Biz sadece meseleyi Hz. İbrahim a.s.’ın kavminin inançlarındaki sıkıntılar çerçevesinden ele alıyoruz. Bu ayet o kavmin imanlarındaki çarpıklıkları nazarlarımıza veriyor. Adamlara bir put yetmiyor. Hayatlarında binlerce put var. Çünkü tek bir ilahta bu kadar gücün toplanabileceğine inanamıyorlar. “Bu nasıl bir Allah ki her şey onun elinde” diyorlar. Onun için de dağıtıyorlar. Dağıttıkça da yetmiyor 3000-5000 10000 tane Tanrı çıkıyor ortaya. Düşünebiliyormusun içlerinde put yapılan puthaneler var. O da yetmiyor herkezin evlerinde kişisel putları var. O da yetmiyor gök cisimlerine güneşe aya yıldıza bakıyor ve onlara tapıyorlar. O da yetmiyor Nemrut gibi bir put var karşılarında onun her söylediği Allah’ın emri gibi algılanıyor. İnançlarında böyle çarpıklıklar var.
Ayrıca inançlarında çatışmaları var. 1000 tane put olmasına rağmen halen iç huzursuzlukları var. İçlerinde bir sükunet yok. Mesela çelişkileri var. Rızık istedikleri putlara onlar rızık veriyorlar. Hz. İbrahim a.s. bir gün puthaneye giriyor bakıyorki her bir putun önüde çeşit çeşit yitecekler. “Neden yemiyorsunuz bunları.” Diyor. Tabi cevap yok. Aslında burada Hz. İbrahim a.s. yanındaki kişilere bir mesaj veriyor. Onlara yaşadıkları çelişkilerin farkına varmaları gerektiğini göstermeye çalışıyor ama ne fayda. İşin enteresan tarafı, put yapmak maliyetli bir iş. Bir put yapmak için para harcaman gerekiyor. Dünya kadar para harcıyorsun, bir put yapıyorsun ve sonra da para ödeyerek edindiğin putun önünde eyilerek ondan rızık bekliyorsun. Bu neyi gösteriyor çelişkiyi gösteriyor.
Ayrıca inançlarında çıkarcılık var. Çıkarcılıktan dolayı putun üzerinden bir sektör oluşmuş. Putlara hediyeler sunuluyor. Niye o putlara o yiyecekler veriliyor? Onlarda biliyor putların yiyemeyeceğini. Ama o putlara bakanların üzerinden bir sektör oluşmuş ve bir rant kapısı var. Ne zaman ki Hz. İbrahim a.s. putlara yönelik eleştiriler yapmaya başlıyor, o zaman bu put bakıcıları ve put yapıcıları ayaklanmaya başlıyorlar. Ayaklanmalarının sebebi o putlara inanıp taptıkları için değil, o putların üzerinden rant elde edip menfaat sağladıkları için. Zaten eğer bir yerde şirk varsa orada kesinlikle bir rant vardır. Çünkü şirk aslında büyük bir rant için kurulmuştur.
Kavmin, inançları ile ilgili çıkmazları var. İnançları ile alakalı bir soru sorulsa söyleyecekleri hiçbir şey yok. Mesela bakın Hz. İbrahim a.s. putları kırıp baltayı en büyük putun önüne astı. Millet kim yaptı kim yaptı diye bağırken Hz. İbrahim a.s. dedi ki:
—“Belki bu yapmıştır.”
Oradaki insanlar böyle durup kaldılar. Çünkü onlarda biliyorlar putların böyle bir şey yapamayacağını. İşte böyle çıkmazları var halkın. Tıkanıp kalıyorlar.
Dikkatlerinizi Enam suresinin 74 ile 84. Ayetlerine çekmek istiyorum. Enam suresi bambaşka bir süre. Ne demek istediğim şuradan anlaşılsın. Allah Resûlü sallallahu vesellem o surenin kıymetini anlayabilmemiz için
—“O sure dünya semalarına indirildiğinde 70.000 Melek refakat edip gidiyor.”
Demiştir. Peygamber Efendimiz konuya dikkat kesilelim diye zaman zaman bunları söyler. Kur’an’ın en temel dört konusu çok net bir biçimde bu sürede işlenmiştir. Biliyorsunuz Kur’an
- Tevhitten bahseder,
- Nöbetten bahseder,
- Haşırdan bahseder,
- İbadetten bahseder. İbadetin yerine bazen Adalet gelir.
Ama neticede ibadet de Adalet meselesi ile ilintilidir. Bu dört tane konu Kur’an’ın ana konularıdır. Enam suresi de bu dört ana Konuyu çok net ve çok farklı özelliklerle anlatır ki Hz İbrahim’ a.s.ın bu pasajının burada olması da bundan dolayıdır.
Şimdi bu ayetleri hızlıca bir biçimde hatırlayalım:
En’am Suresi 74. Ayet
—“ İbrahim, babası Âzer’e: Birtakım putları tanrılar mı ediniyorsun? Doğrusu ben seni de kavmini de apaçık bir sapıklık içinde görüyorum, demişti.”
En’am Suresi 75. Ayet
—“Böylece biz, kesin iman edenlerden olması için İbrahim’e göklerin ve yerin melekûtunu gösteriyorduk.”
Burada Hz.İbrahim a.s.’ın inanç noktasında nasıl bir noktaya geldiğini de görmüş oluyoruz.
Şimdi bundan sonraki ayetlerde yani 76 ayetden sonra ki ayetler için iki tane temel görüş var.
- Bir kısım müfessirimiz Hz İbrahim a.s.’ın bundan sonra yaşadıklarını tarihi rivayetler ışığında anlamaya çalışıyor. Onların kimler olduğunu neler söylediğini Taberiye baktığımızda görüyoruz. İşte “mağarada doğdu ve orada büyüdü. Orada büyürken bazı şeyleri sorgulamaya başladı. Önce aya baktı, sonra güneşe baktı. Sonra rabbini buldu. O geçiş sürecinde bu mu benim Rabb’im diyerek bazı şeyleri söyledi.” Diyor bazı müfessirlerimiz ki bunların sayısı yabana atılacak düzeyde değil.
- Bazı müfessirlerimize göre ki onların kim olduğunu Fahreddini Razi den ibn-i kesir den okuyabilirsiniz; “Hayır böyle bir şey yok. Tarihi rivayetlerin bu noktada dikkate alınacak bir tarafı da yok. Kur’an burada çok farklı bir şey söylüyor. Aslında Hz. İbrahim a.s. kavminin yanlış inançlarını onların dilleri ile ortaya koyuyor. Ve Hz. İbrahim a.s. bu mu benim Rabb’im dediğinde aslında orada söylemek istediği Siz böyle inanıyorsunuz Ben öyle inanmıyorum Siz böyle diyorsunuz ama ben nasıl inandığımı size söyleyeceğim” diyerek ayetlerin içerisinde zaten o inancı söylüyor. İşte ayetleri böyle dikkatlice okuduğumuzda başı ile sonu ile okuduğumuzda zaten Hz. İbrahim a.s.’ın tam olarak ne demek istediğini anlamış oluyoruz.
Hz. İbrahim a.s.’ın “Bu’mu benim rabbim” dediği konu kuran’da şöyle geçiyor:
En’am Suresi 76 ayet
—“Üzerine gece karanlığı basınca bir yıldız gördü.”işte Rabbim” dedi. Yıldız batınca da “Ben öğle batanları sevmem” dedi” (En’am Suresi 76 ayet)
En’am Suresi 77. Ayet
—“Ayı doğarken görünce Rabbim budur dedi. O da Rabbim bana doğru yolu göstermezse elbette yoldan sapan topluluklardan olurum dedi.” (En’am Suresi 77. Ayet)
En’am Suresi 78. Ayet
—“Güneşi doğunca görünce de Rabbim budur zira bu daha büyük dedi. O da batınca dediki: Ey kavmim ben sizin Allah’a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım.” (En’am Suresi 78. Ayewt)
Hz. İbrahim a.s.burada karanlık bastığında bir kevkep gördü. Biliyorsunuz “yıldız” Arapçada “necm” dir. “Kevkep” biraz özel bir yıldızdır. Yani gezegen de diyebiliriz aslında. Biraz farklı bir yıldız olmasını o kavmin anlam yükledikleri inanç noktasında değer yükledikleri bir yıldız olarak ta anlayabiliriz. Öyle bir yıldız görünce işte Rabbim dedi. Yıldız batınca da ben batanları sevmem dedi.
Ayetlerin devamında ay’ı doğarken görünce Rabbim budur dedi o da batınca “Rabb’im bana doğru yolu göstermezse Elbette yoldan sapan bir topluluktan olurum” dedi. Bakın bu arkasındaki cümleyi iyice anlarsak Hz.İbrahim a.s.’ın ne demek istediğini daha iyi anlamış oluyoruz.
