Ayların Kökeni ve Sezar’ın Takvimi

You are currently viewing Ayların Kökeni ve Sezar’ın Takvimi

Takvim, insanlığın zamanı düzenleme çabasının en eski ve en sembolik araçlarından biridir. Peki nereden gelmiş bu takvim kullanma zamanı aylara ve yıllara bölme sistematiği.

Roma İmparatoru Julius Sezar döneminde büyük bir reform yaşanmış ve bugün kullandığımız takvimin temelini oluşturmuş. Olay, Sezar’ın Mısırlı astronom Sosigenes’e takvimdeki karışıklıkları çözmesi için emir vermesiyle başlamış. O dönemde bir yılın 365 gün 6 saat sürdüğü biliniyordu. Sosigenes, bu fazlalığı düzenlemek için şu sistemi kurdu:

  • Her yıl 365 gün sürecek.
  • Her yıldan 6 saat artacak.
  • Artan saatler 4 yılda bir takvime eklenecek ve o yıl 366 gün olacak.

Böylece artık yıllar doğmuş oldu. Ancak 366 gün 12 eşit parçaya bölünemediği için ayların günleri farklı düzenlendi: 6 ay 30 gün, diğer 6 ay 31 gün çekecekti. Normal yıllarda ise son aydan bir gün düşülerek denge sağlanacaktı. O dönemde yılbaşı Mart ayında başladığı için Şubat yılın son ayıydı. Böylece Şubat, 4 yılda bir 30 gün, diğer yıllarda 29 gün oldu.

Sezar bununla yetinmedi; kendi adını bir aya verdi: Julius (July). Sonraki imparator Augustus da aynı geleneği sürdürerek kendi adını bir aya verdi: Augustus (August). Ancak Julius’un ayı 31 günken Augustus’un ayı 30 gün olamazdı. Augustus emir verdi: “Yılın son ayından bir gün daha alın, benim ayım da 31 gün olsun.” Zavallı Şubat’tan bir gün daha eksildi ve bugünden itibaren Şubat, artık yıllarda 29 gün, diğer yıllarda 28 gün çekmeye başladı. Böylece Temmuz ve Ağustos peş peşe 31 gün oldu.

Sezar ve Augustus un kendi isimlerini aylara verme geleneği benzer şekilde diğer aylar için de devam etti. Mart (Martius): Roma’nın savaş tanrısı Mars’a adandı. Nede olsa yılın başlangıcı savaşın ve gücün simgesiyle açılmalıydı. Nisan (Aprilis): Latince aperire (açmak) fiilinden geliyor ve doğanın açılışı, baharın gelişiyle ilişkilendiriliyor. Mayıs (Maius): Bereket tanrıçası Maia’ya adanmıştır. Toprakların canlanması ve bolluğun simgesidir. Haziran (Junius): Tanrıların kraliçesi Juno’ya adanmış. Evliliklerin ve ailelerin koruyucusu olarak görülürmüş o sıralar. Eylül (September): Latince septem (yedi) kökünden gelir. O dönemde yıl Mart’ta başladığı için Eylül yedinci aydı. Ekim (October): Octo (sekiz) kökünden gelir. Malumunuz üzere sekizinci ay. Kasım (November): Novem (dokuz) kökünden gelir. Aralık (December): Decem (on) kökünden gelir.

Ayların isimleri, Roma’nın tanrılarından, imparatorlarından ve sayı sisteminden doğmuş; zamanla kültürlerin ve imparatorların müdahaleleriyle bugünkü halini almış. İnsanlık tarihinde takvim, yalnızca zamanı ölçmek için değil, aynı zamanda güç, bereket ve hafıza sembollerini taşımak için de kullanılmış. Mevsimlerle ilişkilendirilmiş yeri gelmiş. Göç tarihleri, savaş tarihleri evlenme ve doğum ve ölüm gibi tüm tarihi süreçleri hafızamızda tutmak için isimlendirilmiş.

Görünen o ki; hepsi bir araya gelerek takvimi bir zaman ölçüsünden çok daha fazlasına dönüştürmüş. Bugün ve her günün sonunda takvime baktığımızda, aslında binlerce yıllık bir mirasa, insanlığın zamanı anlamlandırma çabasına bakıyoruz.

Bir yanıt yazın