Ben Hangisiyim?

You are currently viewing Ben Hangisiyim?

İnsan, bazen kendi içinde taşıdığı şeyin adını koyamaz.

Çünkü bazı acılar yaşanmaz sadece… insanın içine yerleşir. Zaman geçer, hayat değişir, yüzün güler belki… ama bazı hisler hâlâ ilk günkü yerinde bekler. Ve kimse fark etmez:

En çok yorulan insanlar, en sessiz görünenlerdir. İnsan, bazen kendi kalbine sığamaz. Öyle anlar olur ki, içinde taşıdığın şey ne bir kelimeye dökülür ne de bir sessizlikte kaybolur. Sanki kalbin, taşıyabileceğinden daha fazlasını yüklenmiştir de artık her atış bir hatırlayıştır. İşte tam da bu yüzden, insan yalnız iyileşmez. Çünkü insanın yüreğinde biriken acıyı, yine bir başka insan alır. Bu bir kurtuluş değil belki… ama bir hafifleyiştir. Birinin “anlıyorum” demesi kadar güçlü bir merhem yoktur.

Geçmiş ise sandığımızdan daha canlıdır. O, geride kalmış bir zaman değil; içimizde yaşamaya devam eden bir yankıdır. Bir çocukluk anısıdır mesela… Yarım kalmış bir sarılma, duyulmamış bir “ben buradayım”, eksik bırakılmış bir sevgi. İnsan büyür, evet… ama o eksik kalan yer büyümez. Olduğu yerde bekler. Ve gün gelir, en beklenmedik anda konuşur. Bir bakışta, bir cümlede, bazen de hiçbir şey yokken…

Sonra insan, kendinden kaçamadığını fark eder. Ne kadar sustursa da bazı duyguların sesi içeride büyümeye devam eder. Bastırdığını sandığın şeyler, gecenin en sessiz anında yeniden ortaya çıkar. Çünkü insanın en büyük savaşı dışarıyla değil, içinde taşıdığıyla olur. Ve bazen iyileşmek; unutmakla değil, taşıdığın yükü artık inkâr etmemekle başlar.

Ama insan dediğin, tek bir duyguya ait değildir.

Bir gün içinde defalarca değişirsin. Sabah umutla başlarsın hayata, öğlene doğru içini açıklayamadığın bir sıkıntı kaplar. Bir anda gülersin, sonra gözlerin dolar. Sevinç, hüzün, korku, umut… Hepsi sırayla değil, aynı anda yaşanır bazen. Ve o an anlarsın: İçinde bir kişi değil, bir kalabalık vardır.

Biri güçlüdür, dimdik durur.

Biri kırılgandır, en ufak seste dağılır.

Biri umut eder, inadına…

Biri vazgeçmek ister, sessizce…

Ve sen hangisi olduğunu bulmaya çalışırsın. Ama belki de soru yanlış sorulmuştur.

Çünkü cevap basittir:

Hepsi sensin.

İnsan, tek bir ruhun sade bir hikâyesi değildir. İnsan, çelişkilerin ahengidir. Dağılmanın ve toparlanmanın aynı bedende buluşmasıdır. Bazen kaybolmanın bile bir yol oluşudur. Kendini aramak, çoğu zaman kendine parçalanarak ulaşmaktır.

Peki çözüm?

Belki de çözüm, kendini düzeltmeye çalışmaktan vazgeçmektir. Kendini anlamaya başlamaktır. İçindeki her sesi susturmak değil, onları duymayı öğrenmektir. Çünkü iyileşmek; eksiksiz olmak değildir. İyileşmek, eksiklerinle kavga etmemektir.

Ve en çok da şunu kabul etmektir:

Bazı yükler tek başına taşınmak için fazla ağırdır.

Bu yüzden insan, bazen en çok kendi içinde kaybolur.

Ama asıl kırılma noktası şudur:

İnsan, bir gün aynaya baktığında ilk kez kendinden kaçmayı bıraktığında değişir.

Çünkü insanı en çok yoran şey, yaşadıkları değil…

Kendine yıllarca yabancı kalmasıdır.

Ve belki de hayatın en ağır gerçeği şudur:

İnsan, herkese kendini anlatmaya çalışır…

Ama en geç kendine yetişir.

İşte o gün geldiğinde,

içindeki bütün sesler susmaz belki…

Ama ilk kez birbirine düşman olmaktan vazgeçer.

Ve insan…

Tam da o anda,

yeniden doğmaz.

Ama ilk kez gerçekten yaşamaya başlar.

Bu yazıda 5 yorum var

  1. Şevket GÖKTAŞ

    👍👍👍

  2. Can Ay

    İnsan her zaman yaşayan bir ölüdür.

  3. Yiğit

    Etkili bir yazı harika 🙂

  4. Muhiddin Yılmaz

    “Ama insan dediğin, tek bir duyguya ait değildir.
    Biri güçlüdür, dimdik durur.
    Biri kırılgandır, en ufak seste dağılır.
    Biri umut eder, inadına…
    Biri vazgeçmek ister, sessizce…
    Ve sen hangisi olduğunu bulmaya çalışırsın. Ama belki de soru yanlış sorulmuştur.
    Çünkü cevap basittir:
    Hepsi sensin”.

    Bu kısım analitik psikoloji ve arketiplerin okunması gibi sonundaki kısım ise.

    “Ve insan…
    Tam da o anda,
    yeniden doğmaz.
    Ama ilk kez gerçekten yaşamaya başlar.”

    Sanki egonun dağılması ile selfin ortaya çıkışı bu yazıyı okuyunca içsel gözlem yetegi yüksek ve bu içsel okumayı doğru yapmış bir yazar görüyorum. Tebrikler….

  5. Edebiyat Öğretmeni

    Bazı yazılar okunur, bazıları hissedilir… Bu deneme kesinlikle hissedilenlerden biri olmuş. Özellikle insanın içindeki sessiz savaşları anlatış şekli çok etkileyici. Cümleler sadece okunmuyor, insanın içinde yankı bırakıyor. “Hepsi sensin.” kısmı ise bence yazının en güçlü kırılma noktasıydı. Çünkü insan gerçekten tek bir duygudan ibaret değil; bazen aynı anda hem güçlü hem kırgın olabiliyor. Çok samimi, çok gerçek ve düşündüren bir yazı olmuş. Kalemine sağlık 🌿

Bir yanıt yazın