Kutsal Sanat Öğretmenlik

You are currently viewing Kutsal Sanat Öğretmenlik


Eğitimli insan gücü tüm ülkelerde bir gelişmişlik göstergesi olarak değerlendiriliyor. Eğitilmiş insan kalifiye insandır. Öğrenmek ve öğrendiğini pratik hayatta tatbik edebilmek ise eğitim tanımının önemli bir bölümüne karşılık gelse gerektir. İlk insan, ilk peygamber olduğuna göre kendisine ilahi emirlerin sahifeler halinde gönderilmiş olması gerçeği, ilkyazının ispatı anlamı da taşımakta. Dolayısı ile ilk insandan beri yazı ve kitap var. O halde ilk öğretmenimiz de ilk peygamber olan Hz. Âdem (as) babamızdır. Hep söyleriz; insan ruhu ölümsüzdür diye. Kişinin dünyaya tutunma isteği de kendisinden sonra isminin yaşaması ve hayırlı nesiller yetiştirme isteği de bu özlemden kaynaklanıyor olmalı.
Tüm sanatçılardan tutun, meslek sahiplerine kadar insanlar, öldükten sonra da isimleri devam etsin, eserleri kendisini yaşatsın ister. Ömürlerinin ötesine geçen eserler ortaya koymak adına çaba harcarlar. Herkes kendi inanç ve eğitimiyle özdeşleştirerek buna tanım bulur. Kimisi sanat adına kimisi de sadakayı cariye niyetiyle kalıcı eser bırakırlar. Ancak bu eserlerden öyle bir tanesi vardır ki, diğerleriyle kıyas götürmez. Bu yetişmiş insan gücüdür. Eğitim ve ahlak kazandırılmış yetkin insandır. Her sanatkâr kendi eserini şekillendirirken yoğun emek harcar. El emeği ürünler sırf bu yüzden fabrikasyondan daha kıymetlidir. Birinde maddi değer diğerinde ise izafi yani manevi değer söz konusudur. İnsanoğlunun bir eser olarak ortaya çıkartılmasında hiç kuşku yok ki, öğretmenlerin yeri tartışılmaz.
Edep, ahlak ve inanç yönümüzün eğitiminde; din görevlileri, sosyal, bilimsel ve akademik açıdan ise öğretmenlerimizin kıymeti paha biçilmez değil midir? Zira insanlığın bekası, kültürlerin yaşaması ve bilginin aktarımı öğretmenlerimiz aracılığı ile mümkündür. Nesiller arası köprü görevi ile kazanılmış mirasın aktarımında öğretmenlerimiz büyük görevler üstlenmektedir…
Günümüzde eğitimli insan olmak demek sadece alınan diploma ile işlerlik kazanmıyor. O diplomanın içini doldurmak ve hakkını vermek de gerekiyor. Eğitim kişiyi cehaletten kurtardığı ölçüde eğitimli, öğretmenlerimiz başarılı, okullarımız ise eğitime ve öğretime kaliteli hizmet üretmiş sayılmaktadır. Öğrenciye düşen hiçbir şey yok mu diyebilirsiniz. Pek tabi ki eğitim bir bütündür. Ev, sokak ve kurumlar arasındaki bütünlük ölçüsünde başarılı sayılmaktayız. Çalışkan öğrenci, eğitilmeye yatkınlığı ölçüsünde de öğretmeninin işine kolaylaştıracaktır.
Bizim inanç ve eğitim sistemimizde güzel bir kaide vardır. Hadisi Şerifinde kâinat mektebinin en Sevgilisi (sav); “Ya ilim öğreten, ya ilim öğrenen, ya dinleyen veya bunları seven ol. Sakın beşincisi olma! Yoksa helak olursun!” (Hadis-i şerif, Taberani) buyurmaktadır.
Evet, eğitimin ve eğiticinin önemini anlatmakla bitiremeyiz. Yaşanabilir dünya, sevginin ve hak ölçüsün hâkim olduğu, insanlarımızın istikrarlı ilkelerle yaşadığı bir toplum olunması için eğitimli insan gücünün hakkını vermemiz gerekiyor. Eğitim kurumları, eğitim camiası, eğitilen ve öğretilen öğrenciler, aileler ve toplumun tüm üyelerinin eğitime gönül vermiş olması vazgeçilmezimiz olmalıdır. Aksi halde eğitim ve öğretimden beklenen neticeyi elde edemeyiz…
Bu vesile ile; insanlığın ilk öğretmeni ve ilk insan olan Hz. Adem (as) dan son Peygamber olan Sevgililer Sevgilisine (sav) ve memleket ile şahsımız üzerimizde emeği olan bütün öğretmenlerimize kadar hepsini sevgi, saygı ve hayırla yad ediyorum.

Hayatta olanları hürmetle, vefat etmiş olanlarını da rahmetle anıyorum.

Öğretmenlerimizin bu anlamlı günlerini kutluyorum.

Bir yanıt yazın