Hiç düşündünüz mü; bugün sahip olduğumuz birçok şeye erişmek için geçmişte kim bilir ne kadar dua etmiştik? Ve belki de şimdi o geçmişte istediklerimizin birçoğuna sahibiz. Fakat dualarımızı unutup yeniden yeni şeyler istemeye devam etmiyor muyuz? Hayatın bu bitmek bilmeyen arzular döngüsünde insanın tatminsiz doğasını ve şükür duygusunun önemini kendimize hatırlatmamız gerekmiyor mu sizce de?
Bir zamanlar gözümüze imkânsız görünen hedefler, bugün sıradanlaştı. Bir yıldızı yakalamış, fakat ışığının altında otururken başka bir yıldızın peşine düşmüş gibiyiz. Bu kısır döngüde, elimizdekinin değerini bilmeden hep daha fazlasını arzuluyoruz. Yeni aydınlıklar arıyoruz. Bu arayışımızın nedeni ne peki? İçinde bulunduğumuz ya da bulunduğumuzu düşündüğümüz çıkmazlarımız mı? Şöyle sormak daha doğru belki de; çağın karmaşasında, sade mutlulukları göz ardı edip uçsuz bucaksız isteklerle çıkmaz hale getirdiklerimiz mi?
Nedir bizi bu hale getiren dostlar? Modernizm mi? İçinde bulunduğumuz çağın bize dikte ettikleri mi?
Belki de yaşam, bir an için durup etrafımıza bakmamızı ve hayatımızdaki güzellikleri fark etmemizi bekliyor. Sahip olduğumuz sağlığımız, dostluklarımız, sevdiğimiz bir kitabın sayfaları arasındaki satırlar… Tüm bunlar, bir zamanlar arzuladığımız ve şimdi elimizde olan hazineler. Allah’a şükretmemiz gerekirken ve bu kadar sebebimiz varken, bu hazineleri unutup hep yenilerini istemek acizliğinden sıyrılmalıyız. Şükür duygusunun bizi daha mütevazı ve huzurlu kılacağını unutmamalıyız.
“Şükür, bir minnettarlık pratiğidir” demişler. Kime? İşte işin içine “kime” sorusu girdiği için bu ifadeye katılmıyorum. O yüzden bana göre şu tanım daha doğru geliyor: Şükür, kişinin kulluk acziyetinin farkındalığıdır. Bu daha doğru. Kulluk acziyeti, kişinin Allah’a karşı yetersizliğini kabul etmesidir. Verilen nimetleri görmezden gelmek de işte bu acziyettendir. Bu yüzden şükür önemlidir. Şükür, zihnimizi olumlu düşüncelere yönlendirir ve yaşam kalitemizi artırır. Farkındalık oluşturur. Hem de her şeye… Kişinin Allah’a ve yaşadığı topluma bağını arttırır. Hatta sahip olduğu maddeye bile bir bağ kurdurur, değer ve mana katar. Nasıl mı? Kendimize şu soruyu soralım: “Bir zamanlar hayalini kurduğum şeylere şu an sahibim. Peki, bunların değerini gerçekten biliyor muyum?” Bu soruya verdiğimiz cevapla. Bu içsel sorgulama, bizi daha bilinçli bir hayata, şükre ve manaya ulaştıracaktır.
Sevgili dostlar, hayat bir yolculuk ve bu yolculukta anı yakalamak en büyük zenginlik. Geçmişteki dualarımızı hatırlayarak, bugünümüzü anlamlandırmak ve geleceğe daha umutla bakabilmek ümidiyle…
Selametle
