Yeni Bir Yılın Başında

You are currently viewing Yeni Bir Yılın Başında


Ömür takvimimizde yine bir yılı sona erdirdik.
Takvim yaprakları bir bir koparken yılın son gününe ardından yeniye de ulaştık.
Bu yılda havai fişekler gök kubbeyi aydınlatmaya yetti de içimizi aydınlattı mı?
İnsanlar bir geceliğine de olsa eğlencelerin en çılgınını yaşadı belki de!
Yurt içi yurt dışı bir sürü olay ekranları doldurdu yine.
Yılın en’leri haberleri, yangın haberleri, içkili araç kullananlara cezalar, ünlülerin zihinlerimize kazıyacağı birçok
Tanıdık ve bildik tekrarları yaşadık yine…
Tüm bunlar neden yapılıyor diye zihnimi zorladım.
Bilinçaltı nedir, akıllı ve mantıklı olan insan bizzat iradesini de kullanarak
neden böyle manzaralara imza atma yarışında olur sorularını sordum.

Bir yaş daha alırken ihtiyarlığa giden yolda;
intikam mı alıyorlar eskiyen yıldan.
Yoksa bir yaş daha büyüdük, hayata vazgeçmemecesine tutunmuşken
bir yılı daha elimizden kaçırdık diye mi safra çıkartana kadar mideler dolduruluyor.
Eğlence adı altında bir sürü tatsız olaya imza atabilmek için mi,
Şuurlar kaybedene kadar bile isteye dağılmalar yaşanıyor.
Ertesi gün olduğunda kendisini gözden geçirme fırsatını
tanıyorlar mu insan benliğine?
Herkes yapıyor, biz de yapalım diye bir özenti mi
insanları böylesi manzaralara sürüklüyor?
Evet, bizim insanlarımızın miladi yılbaşını; inancına ve günlük yaşamına aykırı kutlamalarındaki tezadı bir türlü anlayabilmiş değilim…

Acaba havai fişekler gökyüzünü aydınlatırken,
insanların kararmış kalplerini de aydınlatmaya yetti mi?
Tüketilen içkiler, insanların ıstıraplarını unutturabildi mi?
Noel hediyeleri, kırılan kalpleri tekrar kazanmaya yetti mi?
Yoksa biz kaybetmeye devam ederken birilerinin cepleri mi doldu?
Kimler elini şakağına dayayıp, “bir yılı nasıl geçirdim” diye muhasebe etti?

Şahsen ben geriye dönüp baktığım da;
bir önceki yıldaki dileklerin hiçbirinin tutmadığını,
barışı getirmediğini ve gözyaşını dindirmediğini görenlerdenim.

Sancılı bir yıl geride kaldı aslında.
İflaslar, şiddet, adli vakalardaki artışlar, geçim zorlukları, trafik kazaları, savaşlar, masum ölümleri, bombardımanlar, güçlünün zayıfa ölüm saçtığı bir yıl…
Hepsinde de ciddi sayısal artışlar söz konusu oldu.
Bununla birlikte; ne hastanelerdeki hasta sayısında bir düşüş yaşandı,
ne de kuyruklardaki insan sayılarında bir azalma olduğu görüldü.
Ne mahkemelerdeki boşanma davalarında bir düşme yaşandı
ne de Türk şirketlerin iflası yahut yabancılara satılması durdurulabildi!

Peki, ya insan ilişkileri nasıldı 2025 yılında?
Onlar da içinden geçtiğimiz zamanın sorunları karşısında
yozlaşmaktan kendini kurtaramadı.
Teknolojinin baş döndüren değişikliği yeni nesli esir aldı.
Elektronik bir iletişim günlük hayatı kuşatırken,
yüz yüze sıcak ilişkileri ve duyguları da bizzat yok etti.
Kültürümüz geriledi, ekonomideki alım gücümüz düşük seviyelerde kaldı.
Tüketimde ise kıyasıya bir yarışın kulvardaki hazır koşucuları olduk.
Bütün bu göstergeler ne anlama geliyor;
Toplumsal ve kültürel bir yenilgi içinde olduğumuzun açık izahı…

Sağlık, mutluluk, para, huzur ve barış mı dediniz.
Onlar hiç gelmedi.
Dünyanın her bir köşesinde devam eden savaşların adına;
“bahar temizliği” deseler de kan gölüne dönmüş yer küre sömürünün resmiydi.
Daha neler neler…

Bilakis, geçen yılbaşındaki temennilerin tam aksine gerçekleşti her şey!
Hiç bu noktalara yolculuk edemiyoruz her nedense.

Evet, bu göstergelerin hangisi ve nesi kutlanılası, sormak isterim size?

“Ayinesi işmiş kişinin, laf değilmiş!”
İşimize, duruşumuza ve halimize bir bakalım.
Kendimize hak ettiğimiz puanı yine kendimiz verelim.
Bunca kaos ve sıkıntıdan muhteşem bir yeni yıl çıkar mı, bilinmez…

Yine de çıkmadık canda ümit varmış!

Ümit etmek sonucu pek değiştirmese de…

Bir yanıt yazın