Hz. İBRAHİM a.s. (45.BÖLÜM)

  • Yazı Tarih: Renk
  • Yazı yayımlanma tarihi:
  • Yazı Tarih: RenkSiyer
  • 1 Yorum0 Yorum
  • Okuma süresi:3 dakikalık okuma
Şu anda görüntülediğiniz: Hz. İBRAHİM a.s. (45.BÖLÜM)

Hz. İbrahim a.s. Tevhid dediğimiz, dinin binası, özü ve hakikati sayılan önemli meseleyi kavmine duyururken iki tane temel cümle kullanıyor.

  • La ilahe
  • İllallah

“La İlahe” işin Nef-i kısmı. “illallah” ise işin işin ispat ve tasdik kısmı. Hz. İbrahim a.s. Önce Lailahe’yi onların nazarlarına veriyor. Oysa bizler La İlahe demeden ve dedirtmeden illallah demeye ve dedirtmeye çalışıyoruz. Zeminde eğer sıkıntı varsa üstüne on katlı bir bina kurarsanız o bina ufacık bir depremde yerle bir olur. Dolayısıyla bir kere zeminin ve temelin sağlam olması lazım. Sağlam olabilmesi içinde ne olmalı? Nefi kısmının yani Lailahe kısmının çok çok iyi bir biçimde oluşması lazım. illallah önemli bir şey. Ama zemininde La İlahe’nin çok çok daha önemli bir biçimde ortaya konması gerekir ki bir edebi kargaşa oluşmasın. Bütün peygamberler bunu yaptılar peygamberlerin mücadelesini anlayan yollarını yol edilenler de bunu yaptılar. Muvahhidlerin sertacı olan ve gerçekten bu işi en güzel bir biçimde yapan Hz. İbrahim a.s. bize bu noktada çok güzel örnekler veriyor.

Tevhid’in La İlahe kısmını yani o ilk nef-i kısmını doğru bir biçimde anlayan birisi şunu demiş oluyor:

—“Bütün ilahları reddediyorum. Din gibi algılanan bütün değer yargılarının hepsini reddediyorum. İdeolojileri reddediyorum. Allah’a ait olan alanları gasp edenlerin tamamını reddediyorum.”

            Yani kısacası bütün putları reddediyorum demek oluyor. Eğer put deyince heykel aklınıza geliyorsa yanlış geliyor. Asıl put diyince bunlar akla gelmeli. Put Allah’a ait olan alanları gasp eden, o’na ait olan alanlara şöyle ya da böyle ortak olan, o alanlarda söz söylemeye kural koymaya çalışan şeydir. Bu bazen bir kişidir, bazen bir nesnedir, bazen bir kurumdur, bazen bir otoritedir, bazen de ölmüş gitmiş birisidir. Çünkü orada olan şey, La İlahe demenize aykırı duran bir şey. Allah hepsinden yüzbinlerce kez razı olsun bütün peygamberler bunu yaptılar. Lailahe’ye çağırdılar. Sonra da İllallah’a.

            Tevhit davası böyle bir davadır ve Hz. İbrahim a.s. da diğer bütüğn peygamberler gibi tevhit için kavmi ile inanılmaz bir mücadele vermiştir.

  • Hz. İbrahim a.s. onları Tevhide çağırdı. Çağırırkende delilsiz değildi. Hz. İbrahim a.s. onların inançlarındaki problemleri ortaya koyuyor ve problemsiz bir inanca kavmini davet ediyordu.
  • Hz. İbrahim a.s.’ın daveti dayanaksız değildi. Onların inançlarındaki temelsizlikleri ortaya koyuyor ve muhatapları çok sağlam dayanakları olan bir inanca davet ediyordu.
  • Hz. İbrahim a.s.’ın daveti dermansız değildi. Onların inançlarındaki hastalıkları ortaya koyuyor ve muhatapları nereden Şifa bulacaklarını dair bir inanca davet ediyordu.
  • Hz. İbrahim a.s.’ın daveti değersiz değildi. Onların inançlarındaki sapkınlıklardan dolayı hayata yansıyan değersizliklerini ortaya koyuyor ve kendilerine değer veren bir inanca onları davet ediyordu.
  • Hz. İbrahim a.s.’ın  daveti düşüncesiz değildi. Onların inançlarındaki anlamsızlıkları dolayısıyla düşünce ufuklarının nasıl daraldığını ortaya koyuyor ve kendilerini düşünmeye önem veren bir inanca davet ediyordu.

Hz İbrahim a.s bunları yaptı, bunları yaparken de kavmini inançları ile yüzleştirdi. Yani

  • İnançlarındaki çarpıklıkları onlara hatırlattı
  • İnançlarındaki çatışmaları onlara gösterdi
  • İnançlarındaki çelişkileri gözlerinin önüne serdi
  • İnançlarındaki çıkarcılıkları onlara anlattı
  • İnançlarındaki çıkmazları onlara fark ettirdi

Sadece bir ayeti size hatırlatacağım. Ankebut Surenin 16, ve 17 ayetlerini bir okuyalım:

—“İbrahim’i de gönderdik. O kavmine şöyle demişti: Allah’a kulluk edin. O’na karşı gelmekten sakının. Eğer bilmiş olsanız bu sizin için daha hayırlıdır.” (Ankebut Suresi 16. Ayet)

—“Siz Allah’ı bırakıp birtakım putlara tapıyor, asılsız sözler uyduruyorsunuz. Bilmelisiniz ki, Allah’ı bırakıp da taptıklarınız, size rızık veremezler. O halde rızkı Allah katında arayın. O’na kulluk edin ve O’na şükredin. Ancak O’na döndürüleceksiniz.” (Ankebut Suresi 17. Ayet)

Bir yanıt yazın