
HAKKINDA
20 Ekim 1980 tarihinde Ankara’da doğmuştur. Aslen Çankırılıdır, yaşamını Ankara’da sürdürmektedir. Ankara üniversitesi ilahiyat fakültesi mezunudur. Devlet okullarında ve özel kurumlarda yıllarca görev yapmıştır. Orta derece Arapça bilmektedir. Sedef kakma sanatı ile ilgilenmektedir. Bir çok yazar gibi, yazmaya ilk gençlik yıllarında şiir ve düz yazı ile başlamıştır. Lirik üslubuyla içsel yolculuğa götüren yazar, varoluş sancılarını kalem üzerinden kelimelere yüklemektedir. Manayı hayatın sığlığında değil, kelimelerin derinliklerinde aramaktadır.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
-
Doğurduklarından Ölen Kadınlar
Önce kalplerinden, sonra bedenlerinden… Doğurduklarında ölüyordu bütün kadınlar. Biri gencecik anne, diğeri sekiz yaşında küçük bir çocuk. Dünya kendi gürültüsünün sağırlığıyla dönerken, onlar zaman ve mekanın dışında sessizce öldüler. Geldiniz. Ezber bozmayan bir törene. Yine bir cami avlusunda, musalla taşının önünde hazır bulundunuz. Onlar yaşarken gelmediğinizi, öldüklerinde geldiniz. Attıkları çığlıkları duymazken kesilmiş nefeslerini duydunuz. Ölüm…
-
Kendimize Duyarsız Yalnızlık
Suyu çekilmiş yüreğimizle, ağzımızı toprağa dayamışız. Var gücümüzle sömürüyoruz gökten her ne yağarsa. Biz sömürdükçe toprak sıkışıp boğuluyor. Küçücük solucanlara bir buğulu nem bırakmıyoruz. Daha bir kıvrılıyorlar kurulukta. Bir acı kıvanış kalıyor onlara. Dokunduğumuz her şey yitiriyor canlılığını. Sol yanımızın zehrini, taş diplerinde beslediğimiz kıskaçlarımızdan damlatıyoruz. Hazzımızın karnını sıvazlayarak .Toprak ölüyor aldırmıyoruz.Mevsim yaz ortası.…
-
GAYYA KUYUSU
Geçti artık; gün döndü, kerahat vakti çoktan girdi. Sevinci, hüznü paylaşacak, yaşamı ortak kılacak bütün mübahların vakti bitti. İçimin bahar şenliğinde çalan davullar sustu. Gönüllü, aldanmaya meyyal bir karış havada aklımla, mazeret ve özürlerini süsleyip heveslerime giydirecek, ‘’ yakıştı’’ deyip keyif kahvesi içecek tadı kalmadı ağzımın. Gelmene gerek kalmadı. Gönlümü hoş eden,seninle yaşanabilecek bütün helallerden …
-
Yaşlılık ve Yalnızlık
Günün son saatlerinde caddeler tenhalaşır. Bütün gürültüler evlere dolar yavaş yavaş. İnsanlar günün telaşını sırtlanıp hayattan çekilir. Yorgunluklar dışarıda bırakılır, pencereler kapanır, perdeler çekilir. Evlerde yanan ışıklar küçük bir dünya olur. Kimisinde çocukların coşkun çığlıkları yükselir, kimisinde konukların evlere şenlik koyu kıvamlı muhabbeti. Akşam yemeklerinin çatal kaşık sesleri çınlar. Ve bütün bunlar küçük bir balkonda …
-
Sezginin Bedeli
Bir çaresiz yalvarış, bir çaresiz bakışa uyanır gibi açtım gözümü bugün. Kapı arkasında soğuk kış mevsimi. Dışarıda bir sokak kedisinin sessiz bakışı, buz gibi betona basan patileri. İçerde sobada yanan odunun çıtırtısı, üzerinde çayım. Penceremde uzak dağların, alabildiğine geniş gökyüzünün maviliği. Ben içini dolu zannedip de toz kondurmadığım merhametimle, vicdanım arasında bir eşikte bekliyorum. Eğilsem,…
-
Bavulsuz Yolcu
O gün kış ayının en ayaz sabahlarındandı. Öyle bir ayaz ki, İnsanın değil elini yüzünü, hatta kalbinin zarını bile kavlatıyordu. Otobüsün kalkmasına ise yirmi beş dakika vardı . Eğer bilet alanlar gerçekten gitmeye kararlıysalar hepsinin dört buçukta orada olmaları gerekirdi. Farklı semtlerden farklı yaşamın içinden gelseler de aynı zamanda aynı otobüsün içinde olmak zorundaydılar.…
-
Çekmecede Biriken Ömür
Sevinç ve kederden kalma anılar artığı dolu avuçlarım. Ne geçtiyse elime yüreğimin çekmecelerine sıkıştırdım. Sandım ki yaşamı, günü gelince biriktirdiklerimde bulacağım. Antika dükkanları gibi serin loş karanlıklarda sakladım her şeyi. Kullanmadığım kalemler tükenmiş. Doldurmadığım defterler şişmiş. Saatlere takmadığım pillerde bitmiş zaman. Parmağıma geçirmediğim yüzüklerde kalmış kadın zerafetim. Harcamadığım, bilmem hangi yıllarımdan kalma tedavülden kalkmış kağıt…
-
Taştan Katı Kalpler
Bundan sonra kalpleriniz yine katılaştı da taş kesildi, hatta taştan daha katı oldu. Çünkü öyle taşlar vardır ki bağrından ırmaklar çağlar. Öylesi de vardır ki, çatlar da arasından sular akar. Bazısı da Allah korkusundan yuvarlanıp düşer. (Bakara 74) Faili malum bir cinayette, bir topluluğun ölüyü dirilten sükutuna arş’tan gelen bir hal tebliğiydi bu…








