Kendine Secde

You are currently viewing Kendine Secde

Bir gönlün en emniyetli yerinde esirgenecek kıymet bulup da şımaramadın bir türlü.  Bundandı devinimsiz kıpırtısız kalışın. Suya girip de ıslanmayan tenin  vardı senin. Derinin gözenekleri kapalıydı. Sızdırmadı hiçbir suyu içine. Bir mermer yontusuydu varlığın. Parmak uçlarınla bastın toprağa. Hiçbir itki hareket ettirmedi seni. Ağacın  yere  düşürmediği meyveye uzatmadın elini.  Rüzgar çarptı da aşındırmadı sertliğini.  Bir ölü gücündeydi hacmin, ihtiyaç duymadın hiçbir şeye. Aklından bir şey geçirmekten korktun.  Açlıktan başın döndü de, düşmeye tenezzül etmedin. Kabahat karışmayan kanınla  kınandın. Kocakarı lisanınca mızmız buldu hayat seni. Mazur görülmedin şımartmayanlarca.  Kulaktan dolma bir duayla kınayanın kınayıcılığından Allah’a sığındın. Sığınmakla da imtihan olundun. Kovalandın taşralarından. Orta yolu bulup da sıratlarından geçirmediler seni. Bütün sıratlar gönlün sevdiğineymiş. Ve sevilenin huyunca malzemelerle inşa edilirmiş. Anladın…

Bu anladığınla bir haller oldu sana. iblisin Adem’i yokladığı gibi yokladın kendini. Sağından solundan baktın kendine. İçinden girip dışından çıktın. Ben buna secde etmem demedin. Secdenin lezzeti yapıştı dimağına. ‘’fıtratım,yaratılışım bu benim’’ dedin. En emniyetli yerdeki kaynağı buldun.  Dışarısı yavandı  artık. Kaybedilmiş zamanların ahıyla acele ettin. Bulduğun bütün boşlukları  doldurma hevesiyle ağdın kendine. 

Geçmişi de bugüne cem ettin. Kaybettiğin vakitlerin hırsıyla orta yerinden çatladın. Kabın genişledi. Genişlediğine az gelip büründüğün örtüye hamurun taştı. Kıyısından köşesinden toplamaya çabaladın da parmaklarının arasından aktın. Örtün bent olmaktan çıktı. Sürükledin önüne kattığın  taşı toprağı.  İçine aldığın ne varsa  hemhal oldun onunla. Gönlünden ne geçtiyse doğuracak cesarete erdin. Çoğaldın. Öyle ki kesretin içindeki kibirle tekliğin mabedi eyledin kendini. Aymaz oldun etrafına.  Başkalarının bahçelerine girdin. Olmamış ham meyvelere uzatır oldun elini.  Rüzgarı sen aşındırdın. Tabiatı ayağındaki terliğe göre uydurdun. Sınırı olmayan  haritalar çizdin. Kimseyi düşünmedin kendinden başka.  Sevgin kendine, öfken başkalarına. Neyin öfkesiydi bu! kim ne etsindi kendini esirgeyecek, kıymet verecek kudrete sahip olmayana.  Mazur görülmek isteyenin mazeretiydi bu tezyin.

 Yaşamı dibine kadar sömürdün. Tüm bunları yaparken ruhuna beden giydirmeyi unuttun. Ilıtmadan yaşamı, tas tas döktün başından aşağı. Yandın!

Şimdi şeytanı mazur görecek bir süveyda var alnının tam ortasında. Bağışlanacak bütün gerekçelerin yırtıldı. Sesini diri tut boğazını yırtacak feryatlar var yarınlarda.

Bir yanıt yazın