Hz. İbrahim a.s. Tevrat’da ve İncil’de nasıl geçer ona bir bakalım:
TEVRAT’TA HZ. İBRAHİM A.S.
Hz. İbrahim (Tevrat’taki adıyla Abraham), Tevrat’ta özellikle Yaratılış (Bereşit / Genesis) kitabında geniş biçimde anlatılan en önemli şahsiyetlerden biridir. Yahudi geleneğinde o, İsrail halkının atası ve Tanrı ile özel bir ahit yapmış seçilmiş bir peygamber olarak kabul edilir. (Nahum M. Sarna, Genesis: The JPS Torah Commentary (Philadelphia: Jewish Publication Society, 1989), s. 89.) Tevrat anlatımında Hz. İbrahim’in hayatı, ilahi çağrı, göç, ahit, soy vaadi ve iman imtihanı çerçevesinde şekillenir.
Tevrat’a göre Hz. İbrahim, Keldanilerin Ur şehrinde doğmuştur. Tanrı ona ülkesini, akrabalarını ve baba evini terk ederek gösterilecek olan diyara gitmesini emreder. Bu ilahi çağrı üzerine İbrahim, önce Harran’a, ardından Kenan diyarına göç eder. Böylece onun hayatı göçebe bir inanç yolculuğu olarak başlar. (Yaratılış 11:27–32., Yaratılış 12:1–4.) Tevrat’ta İbrahim’in put kırma hadisesi yer almaz; bu anlatım daha çok İslamî kaynaklarda bulunmaktadır.
Tevrat’ta Hz. İbrahim anlatımının merkezinde “ahit” (berit) kavramı vardır. Tanrı, İbrahim’e soyunun çoğalacağını, Kenan topraklarının onun nesline verileceğini ve onun soyundan büyük bir millet çıkacağını vaat eder. (Yaratılış 15:5–6.) Bu ahdin işareti olarak sünnet emredilir. Bu olaydan sonra İbrahim’in adı “Abram”dan “Abraham”a çevrilir; bu isim “çok milletin babası” anlamına gelir. Böylece o, sadece biyolojik bir ata değil, aynı zamanda ilahi vaadin taşıyıcısı olarak sunulur. (Yaratılış 17:1–14., Gordon J. Wenham, Genesis 1–15 (Word Biblical Commentary), (Waco: Word Books, 1987), s. 327–335.)
Tevrat’a göre İbrahim’in ilk oğlu, cariyesi Hacer’den doğan İsmail’dir. Ancak eşi Sara’dan doğan İshak, ahdin devam ettiği soy olarak kabul edilir. İsmail de kutsanır ve büyük bir millet olacağı bildirilir; fakat Tanrı ile yapılan ahdin özellikle İshak’ın nesli üzerinden sürdürüleceği vurgulanır. Bu nokta, İslamî anlatımla önemli bir farklılık oluşturur. (Yaratılış 17:19–21., John H. Walton, Genesis (NIV Application Commentary) (Grand Rapids: Zondervan, 2001), s. 512–520.)
Hz. İbrahim’in imanının en büyük sınavı ise oğlunu kurban etme olayıdır. Yaratılış kitabının 22. bölümünde anlatılan bu hadise Yahudi geleneğinde “Akeda” (bağlanma) olarak bilinir. (Claus Westermann, Genesis 12–36: A Commentary (Minneapolis: Augsburg Publishing House, 1985), s. 354–360.) Tevrat’a göre kurban edilmek istenen çocuk İshak’tır. İbrahim, Tanrı’nın emrine itaat ederek oğlunu kurban etmeye hazırlanır; ancak son anda Tanrı onu durdurur ve kurban edilmek üzere bir koç gönderilir. (Yaratılış 22:1–14.) Bu olay, İbrahim’in Tanrı’ya mutlak bağlılığının ve teslimiyetinin zirvesi olarak kabul edilir.
Tevrat’ta Hz. İbrahim yalnızca itaatkâr bir kul olarak değil, aynı zamanda merhametli ve cesur bir şahsiyet olarak da tasvir edilir. Özellikle Sodom ve Gomora halkı için Tanrı ile konuşması ve onların bağışlanması adına ricada bulunması, onun adalet ve merhamet duygusunu gösterir. (Yaratılış 18:22–33.) Bununla birlikte bazı anlatımlarda korku ve endişe yaşayan, stratejik kararlar alan bir kabile reisi olarak da karşımıza çıkar.
Genel olarak Tevrat’ta Hz. İbrahim, Tanrı ile özel bir ilişki kurmuş, ilahi vaatlerin taşıyıcısı olmuş ve İsrail halkının tarihsel ve teolojik temelini oluşturan bir ata figürü olarak sunulur. Onun hayatı, göç, iman, itaat ve ahit kavramları etrafında şekillenen bir kutsal tarih anlatısıdır.
İNCİL’DE HZ. İBRAHİM A.S.
Hz. İbrahim (Yeni Ahit’te adıyla Abraham), İncil metinlerinde tarihsel bir şahsiyet olmanın ötesinde, iman, vaat ve kurtuluş teolojisinin temel figürlerinden biri olarak sunulmaktadır. Yeni Ahit yazarları, İbrahim’i özellikle “imanın örneği” ve “vaadin mirasçısı” bağlamında ele almışlardır. (F. F. Bruce, Paul: Apostle of the Heart Set Free (Grand Rapids: Eerdmans, 1977), s. 138–145.)
İncil’de İbrahim anlatımı kronolojik bir biyografi şeklinde değil, teolojik yorum çerçevesinde yer alır. Özellikle Matta İncili, Hz. İbrahim’i İsa Mesih’in soy kütüğünün başlangıç noktası olarak zikreder. (Matta 1:1–2.) Böylece İbrahim, Mesihî vaadin tarihsel kökü olarak konumlandırılır. Luka İncili de benzer şekilde İsa’nın soyunu İbrahim’e kadar götürür. (Luka 3:34.)
Pavlus’un mektuplarında İbrahim merkezi bir teolojik figürdür. Özellikle Romalılara Mektup’ta Pavlus, İbrahim’i “imanla aklanmanın” örneği olarak sunar. Pavlus’a göre İbrahim, henüz sünnet olmadan önce iman etmiş ve bu imanı ona “doğruluk” sayılmıştır. (Romalılar 4:1–3.) Bu vurgu, kurtuluşun yalnızca Yahudilere değil, iman eden tüm insanlara açık olduğu düşüncesini temellendirmek amacıyla yapılmıştır. (ames D. G. Dunn, Romans 1–8 (Word Biblical Commentary), (Dallas: Word Books, 1988), s. 197–210.)
Galatyalılara Mektup’ta Pavlus, İbrahim’in soyundan olmayı biyolojik değil, iman temelli bir aidiyet olarak yorumlar. “İman edenler İbrahim’in çocuklarıdır” ifadesiyle, ahdin evrensel bir boyut kazandığı belirtilir. (Galatyalılar 3:6–9.) Böylece İbrahim, yalnızca İsrail halkının değil, iman eden bütün milletlerin ruhsal atası olarak sunulur. (N. T. Wright, Paul and the Faithfulness of God (Minneapolis: Fortress Press, 2013), s. 801–815.)
İbranilere Mektup’ta ise İbrahim’in iman yolculuğu örnek gösterilir. Yazar, onun bilinmeyen bir ülkeye gitmek üzere çağrıldığında itaat ettiğini ve vaat edilen mirası görmeden imanla yaşadığını vurgular. (İbraniler 11:8–10.) Ayrıca oğlunu kurban etmeye hazır oluşu, imanının en yüksek göstergesi olarak yorumlanır. (İbraniler 11:17–19.) Bu anlatım, Yaratılış 22’deki olayın teolojik bir değerlendirmesidir.
Yakup Mektubu’nda ise İbrahim’in kurban hadisesi, imanın amelle tamamlandığını göstermek için örnek olarak verilir. (Yakup 2:21–23.)Burada İbrahim, yalnızca inanan değil, inancını eylemle gösteren bir şahsiyet olarak sunulur.
Sonuç olarak İncil’de Hz. İbrahim, tarihsel bir peygamberden ziyade teolojik bir sembol haline gelir. O, imanla aklanmanın örneği, vaadin mirasçısı, Mesih’in soy zincirinin başlangıcı ve bütün iman edenlerin ruhsal babası olarak tasvir edilir. Yeni Ahit metinleri, İbrahim’i özellikle kurtuluş teolojisi bağlamında yorumlayarak ona evrensel bir anlam yükler.
Biliyorsunuz Halil-ül Rahman’ın sofrası diye bir deyim var bizim dilimizde. Hz. İshak’ın doğum müjdesini vermeye gelen melekler aynı şekilde Hz. Lut a.s.’ın kavminin de azap haberini vermeye gelmişlerdi. Onlar geldikleri anda da cömertliğiyle bilinen Hz. İbrahim a.s. anında içeriye gitti. Mükellef bir sofra kurdu ve insan suretinde kendine gelen o melekleri sofraya davet etti.
Hz. İbrahim a.s. misafiri ve ikramı çok seven biriydi. Sofrasında misafiri olmadığı zaman üzülürdü. Bir defasında misafirsiz sofraya oturmayacağına yemin etmişti. Allah’ın hikmeti, olacak ya evine tam bir ay misafir gelmiyor. Bu duruma son derece üzülen Hz. İbrahim a.s. misafir aramaya koyuldu. Evinden epeyce uzaklaşmıştı. O sırada uzaklarda bir adam gördü. Adama doğru giderek bu ıssız yerde ne aradığını sordu. Adam cevâben:
—“Soframa buyur edeceğim bir misafir arıyorum.”
dedi ve ekledi:
—“Misafirsiz yemek yemeyeceğime nezrettim. Evime tam üç aydır misafir gelmedi. Ben de misafir aramaya çıktım. Allah’a şükürler olsun ki, seni buldum. Haydi, buyurun da evime gidelim.”
Hz. İbrahim a.s. hayrete düşmüştü. Kendisi evinde bir aydır sofra kurdurmamıştı, ama karşısındaki adam, tam üç aydır sofraya oturmamıştı. Birlikte eve gittiler. Allah’ın verdiği nimetlerden yediler içtiler. Ayrılma vakti geldiğinde Hz. İbrahim a.s. ev sahibinden kendine dua etmesini istedi. Ev sahibinin cevabı manidardı:
—“Ben uzunca zamandır dua etmeyi bıraktım. Bundan sonra dua etmeye utanıyorum.”
Hz. İbrahim a.s.
—“Neden duâyı terk ettiğini”
Diye sorduğunda adam şu cevabı verdi:
—“Yıllardır Rabbimden, «Yâ Rabbi! Senin dostun, Senin Peygamberin benim zamanımda yaşıyormuş. Fakat ben onu göremedim. Ne olur onu bana göster!» diye çok niyazda bulundum. Ama duam bir türlü kabul olunmadı. Ben de Allah (cc) benim dualarıma icabet etmiyor düşüncesiyle dua etmeyi bıraktım!” dedi.
Adamı dinleyen Hz. İbrahim a.s.
—“Müjdeler olsun sana ey güzel insan! Allah senin duanı kabul buyurdu. İşte senin görmeyi murat ettiğin İbrahim Peygamber benim!.. Demek senin duan kabul olduğu için, Allah beni taa buralara kadar getirip seninle görüştürdü!” dedi.
Hz. İbrahim a.s. ile sofra arasındaki mevzu bundan ibaret. Allah hepimizi bu sofralardan faydalanmayı nasip etsin.
Hz. İbrahim a.s. her konuda insanlığa örnek olmuş bir peygamber. Bu benim ifadem değil. Bu tamamen Kur’an’ın ifadesi. Kur’an bu ifadeyi 3 yerde kullanıyor:
Ahzap süresi 21. ayette
—“Şanım hakkı için muhakkak ki size Resullulah’da pek güzel bir örnek vardır. Allah’a ve son güne ümit besler olup da Allah’ı çok zikreden kimseler için.” (Ahzap süresi 21. Ayet)
Mümtehine süresi 4. Ayette
—“İbrahim’de ve onunla beraber bulunanlarda sizin için güzel bir misal vardır, onlar kavimlerine demişlerdi ki: “Biz sizden ve sizin Allah’tan başka taptıklarınızdan uzağız. Sizi tanımıyoruz. Siz bir tek Allah’a inanıncaya kadar sizinle bizim aramızda sürekli bir düşmanlık ve nefret belirmiştir.” Yalnız İbrahim’in babasına: “Senin için mağfiret dileyeceğim, fakat senin için Allah’tan (gelecek) hiçbir şeyi (önlemeye) gücüm yetmez.” demesi hariç. Rabbimiz! Yalnız sana dayandık, sana yöneldik. Dönüşümüz de ancak sanadır.” (Mümtehine süresi 4. Ayet)
Mümtehine Süresi 6. Ayetinde
—“Andolsun, onlarda sizin için, Allah’ı ve ahiret gününü arzulayanlara güzel bir örnek vardır. Kim yüz çevirirse şüphesiz Allah, zengindir, hamd’e layık olandır.” (Mümtehine Süresi 6. Ayet)
Ahzap Suresi 21. Ayet ile Mümtehine Suresi 4. ve 6. Ayetlerinin lafız, mana ve mesaj noktasındaki birlikteliği hepimizin dikkatini çekmesi lazım. Bütün peygamberler birbirlerine benzerler. Çünkü peygamber efendimizin ifadesiyle bütün peygamberler kardeştirler. Aynen bir babanın ve bir annenin dünyaya getirdiği kardeşler gibi. Çünkü ortak bir mesajları vardır. Ama o peygamberlerden Hz. İbrahim a.s. ile Allah resulü sallalahu aleyhi vesselem efendimiz’in benzerlikleri inanılmaz düzeyde çok fazla.
Burada 2 soruya cevap bulmak durumundayız.
- Usvetün Hasene ne demektir
- Bu ifade neden Kur’an’ın isim ve hayatlarını andiği 28 peygamber içerisinden sadece Hz. İbrahim a.s. ile efendimiz aleyhisselatü vesselam için kullanılmıştır.
Bu iki soru çok önemli. Çünkü bu sorulara vereceğimiz cevap meseleyi biraz daha anlaşılır hale getirecek.
- Usvetun Hasene en güzel örnek, en kamil misal, en ideal model yani hayatın her anının ve her alanının tartışılmaz örneği anlamına gelir. An, zamanla alakalı, alan ise mekanla alakalı. O zaman şunu demiş oluyoruz. Öyle bir örneklik ki zamanlar ve zeminler üstü bir örnek. Aleyhissalâtu vesselâm efendimiz’in örnekliği de zamanlar ve zeminler üstü, Hz. İbrahim a.s.’ın örnekliği de zamanlar ve zeminler üstü. Yani kısacası bu iki peygamberde hayatın içerisinde bize ne lazımsa onların örnekleri var. Diğer peygamberler de bazı alanlarda bu örnekliliği görüyoruz. Ama bu iki peygamber de hemen hemen her alanlarda örnekler var. İşte bunları öğrendiğimiz zaman Usvetün Hasene neden bu iki peygamber için kullanıldığını anlamış oluyoruz.
- Her iki peygamberde de hayatın her alanına dair örnekler var. Onun için bu ifade sadece bu iki peygamberler için kullanılıyor.
Aklı başında hiçbir insan “Ben resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in hayatında bir örneği aradım da bulamadım.” Diyemez. Asla bu sorunun cevapsız kalması mümkün değil. En ideal babayı ararsanız bulursunuz. Kayın babayı ararsanız bulursunuz, damadı ararsanız bulursunuz, askeri ararsanız bulursunuz, tüccarı ararsanız bulursunuz. Devlet başkanı ararsanız bulursunuz. Daha da aklınıza ne geliyorsa hepsinin örneğini bulursunuz. Allah rasülü sallallahü aleyhi vesselim’in hayatı böyle bir hayat ki onun atası ve bizim atamız olan Hz. İbrahim a.s.’ın da hayatı böyle.
Kur’an dan 20 tane örnekliliği sizin nazarınıza vermek istiyorum. Bakın Hz. İbrahim a.s.’ın Usvetün Hasene oluşu nasıl:
- İdeal Bir insan. (Enbiya Suresi 73. Ayet)
—“Onları buyruğumuz altında (insanlara) doğru yolu gösterecek önderler kıldık. Kendilerine hayırlı işler yapmayı, namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyettik. Onlar bize kulluk eden kimselerdir.” (Enbiya Suresi 73. Ayet)
- İdeal bir Müslüman. (Al-i İmran Suresi 67. Ayet)
—“İbrahim, ne yahudi, ne de hıristiyandı; fakat o, Allah’ı bir tanıyan dosdoğru bir müslümandı, müşriklerden de değildi.” (Al-i İmran Suresi 67. Ayet)
- İdeal bir Muvahhid. (Hac Süresi 26. Ayet)
—“Bir zamanlar Kâbe’nin yerini İbrahim’e şu şekilde hazırlamıştık: Sakın bana hiçbir şeyi ortak koşma; tavaf edenler, orada (kıyama) duranlar, ruku edenler ve secdeye varanlar için evimi tertemiz et.” (Hac Süresi 26. Ayet)
- İdeal bir Mütevekkil yani allaha tevekkül eden. (Şuara Süresi 78. Ayet)
—“”O ki, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir,” (Şuara Süresi 78. Ayet)
- İdeal bir Nebi. (Meryem Süresi 41. Ayet)
—“Kur’ân’da İbrahim’i(n kıssasını da) an. Şüphesiz ki o, sıddık (özü, sözü doğru) bir peygamberdi.” Meryem Süresi 41. Ayet)
- İdeal Bir Evlat. (Meryem Suresi 48. Ayet)
—“”Ben, sizden ve Allah’tan başka taptığınız şeylerden çekilip ayrılırım da Rabbime dua (ibadet) ederim. Rabbime yalvarışımda mahrum kalmayacağımı umarım.” (Meryem Suresi 48. Ayet)
- İdeal Bir Baba. (Saffat Suresi 111. Ayet)
—“Çünkü o bizim mümin kullarımızdandı.” (Saffat Suresi 111. Ayet)
- İdeal Bir Eş. (İbrahim Suresi 37. Ayet)
—“Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bir kısmını namazı dosdoğru kılmaları için, senin Beyti Haram’ının yanında, ekinsiz bir vadiye yerleştirdim. Artık sen de insanlardan bir kısmını onlara meylettir. Ve onları bazı meyvelerle rızıklandır ki şükretsinler.” (İbrahim Suresi 37. Ayet)
- İdeal Bir Ev Sahibi. (Hud Suresi 69. Ayet)
—“Andolsun ki, İbrahim’e de elçilerimiz (melekler) müjde ile geldiler ve “selâm” dediler, o da “selâm” dedi ve hemen gidip onlara kızartılmış bir buzağı getirdi.” (Hud Suresi 69. Ayet)
10 – İdeal Bir Amca: (Hud Suresi 74. Ayet)
—“İbrahim’den korku iyice geçip gidince, bu müjde de kendisine gelince, bizim (meleklerimiz)le Lut kavmi hakkında tartışmaya girişti” (Hud Suresi 74. Ayet)
11 – İdeal Bir Genç. (Enbiya Suresi 51. Ayet)
—“And olsun ki biz daha önce İbrahim’e de rüşdünü vermiştik (akla uygun olanı göstermiştik). Biz onu biliyorduk.” (Enbiya Suresi 51. Ayet)
12 – İdeal Bir Yaşlı. (Hicr Suresi 54, Ayet)
—“İbrahim dedi ki: “Bana ihtiyarlık gelmişken, beni mi müjdeliyorsunuz, neye dayanarak beni müjdeliyorsunuz?” (Hicr Suresi 54, Ayet)
13 – İdeal Bir Dede. ( İbrahim Suresi 40. Ayet)
—“Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namazını dosdoğru kılanlardan eyle! Ey Rabbimiz! duamı kabul et!” ( İbrahim Suresi 40. Ayet)
14 – İdeal Bir Davetçi. (Şuara Suresi 70. Ayet)
—“Hani o, babasına ve kavmine, “Neye tapıyorsunuz?” demişti.” (Şuara Suresi 70. Ayet)
15 – İdeal Bir İmam. (Nahl Suresi 120. Ayet)
—“Şüphesiz İbrahim Allah’a itaat eden, Hakk’a yönelen bir önderdi. Ve hiçbir zaman müşriklerden olmadı.” (Nahl Suresi 120. Ayet)
16 – İdeal Bir Hacı. (Bakara Suresi 126. Ayet)
—“Ve o vakit İbrahim “Ey Rabbim, burasını güvenli bir belde kıl, halkından Allah’a ve ahiret gününe iman edenleri çeşitli meyvelerle rızıklandır” diye yalvardı. Allah buyurdu ki: “küfredeni dahi rızıklandırır da hayattan biraz nasip aldırırım, sonra da onu ateş azabına uğratırım ki, orası ne yaman bir duraktır!” (Bakara Suresi 126. Ayet)
17 – İdeal Bir Mücahit. (Enbiya Suresi 67. Ayet)
—“Size de, Allah’ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun, siz hâlâ akıllanmayacak mısınız?” (Enbiya Suresi 67. Ayet)
18 – İdeal Bir Muhacir. (Enbiya Suresi 71. Ayet)
—“Onu da, Lût’u da, âlemler için bereketli ve kutsal kıldığımız yere ulaştırıp kurtardık.” (Enbiya Suresi 71. Ayet)
19 – İdeal Bir Alim. (Bakara Suresi 258. Ayet)
—“Allah, kendisine hükümdarlık verdi diye, Rabbi hakkında İbrahim’le tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim, ona: “Benim Rabbim odur ki, hem diriltir, hem öldürür.” dediği zaman: “Ben de diriltir ve öldürürüm.” demişti. İbrahim: “Allah güneşi doğudan getiriyor, haydi sen onu batıdan getir!” deyince o inkâr eden herif şaşırıp kaldı. Öyle ya, Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.” (Bakara Suresi 258. Ayet)
20 – İdeal Bir Rehber. (Bakara Suresi 124. Ayet)
—“Şunu da unutmayın ki, bir zamanlar İbrahim’i Rabbi, birtakım kelimeler ile imtihan etti, o, onları sona erdirince, Rabbi ona, “Ben seni bütün insanlara imam yapacağım.” buyurdu. İbrahim, “Zürriyetimden de yap!” dedi. Rabbi ona “zalimler benim ahdime nail olamaz!” buyurdu.” (Bakara Suresi 124. Ayet)
Hadis Kaynaklarında Hz. İbrahim a.s.’a baktığımız zaman Hz. İbrahim a.s. ile doğrudan alakalı 333 rivayet tespit edebiliyoruz. Bu rivayetlerin 296’sı Kütüb-i Tisa’da, 37’si diğer kaynaklardadır. Bizim ana kaynaklarımız olan Buhârî’de Hz. İbrâhim a.s. ile alakalı geçen rivayet sayısı 61, Müslim’de geçen rivayet sayısı 31’dir. Hz. İbrâhim a.s. ile alakalı rivayetlerin 51 tanesini Ebû Hüreyre, 43 tanesini Abdullah b. Abbas, 38 tanesini Enes b. Mâlik, 24 tanesini Hz. Âişe ve geri kalanını ise diğer sahâbîler rivayet etmiştir. Bu rivayetlerin hepsi âlimlerimiz tarafından sahih olarak değerlendirilmemiştir. Tabi bu rivayetler içerisinde hasen, sahih, garib, zayıf ve mevzu olanlarda vardır. Rivayetler içerisinde itikadî, amelî, ahlakî ve fezâile dair olanlar çoğunluktadır. Rivayetlerin içerisinde tarihi bilgiler olduğu gibi Hz. İbrâhim’in şemailine dair bilgilerde mevcuttur.
Tarih kaynaklarımıza geldiğimizde mesela en temel kaynağımız İmam Taberi’nin tarif’ine, İbn-i Kesir’in El Bidaye’sine, İbnü’l Esir’in El Kamil’ine, İbn-i Sad’ın Tabakat’ına ya da diğer kaynaklara baktığımız zaman Tevrat ve İncil’de aktarılan bilgilere paralel bilgiler görürüz.
