Araftaki Hiçlik

  • Yazı Tarih: Renk
  • Yazı Tarih: RenkDeneme
  • 1 Yorum0 Yorum
  • Reading time:4 dk okuma
You are currently viewing Araftaki Hiçlik

İnsanın kendi içine doğru yaptığı yolculuk hiç bitmez. Kimi zaman uzun ve yorucudur bu yol. Bazen de gerçekleri görmezden gelerek sığ sularda yürürüz. Çoğunlukla da mutlak kesinlik arzusu ile şüphenin rahatsız edici gerçekliği arasında içsel gelgitlerin aşındırıcı etkisine kapılırız. Duygularımızı kırılgan bir benliğin inşa alanına dönüştürürüz.  Hassas terazide tartılan hakikat yahut o gerçeğe atılmış çengellerle yara alan güven hali içsel daralmalarınızın ana kaynağını oluşturur. Yavuz bir kanaat ve istemeyerek de olsa kabullenilmiş bir teslim oluşun dışa vurumudur emri vakiler.

Azalan bir varlık sizi arınmaya mı tabi tutar yahut yokluğun bereketi mi telafi eder ömrünüzü, bilinmez. Karmaşık bir psikolojik manzaradır burası. Çünkü dramatik bir sonun zeminini hazırlamaktadır gelecek. Aktif bir duygunun, dinamik bir inancın, tutkulu bir başkaldırışın ve kendinden emin duruşun yerle bir olduğu emri vaki ile karşı karşıya bırakır. Haberiniz olmadan belirlenmiş bir sonucun öznesisinizdir artık. Kanaat bir faillik aracı değil, bir kafestir. Kaçınılmaz bir gerçekliğe, konuşmacının çoktan tamamladığı bir kadere dönüşmüşsünüzdür. Yaşanmışlığın ve yaşanması muhtemel ne varsa duygu, gelecek ve hayat adına bu potansiyelden yoksun kalırsınız. Sağlam duygunuz, inşa edilmiş kaçınılmaz bir dayatma ile hapishaneniz olur. Özgürlüğe kanat çırptığınız günlerde koşulların dikte ettiği o katılık işte o yavuz kanaatin kurbanı olmuştur. Seçilmiş bir yol değil edilgen bir varoluş halidir bu sonuç. İnfaz edilmiş emirle, mimarinizin ürünü olan o yapı kendi kendini yok etmiştir.

Kendi inşalarıyla savaş halindeki bir benliğin, varlık ile hiçlik arasındaki arafımsı bir alanında seyir yapar artık ruhunuz. Kanaat yoluyla kendini dayatma eyleminin, özüne karşı yabancılaşmaya yol açtığı ve nihai tesellinin kesin bir cevap bulmakta zorlandığı kaotik mekânın ta kendisidir ikametgahınız. Eşikte beklersiniz. Bereketli bir muğlaklık sizi kucaklar. Derin ve zorlu bir varoluşsal mücadelenin hengamesinde aydınlanırsınız. Çok da seçim hakkınızın olmadığı bu huzursuz teslimiyet hali dışarıdan bakıldığında bir durağanlık hediye eder size.  İçsel kargaşalarınız pek de fark edilmez. Darlansa da içiniz hatıra binaen katlanırsınız acı reçeteye. Bu baskının ağırlığı, hatıraların ağır ve zincirleyici yükü ile bileklerinizi kelepçeler. Bir küçük umutla geçmişe duyulan işkenceli bir sadakatten ötürü şimdiki zamana katlanırsınız.

Belki de geçmişteki bir ideal ve anlamlı bir onurlandırmanın kefaretidir ödenen. Şimdiki ana katlanmaya mahkûm kılan yorgun bir iç çekiş, artık kendisine dahi hizmet etmeyen aciz benliğin süregiden bir performansı gibi. Duygusal hayal kırıklığı ile kendinize darılıp uçsuz bucaksız mesafelere gidersiniz.  Kendi hoşnutsuzluğunuzun kaynağı haline gelip bu darılma ile durağan o baştaki yaman kanaate karşı isyanlar edersiniz. Kabullenmekte zorlandığınız kötü sonuca karşı bir faillik kıvılcımı, derin bir arzudur uçsuz bucaksız bu gitmeler. Fiziksel bir ayrılıştan ziyade metafiziksel bir kimlikten beslenerek yokluğuyla bereketlendiğiniz meçhule doğru bir uçuş. Benliğin dar sınırlarının ötesinde var olan somut, tanımlı ve sonlu olandan sonsuz ve tanımsız olana doğru bir hareket, özgürleşmenin güçlü bir simgesi. Benliğin kendi derisini dökme, kendi bilincinin yapısını geride bırakma çabası. Ancak bu kaçış bir o kadar da riskler taşır. Belleğin kendini silme biçimi, tamamen çözülebileceği bir alana doğru hareketle de şekillenebilir. Yine de bir tesellisi yok değildir hani. Benliğinizi azaltırken, kanaatin katı sınırlarına, hatıranın yorucu yüküne ve kaçma isteğine rağmen garip bir telafisi de vardır. Varlık azaldıkça, yokluk bereketlenir. Soluklaşan hatıralara yas tutarken yok oluşun bizzat kendisi etrafında teselliler örülür.

Böylesi, savunmacı bir eylem olsa da zihin acıyı meşrulaştırsa da yine de başarılı bir tarafı vardır. Kendine kayboluş boşluk değil aslında bereketli bir zemindir. Hiçlikte tekliği, yoklukta varlığı bulmak. Yokluğun bereketine tutunarak tok kalıp zenginleşmek. Trajik bir sonu anlamlı hale dönüştürme çabası. İç çatışmaların hengamesinden üreterek tahsilat yapma dilenciliği. Belki de kendini koruma zannı ile bir biçimde kendini kandırma eylemidir. Sessizlikte huzur ararken psikolojik gürültülerin eşliğinde hayatta kalma mekanizmasıdır. Hayalinizde ürettiğiniz bir cennetten yoksunluk veya cehennemden bıkmış ve yorulmuşluktan dolayı aradaki haleti seçmek. Belirsizliği, muğlaklığı ve hükmü askıya almayı tercih etmek. Tanımlanma zorbalığından kaçıp soluklanmak. Bilmeme ve olmama halini, mutlak taleplerde bulunan bir dünyaya karşı protesto etmek. Benliğe nefes alabilme şansı vererek sabit bir kimliğin kısıtlayıcı taleplerinden uzaklaşıp tam da bu arafın eşik mekânında sabit kalarak konfor alanı oluşturmak. İşte burası, yokluğun bereketinin yalnızca bir tesellisi değil, seçilmiş bir ikametgâh yeridir…

Arafın yancılığını üstlenerek nihai yargının beklendiği, sabit bir anıt gibi değil de uçucu bir ima, varlık ile yokluk arasında bir hareket olduğunu kabullendiğiniz, herkesin bir taraf tutmasını dayatan şu dünyada, aradaki mekân olan araftı seçmekte bir tercihtir elbette…

Lakin insanı tüketen acıları değildir hiç şüphesiz. O acılarından hakikat devşirememesidir.

Bir yanıt yazın