Hz. İBRAHİM a.s. (38. BÖLÜM)

  • Yazı Tarih: Renk
  • Yazı yayımlanma tarihi:
  • Yazı Tarih: RenkSiyer
  • 1 Yorum0 Yorum
  • Okuma süresi:11 dakikalık okuma

Kur’an-ı Ker’im de vasıf ve özellikleri İle Hz. İbrahim a.s

  •  Hz. Nuh a.s.’ın soyundan gelmiş olması. (Saffat süresi 83. Ayet)

—“Kuşkusuz İbrâhim Nûh’un yolunu izleyenlerdendi.” (Saffat süresi 83. Ayet)

Peki böyle bir açıklamaya ne ihtiyaç var? Zaten hepimiz onun çocuklarıyız. Hz. Nuh a.s. insanların ikinci atası idi. Zaten tufan olduktan sonra insanlık yeniden onunla şekillendi. Doğal olarak ta Hz. İbrahim a.s. da onun soyundan olacaktır. Kur’an bize bunu bildiriyor çünkü mesele sadece nesep itibariyle soy meselesi değil. Mesela aynı zamanda yol meselesidir. Yani Kur’an bize diyor ki Hz. İbrahim dediğiniz zaman o’nun Hz. Nuh a.s. ‘ın soyundan ve yolundan olduğunu unutmayın.

  •  Bütün inananların babası olması. (Hac Suresi 78. Ayet)

—“ Allah uğrunda gerektiği gibi cihat edin. Sizi o seçmiş, babanız İbrahim’in yolu olan dinde sizin için bir zorluk kılmamıştır. Daha önce ve Kur’an’da, Peygamberin size şahit olması, sizin de insanlara şahit olmanız için, size müslüman adını veren O’dur. Artık namaz kılın, zekat verin, Allah’a sarılın. O sizin sahibinizdir. O ne güzel sahip ve ne güzel yardımcıdır!” (Hac Suresi 78. Ayet)          

Hz. İbrahim’i anlatmaya başladığımda hatırlarsanız bir ifade kullanmıştım. O’nun için iman atamız demiştim. İşte bu ifadeyi bu ayetten dolayı dedim. Şimdi hatırlayın, Allah rasulu sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz de Hz. İbrahim a.s.’dan bahsederken babamız diye bahsediyor. Çünkü iman atamız.

  •  Peygamberin babası ve atası olması. (Meryem Süresi 49. Ayeti)

—“ İbrahim, kavminden ve onların Allah’tan başka ibadet ettikleri şeylerden uzaklaşınca, biz ona İshak’ı ve (İshak’ın oğlu) Yakub’u ihsan ettik. Ve hepsini de peygamber yaptık.” (Meryem Süresi 49. Ayeti)

            Bakın kardeşlerim burada Hz. İbrahim a.s.’ın soy ağacına bakarsak i tane oğlu var. Biri İsmail, diğeri İshak. Ve ikisi de Peygamber.           Bu çok özel bir durumdur. Hz. İsmâil allah rasulu sallallahu aleyhi ve sellem in atasıdır. Hz. İsmail’den efendimize kadar o soyda başka peygamber yoktur. Ama söz konusu İshak insan olunca İshak tan Yakup geliyor. O da peygamber. Yakup tan Yusuf geliyor, Yusuf ta peygamber. Görüyorsunuz değil mi Hz. İbrahim a.s. nasıl peygamberlerin atası ve babası olduğunu.

  •  İnsanlığa iman ve önde kılınması. (Bakara süresi 124. Ayet)

—“Şunu da unutmayın ki, bir zamanlar İbrahim’i Rabbi, birtakım kelimeler ile imtihan etti, o, onları sona erdirince, Rabbi ona, “Ben seni bütün insanlara imam yapacağım.” buyurdu. İbrahim, “Zürriyetimden de yap!” dedi. Rabbi ona “zâlimler benim ahdime nail olamaz!” buyurdu.” (Bakara süresi 124. Ayet)

Bu çok istisna-i bir ifade ve sadece Hz. İbrahim a.s.için kullanılıyor.

  •  Peygamberlikten önce kendisine rüşd verilmiş olması. (Enbiya Suresi 51. Ayet)

—“And olsun ki biz daha önce İbrahim’e de rüşdünü vermiştik (akla uygun olanı göstermiştik). Biz onu biliyorduk.” (Enbiya Suresi 51. Ayet)

Rüşd akli olgunluktur. Eğer akli olgunluk varsa muhakeme en üst düzeydedir ve akıl en üst düzeyde kullanıyordur. Hz. İbrahim a.s.’da da bunun nasıl olduğunu biliyoruz ama burada bizim için önemli olan peygamberlikten önce o özelliklerin verilmiş olması.

  •  Ulü’l Azım peygamberlerden birisi olması. (Ahzap Suresi 7. Ayet)

—“ Unutma o peygamberlerden mîsaklarını (kesin sözlerini) aldığımız vakti! Hele senden, Nuh, İbrahim, Musa ve Meryemoğlu İsa’dan ki onlardan ağır bir mîsak (sağlam bir söz) aldık.” (Ahzap Suresi 7. Ayet)

            Ulu’l Azım ne demek olduğunu daha önceden genişçe anlatmıştım. O konuya tekrar girmeye gerek yok. Sadece şunu söyleyeyim; bütün peygamberler azim ve karar sahibidir ama bazı peygamberler için bu ifadenin kullanılması yani azim ve karar sahibi denmesi onlarda bu özelliğin daha üst düzeyde olduğunu ifade etmek içindir.

  • Kendisine Göklerin ve Yerin Melekutu Gösterilmiş olması. (Enam Suresi 75. Ayet)

—“ Böylece biz İbrahim’e göklerin ve yerin melekûtunu (muhteşem varlıklarını) gösteriyorduk ki, kesin inananlardan olsun.” (Enam Suresi 75. Ayet)

Meleküt tam sahip ve malik demektir. Bizim meşhur müfessirlerimizden olan Zemahşeri bu ayet için şöyle bir tespitte bulunuyor:

—“Hz. İbrahim a.s.’ın Allah’ın rububiyetini ve uluhiyetini çok üst düzeyde anlamış birisiydi. Allah onu anlaması için göstermişti. Gördüğü için de hiçbir şeye eyvallahı yoktu. “ (Zemahşerî el-Keşşâf tefsiri)

  • Müslümanlık Kavramında Zirvelerde Olması. (Al-i İmran Suresi 67. Ayet)

—“ İbrahim, ne yahudi, ne de hıristiyandı; fakat o, Allah’ı bir tanıyan dosdoğru bir Müslüman dı. Müşriklerden de değildi.” (Al-i İmran Suresi 67. Ayet)

  • Hanif Olması. (Nahl Suresi 123. Ayet)

—“ Sonra da (ey Muhammed!) sana: “Hakk’a yönelen ve müşriklerden olmayan İbrahim’in dinine tabi ol” diye vahyettik.” (Nahl Suresi 123. Ayet)

  1. Bir Teslimiyet Abidesi Olması. (Bakara Suresi 131. Ayet)

—“ Rabbi ona, “İslâm ol!” emrini verince, o “Ben âlemlerin Rabbine teslim oldum.” dedi.” (Bakara Suresi 131. Ayet)

            Hz. İbrahim a.s. ve teslimiyet kavramları o kadar birbirlerine yakışıyor ki o aile bir teslimiyet ailesidir. O teslimiyet Hacer’de de var, İsmâil’de de var, İshak’ta da var. Ama işin zirvesi babaları olan Hz. İbrahim a.s.’da var.

  1.   Tek başına ümmet olması. (Nahıl Suresi 120. Ayet)

—“ Muhakkak ki, İbrahim başlı başına bir ümmet idi, tevhid inancına sahip olarak Allah’a itaat için kıyam etmişti ve asla Allah’a ortak koşanlardan olmadı.” (Nahıl Suresi 120. Ayet)

  Bu ifade Kur’an da sadece Hz. İbrahim a.s. için kullanılıyor. Ve Hz. İbrahim’in bu manadaki aslında nasıl bir konumda olduğunu nazarlara veriyor. Bu ne demek biliyor musunuz? Tek başınadır ama binlerce insanın yapacağı iş yapmıştır. Binlerce insan bir araya gelip bir cemaat, bir ümmet oluşturur. O ümmetin oluşturduğu fazilet, erdem, adalet, ahlak, aklınıza gelen her şeyi Hz. İbrahim a.s. tek başına yapmıştır. İşte bu yüzden İbrahim-i yolu kendine yol edinmiş bir insan dünyanın neresine giderse gitsin nerede yaşarsa yaşasın “ben yalnız başımaydım” demez. Eğer yalnız kalsa bile “ben tek başıma ümmet olmalıyım” diyerek bir hayalin peşinde olur. Kur’an bunları bize bunun için anlatıyor.

  1.  Bir hilm (Halim) kahramanı olması. (Tevbe süresi 114. Ayet)

—“ İbrahim’in babası için istiğfar etmesi de sırf ona vermiş olduğu bir sözden dolayı idi. Böyle iken onun bir Allah düşmanı olduğu kendisine açıklanınca o işten vazgeçti. Şüphesiz ki İbrahim, çok bağrı yanık, çok halim birisi idi.” (Tevbe süresi 114. Ayet)

Hilm sahibi olmak Halim olmak demektir. Bunu şefkatten, merhametten farklı kılan, her şartta kendine hakim olmasıdır. Yani karşı tarafın hiddetine ve düşmanlığına karşı asla çizgisini bozmayan. İşte halim budur ve Hz. İbrahim a.s.’da bu var.

  1.  Evvahlıkta müthiş bir seviyede olması. (Hut süresi 75. Ayet)

—“Çünkü İbrahim, çok yumuşak huylu ve çok yufka yürekli (yanık kalbli) idi.” (Hut süresi 75. Ayet)

Evvah; yufka yürekli, ince yapılı, yumuşak kalpli ve alçak gönüllü demek. Buna benzer farklı farklı tanımlarda var. Ama başka bir tanımı da çok ah eden demektir. Bir insan neden ah eder? Hüzün yüreğine çökerse ah eder değil mi? İşte Hz. İbrahim a.s.’da hüzün de var. O evvahlık kalbinde farklı bir boyut kazanmasına da sebebiyet olmuştur.

  1.  Münib olması. (Hut süresi 75. Ayet)

—“Çünkü İbrahim, çok yumuşak huylu ve çok yufka yürekli (yanık kalbli) idi.” (Hut süresi 75. Ayet)

Münib için çok farklı anlamlar var. Fakat buradaki anlamı dönüp dönüp tevbe eden ve tebliğ etmekten bıkmayan demektir.

  1.  Her daim ümit var olması. (Ankebut süresi 24. Ayet)

—“Kavminin (İbrahim’e) cevabı ise, “Onu öldürün, yahut yakın!” demelerinden ibaret oldu. Ama Allah onu ateşten kurtardı. Doğrusu bunda, iman eden bir kavim için ibretler vardır.” (Ankebut süresi 24. Ayet)

  1.  En güzel örneklikte zirvelerde olması. (Mümtehine süresi 4. Ayet)

—“İbrahim’de ve onunla beraber bulunanlarda sizin için güzel bir misal vardır, onlar kavimlerine demişlerdi ki: “Biz sizden ve sizin Allah’tan başka taptıklarınızdan uzağız. Sizi tanımıyoruz. Siz bir tek Allah’a inanıncaya kadar sizinle bizim aramızda sürekli bir düşmanlık ve nefret belirmiştir.” Yalnız İbrahim’in babasına: “Senin için mağfiret dileyeceğim, fakat senin için Allah’tan (gelecek) hiçbir şeyi (önlemeye) gücüm yetmez.” demesi hariç. Rabbimiz! Yalnız sana dayandık, sana yöneldik. Dönüşümüz de ancak sanadır.” (Mümtehine süresi 4. Ayet)

  1.  Sıdık / doğru sözlü olması. (Meryem Süresi 41. Ayet)

—“Kur’ân’da İbrahim’i(n kıssasını da) an. Şüphesiz ki o, sıddık (özü, sözü doğru) bir peygamberdi.” (Meryem Süresi 41. Ayet)

Hz. İbrahim a.s. bir peygamber olarak tabi ki doğru sözlü olacak. Ama yine de ona sıddık denmesi doğruluğun zirvede olduğuna işaret eder. Yani onda bu iş bambaşka bir yerdedir anlamında bir mesaj taşır.

  1.  Kalbi selim olması. (Saffat Süresi 84. Ayet)

—“Çünkü o, Rabbine tertemiz bir kalb ile gelmişti.” (Saffat Süresi 84. Ayet)

  1. Vefalı olması. (Necm süresi 37. Ayat)

—“Ve çok vefakâr olan İbrahim’in sahifelerindekiler?” (Necm süresi 37. Ayat)

  •  Cesaretli olması. (Saffat Suresi 93. Ayet)

—“Nihayet bir yolunu bulup onlara kuvvetli bir darbe indirdi.” (Saffat Suresi 93. Ayet)

  •  Güçlü bir hitabete sahip olması. (Saffat süresi 96. Ayet)

—“”Halbuki sizi de yaptıklarınızı da Allah yaratmıştır.”

  •  Azimli ve kararlı olması. (Enbiya Süresi 57. Ayet)

—“”Allah’a yemin ederim ki, siz arkanızı dönüp gittikten sonra, ben putlarınıza elbette bir tuzak kuracağım.” (Enbiya Süresi 57. Ayet)

  •  Dayanışmaya ve istişareye önem vermesi. (Bakara Süresi 127. Ayet)

—“Ve ne vakit ki İbrahim, Beyt’in temellerini yükseltmeye başladı, İsmail ile birlikte şöyle dua ettiler: Ey Rabbimiz, bizden kabul buyur, hiç şüphesiz işiten sensin, bilen sensin.” (Bakara Süresi 127. Ayet)

Gördüğünüz gibi oğluyla istişare eden bir peygamber var karşımızda.

  •  Muhakeme yeteneği çok iyi olması. (Bakara süresi 258. Ayet)

—“Allah, kendisine hükümdarlık verdi diye, Rabbi hakkında İbrahim’le tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim, ona: “Benim Rabbim odur ki, hem diriltir, hem öldürür.” dediği zaman: “Ben de diriltir ve öldürürüm.” demişti. İbrahim: “Allah güneşi doğudan getiriyor, haydi sen onu batıdan getir!” deyince o inkâr eden herif şaşırıp kaldı. Öyle ya, Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.” (Bakara süresi 258. Ayet)

  • Mutmain olmak için deliller istemesi. (Bakara Süresi 260. Ayet)

—“Bir zamanlar İbrahim de: “Ey Rabbim! Ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster!” demişti. Allah: “İnanmadın mı ki?” buyurdu. İbrahim: “İnandım, fakat kalbim iyice yatışsın diye istiyorum.” dedi. Allah buyurdu ki: “Öyle ise kuşlardan dördünü tut da onları kendine çevir, iyice tanıdıktan sonra (kesip) her dağın başına onlardan birer parça dağıt, sonra da onları çağır, koşa koşa sana gelecekler ve bil ki, Allah gerçekten çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Bakara Süresi 260. Ayet)

Allah’ın peygamberi ahrete iman meselesinde imandaki bazı şeyleri iyice zihninde aklında kalbinde oturmak için Allah’tan bu noktada deliller istiyor. Niçin istediğini de rabbimiz ona sorduğumda ne diyor? Mutmain olmak için diyor.

  •  Misafirperver olması. (Zariyat 26, Ayet)

—“İbrahim, sonra ailesine giderek semiz bir buzağı (eti) getirdi.” (Zariyat 26, Ayet)

  •  Tevazu sahibi olması. (Şuara Süresi 82. Ayet,)

—“ “Ve hesap günü, hatamı bağışlayacağını umduğumdur.” (Şuara Süresi 82. Ayet,)

  •  Çok şükreden bir kul olması. (Nahl Süresi 121. Ayet)

—“ Allah’ın nimetlerine şükredendi. Allah onu seçmiş ve doğru yola iletmişti.” (Nahl Süresi 121. Ayet)

            Siz zannediyormusunuz ki Hz. İbrahim a.s. bizim gibi sadece Elhamdülillah diyerek şükrediyor. Tabi ki hayır. Biz Hz. İbrahim a.s.’ın üzerinden şunu öğreniyoruz: Aklın şükrü var, kalbin şükrü var, lisanın şükrü var ve azaları şükrü var. Bu dört şükür de Hz. İbrahim a.s. da var. Aklın şükrü nimeti düşünmek. Kalbin şükrü nimetin değer ve kıymetini hissetmez. Lisanın şükrü nimeti vereni sena edip övmek. Yani “Elhamdülillah Allah’ım sana binlerce şükür olsun. Allah’ım sen bu nimetleri bize tattırdığın için sana hamd olsun.” İşte bunlar lisanın şükürleri. Azaların şükrü ise yeteri kadar nimetin karşılığını vermektir. Allah sana ne verdiyse nimet olarak, o nimetin şükrü onun cinsindendir. Cinsinden şükür azaların şükrüdür aslında. İşte bu 4 tane şükrü Hz. İbrahim a.s.’dan öğreniyoruz.

  • Çok dua eden bir peygamber olması. (İbrahim Süresi 35. Ayet)

—“ Hatırla ki; Bir zaman İbrahim şöyle demişti: “Rabbim! Bu şehri güvenli kıl! Beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak tut!” (İbrahim Süresi 35. Ayet)

Kuran-ı Kerimde en fazla duası olan peygamber Hz. İbrahim a.s.’dır. Hz. İbrahim a.s. dua ederek Allah’tan nelerin, nasıl isteneceğinin en güzel yolunu bize öğretiyor.

  •  Halil edinilmesi. (Nisa süresi 125. Ayet)

—“ İyilik yaparak kendisini Allah’a teslim eden ve İbrahim’in dinine dosdoğru olarak tâbi olan kimseden, din bakımından daha iyi kim olabilir? Allah, İbrahim’i dost edinmişti.” (Nisa süresi 125. Ayet)

Hz. İbrahim a.s. için kullanılan çok özel ve çok istisnai bir ifadedir bu. “Allah İbrahim’i dost edinmiştir” ayetinden ne anlarsınız ve bu ifadeyi nereye koyarsınız bilemem. Ama ben şu kadarını söyleyeyim, biz bu dostluğun nasıl bir şey olduğunu ahirette göreceğiz. Biz burada anlatılmak istenen dostluğu anlayamıyoruz. Zaten müminler Allah’ın dostudur. Bizim böyle bir imkanımız var. Allah bize bu kapıyı açmış. Ama burada başka bir şey var. Allah İbrahim’i kendisine dost ediniyor. Allah onu dost olarak seçiyor. O dostluğa Allah nasıl bir mana yüklüyor. O dostluk tam olarak nasıl. Allah’ın veli kullarıyla olan münasebetinin dışında bir münasebet var burada. Bu dostluk sayesinde neler olacak? O dostluktan Hz. İbrahim a.s. neler elde etti? Şu anda neler elde ediyor ve ahrette neler elde edecek? İşte bunlar ahiretin konusu. Biliyorsunuz Hz. Nuh a.s. Neciyullah dı. Hz. Musa a.s. Kelimullaha ulaştı. Hz. İsa a.s. ruhullah, Aleyhissalâtü vesselâm efendimiz habibullah ve Hz. İbrahim a.s. halilullah. Bunların hepsinin kaynaklarını biliyoruz zaten. Onlara böyle isimler böyle ifadeler böyle sıfatların verilmesi ve bunların üzerinden bazı mesajlar verilmesi peygamberlerle aslında kurmamız gereken bağı ve onların mirasına sarılma noktasındaki hassasiyeti de bu manada bizim görmemiz gerekiyor.

            Hz. İbrahim a.s.’ın üzerinden bir değerlendirme yapalım. Hz. İbrahim a.s.’ın hayatı inanılmaz bir hayat. Koca bir coğrafyada geçen bir hayat. Harran, onun öncesinde Ur, Ondan sonra Şam diyarı, sonra Mısır, ardından Filistin’de Kenan diyarıve ondan sonra Mekke’de, Faran dağlarında, yani koca bir coğrafya da geçen bir hayat. Belki hayatında yüzlerce belki binlerce aktif olarak görev aldığı bu hayatı sırasında muhatap olduğu binlerce insan var. Bunların bir kısmı Hz. İbrahim a.s.’ın yanında olmuş bir kısmı da karşısında olmuş. Şimdi ben Hz. İbrahim a.s.’ın hayatına giren ve özellikle Kur’an’ın bizim nazarımıza verdiği ve bazı tarihi kaynaklarda da okuduğumuz bazı müspet ve menfi şahsiyetleri sizlere sunmak istiyorum.

Bir yanıt yazın