BİR ŞİZOFRENİN GÜNLÜĞÜ – 4

You are currently viewing BİR ŞİZOFRENİN GÜNLÜĞÜ – 4

Çıkmaz Oda

Merhaba doktor!
Hayır hayır! Otur lütfen ve panik yapma. 
Sadece ufak birkaç sıyrık bu gördüğün yara. 
Asıl yara kalbimde yardım et bana 
Ve akıl sağlığım da yerinde değil galiba. 

Doktor derindeymiş yara bilemedim 
Bu kadar acıyacağını da tahmin etmedim 
Hayır doktor! O ilaçlar bana göre değildi 
O’nun bana bunları yaşatmayacağına çünkü çok emindim. 

Evet doktor! O gelemedi evde yerde yatıyor. 
Hayır sessizdim o başlattı bilirsin hep iftira atıyor
Sevsem böyle olmazmış  -mışlar falan filan, 
Kendi sığlığını benim derinliğimle kıyaslıyor. 

Doktor anla beni, korkma ve bakma bana öyle. 
Bu gidiş nereye kadardı, bu acı çekilir miydi söyle? 
Dedim ya o ilaçlar bana göre değildi. 
Duygularım fısıldadı kulağıma 
…;dedi : O bunu hakketti. 

Beynim yanıyor doktor, karıncalar dolaşıyor. 
O sahne ve sözler aklımdan gitmiyor. 
Gözbebeklerimi arkadan böcekler yesin 
O’nun suratındaki o son ifade beynimden gitsin. 

İyi birisin doktor benden sana zarar gelmez. 
Gene de unutma. Hiçbir şizofren arkasında not bırakıp gitmez.

Doktor… 
Doktor…
(!)

Ses gelmedi. Guli odanın köşesindeki koltuğa oturdu. Pencere yarı aralıktı; dışarıdan gelen rüzgâr perdeyi dalgalandırıyor, odanın beyazlığına gölgeler düşürüyordu. İçeride sessizlik vardı; yalnızca bir kalemin kâğıda sürtünürken çıkardığı ince ses gibi bir ses duyuluyordu. Oturduğu koltuğun karşısındaki aynaya gözü takıldı. Aynada Guli’nin kendi suretine benzeyen bir adam beliriyordu. Gözlerini kaçırdı Guli. Aynadaki adam başını eğip yeniden bir şeyler yazıyor, ara ara da Guli’ye bakıyordu.

“Burası çok beyaz,” dedi Guli. “Beyaz duvarlar insanı çıldırtıyor. Sanki her şey silinmiş, hiçbir iz yok.”

Aynadaki adam kalemi bıraktı, gözlerini ona çevirdi. “Belki de beyazlık yeni bir başlangıçtır. Şu bahsettiğin kalbinde olan asıl yara. O yara belki de babanın gidişiyle açıldı.””

Guli acı bir gülümsemeyle karşılık verdi. “Başlangıç mı? Benim için her şey bitiş. Çocukluğum, sevgim, bekleyişim, babam… Evet kim bilir belki de… Ama hepsi yıkıntı hepsi yara…

Beyaz değil, gri olmalı bu oda. Çünkü ben griyim. Ya sen? Yoksa sen de gitmek için gelenlerden misin? Ey Ayna söyle bana”

Adam sessiz kaldı. Guli’nin sesi sertleşti: “Beni anlamıyorsunuz. Herkes gitmeyi seçti. Ben kaldım. Ama kimse dönmedi. Siz de dönmeyeceksiniz.”

Adam başını eğdi. “Beklemek seni ayakta tutuyor olabilir Mahir. Anlattığın o sözler aklından gitmeyen o sahne, onları bırakmayı hiç denedin mi?”

Guli ayağa kalktı, öfke yüzüne yayıldı. “Evet denedim! Ama denemelerimin sonucunu beklemem gerekiyor.  Beklemek beni öldürüyor. Her gün biraz daha. Siz umut diyorsunuz ama umut dediğiniz şey aslında işkence. Çünkü umut bitmiyor. Biliyor musun bitmeyen şey insanı çürütüyor.”

Adam gözlüğünü çıkardı, masanın üzerine bıraktı. “Peki bu kendine verdiğin zarar ilaçlardan mı? Üstünün başının haline bak. Ne yapıyorsun kendine. Kiminle hesaplaşıyorsun Mahir? İlaçlar değil senin kendine olan sadakatsizliğin ve kendine kıymet vermemen sana zarar veren şey olabilir mi?“

“Beni dinliyorsunuz ama anlamıyorsunuz,” dedi Guli. “Sorular soruyorsunuz, cevaplar arıyorsunuz. Ama benim cevabım yok. Benim tek cevabım beklemek. Ve beklemek artık beni öldürüyor.”

Sessizlik ağırlaştı. Adam kalemini tekrar aldı, defterine birkaç kelime yazdı. Guli’nin gözleri yazılanlara takıldı ama okuyamadı. İçinde bir sıkışma, boğazında bir düğüm vardı.

Yüzü kasıldı Guli’nin. “Bırakmak mı? Bırakmak demek yok olmak demek.”

Birden aynadaki siluet dağıldı. Odanın beyazlığı daha da ağırlaştı. Kadının ayağa kalktığını gördü Guli. Kadın mı? Bu kadında kim derken, defteri çekmeceye atıp çekmeceyi kilitledi kadın. Pencereye yürüyüp perdeyi kapattı. Guli’nin gözleri büyüdü.

“Ben buradayım,” dedi kadın. “Ve seni dinliyorum. Rahat ol Guli. Unutma ben senin doktorunum. Yanımda rahat olman gerek.

Guli başını öne eğdi. Dudaklarından titrek bir fısıltı döküldü: “Özür dilerim doktor… sanırım çıkış yok.”

Hayır Guli çıkışın var. Beraber çıkacağız. Kimseye zarar vermediğini biliyorum. Hayalinde yüzleştiğin Ciriş ile ya da kendinle hesaplaşmalarını bırak. O yaşadığın anları öldürmek istediğini biliyorum. Sadece ufak birkaç sıyrık bu gördüğün yara diye ilk defa demiyorsun bana Mahir. Hatırlar mısın bana “Doktor; hayat geçmişe kin güdülemeyecek kadar kısa” demiştin. “Bu benim yaşadıklarım üzerimde ancak sıyrık izi sayılır hocam demiştin” .

-Evet doktor. hatırlıyorum. Ama bazen başaramıyorum… Çıkışı bulamıyorum doktor.

-Buraya gelmen bu çıkışı aradığını gösteriyor Mahir…Güven bana..Başarıcaz…

-Başarıcaz demi doktor, başarıcaz… İzninle şimdi gitmem gerek…Gitmem gerek….

Bir yanıt yazın