç yanaşmıyorlardı.” (Neml Suresi 48. Ayet)

—“Allah’a and içerek birbirlerine şöyle dediler: “Gece ona ve ailesine baskın yapalım; sonra da velisine, ‘Biz o ailenin yok edilişi sırasında orada değildik, inanın ki doğru söylüyoruz’ diyelim.” (Neml Suresi 49. Ayet)

—“Onlar böyle bir tuzak kurdular, biz de kendileri farkında olmadan onların planlarını altüst ettik.” (Neml Suresi 50. Ayet)

—“İşte bak! Tuzaklarının akibeti nice oldu: Onları da, kavimlerini de toptan helak ettik.” (Neml Suresi 51. Ayet)

—“İşte haksızlıkları yüzünden çökmüş evleri! Bilen bir kavim için elbette bunda bir ibret vardır.” (Neml Suresi 52. Ayet)

—“İman edip Allah’a karşı gelmekten sakınanları da kurtardık.” (Neml Suresi 53. Ayet)

  • Fussilet Süresi 17.-18. Ayetler         2 Ayet

—“Semûd kavmine gelince, biz onlara doğru yolu gösterdik. Fakat onlar körlüğü doğru yola tercih ettiler. Bunun üzerine kazandıkları kötülük yüzünden alçaltıcı azabın yıldırımı onları çarpıverdi.” (Fussilet Süresi 17. Ayet)

—“Biz iman edenleri ve kötülükten sakınanları ise kurtardık.” (Fussilet Süresi 18. Ayet)

  • Zariyat Süresi, 43.-45. Ayetler 3 Ayet

—“Semud kavminin helâkinde de bir ibret vardır. Hani onlara: “Belirli bir süreye kadar dünyadan yararalanıp, geçinin!” denmişti.” (Zariat Suresi 43. Ayet)

–“Onlarsa Rablerinin emrine karşı büyüklük tasladılar. Bunun üzerine kendilerini, bakıp dururlarken yıldırım yakalayıp, çarptı.” (Zariat Suresi 44. Ayet)

—“Onlarsa Rablerinin emrine karşı büyüklük tasladılar. Bunun üzerine kendilerini, bakıp dururlarken yıldırım yakalayıp, çarptı.” (Zariat Suresi 45. Ayet)

  • Kamer Süresi, 23.-31. Ayetler 9 Ayet

—“Semûd da o uyarıları yalanladılar.” (Kamer Süresi, 23. Ayet)

—“Bizden bir insana mı uyacağız? O takdirde biz apaçık bir sapıklık ve çılgınlık içine düşmüş oluruz.” dediler.” (Kamer Süresi, 24. Ayet)

—“Zikir, aramızdan ona mı bırakıldı? Hayır o, yalancı, küstahın biridir” (dediler).” (Kamer Süresi, 25. Ayet)

—“Yarın onlar, yalancı, küstahın kim olduğunu bilecekler. “(Kamer Süresi, 26. Ayet)

—“Biz onlara, kendilerini imtihan etmek için dişi deveyi göndereceğiz. Onun için sen onları gözet ve sabırlı ol.” (Kamer Süresi, 27. Ayet)

—“Onlara suyun aralarında paylaştırılacağını haber ver; her içene düşen miktar, hazır kılınmıştır.” (Kamer Süresi, 28. Ayet)

—“Bunun üzerine arkadaşlarına bağırdılar. O da (bıçağı) çekerek (deveyi) kesti.” (Kamer Süresi, 29. Ayet)

—“Ama azabım ve uyarılarım nasıl oldu.” (Kamer Süresi, 30. Ayet)

—“Biz onların üzerine tek sayha (korkunç bir ses) gönderdik; ağılcının topladığı çalı çırpı kırıntıları gibi kırılıp dökülüverdiler.” (Kamer Süresi, 31. Ayet)

  • Hakka Süresi 4.-5. Ayetler  2 Ayet

—“Semûd ve Âd, kapılarını çalacak olan o felaketi yalan saymışlardı.” (Hakka Suresi 4. Ayet)

—“Semûd kavmi korkunç bir sesle yok edildi.” (Hakka Suresi 5. Ayet)

  • Fecir Süresi 9.-14. Ayetler   6 Ayet

—“Vâdide kayaları yontan Semud kavmine?” (Fecir Süresi 9. Ayet)

—“Kazıklar sahibi (güçlü, kuvvetli) Firavun’a?” (Fecir Süresi 10. Ayet)

—“Bunlar ülkelerde azmışlardı.” (Fecir Süresi 11. Ayet)

—“Oralarda çok bozgunculuk yapmışlardı.” (Fecir Süresi 12. Ayet)

—“Bu yüzden Rabbin onların üstüne azap kamçısı yağdırdı.” (Fecir Süresi 13. Ayet)

—“Kuşkusuz Rabbin her an gözetlemededir.”  (Fecir Süresi 14. Ayet)

  • Şems Süresi 11.-15. Ayetler 5 Ayet

—“Semud, azgınlığıyla Hakk’ı yalanladı,” (Şems Süresi 11. Ayet)

—“En azgınları ileri atılınca,” (Şems Süresi 12. Ayet)

—“Allah’ın Rasulü (Salih peygamber) onlara: “Allah’ın devesini ve onun su nöbetini gözetin.” demişti.” (Şems Süresi 13. Ayet)

—“Fakat onlar peygamberi yalanlayıp deveyi kestiler. Rableri de günahlarını başlarına geçiriverdi de orayı dümdüz etti.” (Şems Süresi 14. Ayet)

—“Öyle ya, Allah bu işin sonundan korkacak değil ya.” (Şems Süresi 15. Ayet)

Toplamda 76 ayet doğrudan Hz. Salih a.s. ve gönderildiği kavim olan Semud Kavmine ait bilgileri veriyor. Ben şimdi size onların üzerinden bize verilen ibret adına birkaç şeyi hatırlatmak istiyorum.

  • Allah’a ortaklar koşulunca zillet artmaktadır.

Şirk büyük zulümdür. O zulme düşen zillete mahkum olur. Ve Semud Kavminin üzerinden aziz Kur’an’ın bize verdiği en önemli mesajda budur. Onlar şirke düştüler ve zelil oldular. Şirk arttıkça zilletleri arttı. O zilletten kurtulma adına Hz. Salih a.s. çok mücadele etti. Ama bir türlü dinletemedi.

  • Zafiyet neredeyse imtihan oradandır.

Semud Kavmi’nin zafiyetleri su idi. İmtihan da sudan geldi.

  • Kamunun malına hürmetsizlik edildiğinde bereket dağılmaktadır.

Kamu millet demektir. Kamunun malı milletin malı demektir. Eğer milletin malına bir hürmetsizlik varsa yani milletin malını gasp ediyorsan, yolsuzluk yapıyorsan, torpil yapıyorsan, hırsızlık yapıyorsan…ki bunların hepsi kamunun malına hürmetsizliktir; bunların olduğu yerde bereket yoktur. Eyer bu gün islam coğrafyalarında bereket yoksa bundan dolayıdır. Çünkü bu saydıklarımın hepsi var.

  • Kibrin olduğu yerde hakikati işitmek zorlaşmaktadır.

İşte burada bu kibir meselesinde yine Semud Kavminin ocağına batırdığı yani helakı onlara getiren en önemli şey olduğunu göreceğiz.

  • Küfür elindeki imkanları kaçırmamak için organize bir güç olarak hareket etmektedir.

Eyer küfrün elinde imkan varsa kesinlikle organize olur ve bir güç haline gelincede harekete geçer. Çünkü adam menfaati kesilsin istemiyor. Zaten başka derdi olmaz küfrün. Ne ideoloji derdi olur, ne de din derdi olur. Onun derdi sadece menfaatdir. O menfaati de kaçırmamak için inanılmaz derecede organize çalışır, planlar yapar ve projeler üretir.

  • Tuğyanın yayıldığı zeminde helak kaçınılmazdır.

Tuğyan varsa helak vardır bu kesin. Her kavmin helakı başkadır.

            İnsanlık var oldu olalı tevhit mücadelesinin karşısında şu üç cephe her zaman olmuştur :

  1. Küfür Cephesi
  2. Nifak Cephesi
  3. Cehalet cephesi

İnsanlık var olduğu sürece de bu üç cephe hep var olacaktır.

Allah rasülü sallallahu aleyhi vesellem efendimizi 23 yıl gibi kısa bir zamanda başarıya ulaştıran en önemli meselelerden bir tanesi düşmanını iyi tanınmasıydı. Yine efendimiz sallallahu aleyhi vesselem efendimizi başarıya götüren en önemli şeylerden bir tanesi kendi imkanlarının tam anlamıyla farkında olmasıydı. İmkanlarının farkında, düşmanı da tanıyor. Ona göre mücadele mücadele ediyor. Peygamberimizin karşısında da bu üç cephe vardı. Bizimde şu anda karşımızda bu üç cephe var. Kıyamete kadar da böyle olacak. Allah rasülü sallallahü aleyhi vesselem efendimiz

Küfür cephesiyle                    strateji üzerinden mücadele etti.

Nifak cephesiyle                    tedbir üzerinden mücadele etti.

Cesaret cephesiyle                  merhamet üzerinden mücadele etti.

Başka yolu yok çünkü. Bu mücadele yolları üzerinden başarı elde etti.

Aziz Kur’an Semud Kavmini anlatırken çok mühim bir örgüte dikkat çekiyor. Örgüt demek durumundayım çünkü başka bir şey aklıma gelmiyor. Bu örgüt, dünyanın en eski örgütü. Dünyanın en güçlü ve en kapsamlı örgütü. İmkanları en fazla olan bir örgüt. Şu anda da var olan ve kıyamete kadar da var olacak bir örgüt. Aslında Kur’an bu örgüte karşı zaten bizi uyarmak için dikkatlerimizi çekiyor.

Bakınız Neml Suresi 48. Ayet’e dikkat buyurun lütfen:

—“O şehirde dokuz (kişilik) çete vardı ki, bunlar yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar, iyilik tarafına hiç yanaşmıyorlardı.” (Neml Surei 48. Ayet)

Bazı tefsirciler 9 kişilik çete, bazılarıda  9 çete olarak yorumluyorlar. Bu çetenin işi gücü fesat ve ıslaha karşı durmak. Kur’an bize bunu anlatıyorsa muhakkak ki bir mesaj var burada. Yoksa Allah bize Semud kavminin içindeki bir çeteyi neden anlatsın. Demek ki o çetenin üzerinden bize bir şeyler anlatıyor. Kıyamete kadar bu çete devam edecek ki; günümüzde devam ediyor, Kur’an bize bu konuda bir bilgi veriyor.

            Bakın bu örgütün adı HİZBUŞŞEYTAN dır. Kullandığı alanlar şunlar:

  1. Şirk
  2. Şöhret
  3. Şehvet
  4. Şantaj
  5. Şiddet
  6. Siyaset
  7. Servet
  8. Sanat
  9. Spor

Hizbuşşeytan Mücadele Suresinde geçen Kur’an-i bir kavrtamdır. Peki bunun karşısındaki kavram nedir? HİZBULLAH. Hizbullah bu gün birilerinin anlattığı gibi bir örgüt değil. Bu da tamamen Kur’an-i bir kavramdır. Biz kuranın kavramlarına sonuna kadar sahip çıkacağız. Birileri bunları yanlış şeylere alet ettiler diye Kuran’ın kavramlarından vaz geçecek durumumuz yok.

Hizbuşşeytan yani şeytan ve taraftarları bu örgütün bir numarası.

Ne yapıyor peki? Şeytan ve taraftarları çeteler kurmuş. İlk çete şirk çetesi Allah’a karşı savaş açmış. İnsanların temiz akidesini zedelemek için her yolu deniyor. Ve şirki ambalajlar içerisinde sunuyor. Şöhret çetesi var. Eğer seni şöhretle alacaksa ki bu çok ciddi bir hastalık hemen meşhur olma hevesi ve fırsatı veriyor sana. 05:10 yaşındaki çocukların bile yaptıklarını görüyorsunuz. Yani çocukların ayarları bozulmuş. O çocuklar da suç yok. Çünkü çağ böyle. Aynı şekilde Şehvet çetesiyle yapıyor. Şantajla yapıyor. Şiddetle yapıyor. Siyasetle, servetle, sanatla ve sporla yapıyor. Bunların her biri için bir çok şeyler söylenir. Ancak biz konumuzun dışına çok çıkmayalım.

            İşte bu örgüt en güçlü bir biçimde bu alanların hepsini kullanarak şeytanın taraftarı olma özelliğini yerine getiriyor. Dün Semud Kavminde böyleydi, bugün böyle, yarında böyle olacak. O gün mücadele Hz. Salih a.s. ile bu 9 kişilik çete arasındaydı, bugün mücadele seninle bu günkü çeteler arasında. O 9 kişilik çete yarın başkalarına karşı olur. Önemli olan hak ve batıl mücadelesi sonuna kadar devam edecek olması. Batıl hiçbir zaman pes etmeyecek. Çünkü batılın temsilcisi olan o örgütün başı olan şeytan kıyamete kadar Allah’tan mühlet aldı. Ve şeytan mücadeleyi sonuna kadar devam ettirecek. Peki Batılın taraftarları mücadele edecekler de Hakkın taraftarları mücadele etmeyecek mi? Soruyorum sizlere. Bizler mücadele etmeyecek miyiz. Elbette ki sonuna kadar mücadele edeceğiz inşallah. Çünkü mecburuz. Başka yolumuz yok, ikinci bir seçenek yok. Yani sessiz kalmayacağız. Ben bu işin bir taraftarı değilim demek bizi mesuliyetten kurtarmaz. İki yol var. Hak ve Batıl. Ya hakkın taraftar olacağız şirkin yerine tevhidi hâkim kılma adına mücadele vereceğiz, Allah’ın alanlarını Allah’ın dediği gibi istihdam edip şekillendireceğiz, ya da batıla teslim olacağız. Eğer imanınız varsa biz Allah’a teslim oluruz. Allah’tan başkasına teslimiyet yok. Şartlar ne kadar zor olursa olsun imtihanlar ne kadar ağır olursa olsun bu noktada ne kadar yük sırtımızda olursa olsun bizim tercihimiz belli. Allah bizi bu dünyada bunun için yarattı ve biz bu mücadeleyi sonuna kadar devam ettireceğiz inşallah.

Bir yanıt yazın