BİR ŞİZOFRENİN GÜNLÜĞÜ-1
Sanki o gece daha bir uzundu yollar. Sokak sokağa açılıyor yol bitmiyordu. Aklında ki tek şey biran evvel Aydın abisinin yanına gitmekti Guli’nin. Asıl ismi Mahir’di. Babası mahir bir…
Sanki o gece daha bir uzundu yollar. Sokak sokağa açılıyor yol bitmiyordu. Aklında ki tek şey biran evvel Aydın abisinin yanına gitmekti Guli’nin. Asıl ismi Mahir’di. Babası mahir bir…
Bir hükümdarın ya da yöneticinin, halkın ve ülkenin uzun vadeli menfaatini gözeterek attığı adımlar, çoğu zaman çağdaşlarının gözünde anlaşılmaz görünür. Ama yıllar sonra tarih, bu hamlelerin değerini ortaya çıkarır.
Estetik arayışı denildiğinde çoğu zaman insanın aklına beden estetiği gelir. Ameliyat masaları, güzellik salonları, aynalar… Oysa estetik, toplumların yaşam kültürünü yansıtan bir olgudur.
Empati, hepimizin bildiği bir kelime. Karşımızdaki kişiyi daha iyi anlayabilmek ve ortak bir noktada buluşabilmek için yapmaya çalıştığımız tutum. Karşımızdaki kişiyi anlayabilmek için onun gibi düşünebilme çabası. Bazı tasavvuf,sosyoloji…
Kelimeler… Hangi birini anlatalım. Sahi! Kelimeler mi insanı anlatır yoksa insan mı kelimeleri. İnsandan önce levhi mahfuz da yaratıcının kaleminden dökülen o ilk kelimelerdir aslında her şeyin delili. O yüzden…
Yeni bir Ramazan ayına daha adım atıyoruz. Bu Ramazan’da da önceki Ramazanlardan aşina olduğumuz ve tüm yıla yayılmasını umduğumuz rahmet ve feyz sofraları, infaklar, nefis mücadelesi, amel ve ibadetler…
Komik değil mi? Bazen hayatın telaşında durup bu komediyi düşünmek gerekiyor. Süreci şöyle kodlayalım; LAMA. Farkında olmadan kaybettiğimiz şeyler olsun bu kod. Yani liyakat, ahlak, maneviyat ve adalet. Dört…
Günün son saatlerinde caddeler tenhalaşır. Bütün gürültüler evlere dolar yavaş yavaş. İnsanlar günün telaşını sırtlanıp hayattan çekilir. Yorgunluklar dışarıda bırakılır, pencereler kapanır, perdeler çekilir. Evlerde yanan ışıklar küçük bir…
Bir çaresiz yalvarış, bir çaresiz bakışa uyanır gibi açtım gözümü bugün. Kapı arkasında soğuk kış mevsimi. Dışarıda bir sokak kedisinin sessiz bakışı, buz gibi betona basan patileri. İçerde sobada…
Dikkat: Bu yazıdaki hikayeler tamamen gerçektir. Ve her şeye rağmen yazıdaki hiçbir hayvana zarar verilmemiştir. Bundan tam dört yıl önce Ankara’nın bir kuru ayazında ve varoş bir semtinde akşam…
O gün kış ayının en ayaz sabahlarındandı. Öyle bir ayaz ki, İnsanın değil elini yüzünü, hatta kalbinin zarını bile kavlatıyordu. Otobüsün kalkmasına ise yirmi beş dakika vardı .…
İnsanlık tarihi, iyilikle kötülüğün, dürüstlükle fesatlığın birbirine karşı sürekli bir savaş verdiği uzun bir yolculuğu andırır. Öyle bir yolculuktur ki bu içinde kolay ifade edilebilenler olduğu gibi, tarifi tanımsız…
Her şeyin nasip olduğunu bile bile yine de üzülüyorum geç tanıştığım İslam ahlakını bu kadar geç bulduğuma. Şimdiye kadar sadece yapma günah diye öğretilenleri yavaş yavaş ayırt etmeye başladım…