-
Kaybolmak Yeğdir Yok Olmaktan 2
O gece… Büyük bir kırgınlık ve boğulma hissiyle çıktım evden. Anneme doğru sürdüm arabayı ama bir anda direksiyon kırıp daha önce hiç gitmediğim bir semte doğru çevirdim. Bilmediğim sokaklarında dolaştım. Sonra caddeyi bulamadım. Kayboldum. Arabayı kenara çekip kaldırıma oturdum. Bir ferahlık gelmişti içime. “Var olmadığın bir evde, var olmadığın bir gönülde yaşamaktansa kaybolmak yeğdir,” dedim.…
-
Kaybolmak Yeğdir Yok Olmaktan 1.Bölüm
Gecenin karanlığında ormanın ortasından geçen dar asfalt yol ikimizi de ürkütmüştü. Bir aksilik çıkar da bu ıssız ormanın ortasında kalırsak diye içten içe korkuyorduk. Hata benimdi; navigasyondan daha kısa görünen yolu seçmiştim. Hayatta kestirme yol diye yapılan tercihler ne zaman felaha çıkarmıştır ki bu gün çıkarsın! Öfkeliydim kendime ama bunu dışarı vurup da Betül’ü daha…
-
Bir Şizofrenin Günlüğü-7
Yıldız Yüzlüm Tren garında başka bir telaş vardı o akşamüstü. Banliyö trenlerinden daha bir telaşlı iniyor insanlar ve daha bir aceleci biniyordu. Uzak şehirlerden gelen trenlerden inenler ve onları bekleyenler daha kısa sarılıyorlardı birbirlerine. Başka bir telaş vardı o akşam üstü. Ramazan’ın iftara yetişme telaşı sanki tüm gara hatta tüm şehre yansımıştı. Baksanıza trenler bile…
-
Anna Karenina
Günlerden pazar. Gün ışığının perdeyi delip geçtiği, aydınlığın tam ortası. Zamanın kalplerden bir çırpıda geçmediği vakitler… bu dinginliği Anna Karenina’nın Vronsky yanılgısıyla ödediği o ağır bedelin acısıyla bozuyorum. Sonuna geliyorum filmin. Tren raylarının üzerinde ağır ağır yürüyor Anna. Uzaktan duyulan ve yavaşça artan tren sesinin dehşeti doluyor eve. Durduruyorum ekranı. Tolstoy evinde. Cenin gibi kıvrılmış, müntehir…
-
Bir Şizofrenin Günlüğü-6
Kara Zindan Guli sokaklarda uzun süre Bıcırık’ı aradı. Hava da kararmış saatte baya geç olmuştu. Her adımında kaybetmenin ağır gölgesi peşinden sürükleniyordu. Rıza amcaya ne diyecekti. Şimdiden meraklanmış belki de polise bile haber vermişti Rıza amca. Bıcırığı düşündü saklandı mı yoksa kayıp mı oldu? “Kaybolmak,” diye düşündü, “birini değil, kendini yitirmekmiş aslında.” Bıcırığı yanında göremediğinde…
-
Bir Damla Veda
Nihayet uyandı. Gecenin karanlığı ile seherin aydınlığı arasında sıkışmış gibi, dünya ile ahiret arası berzahta kıyameti bekler gibi. Ne yapacağını biliyor da bilmiyormuş kararsızlığıyla. İçinde bir şeyler çırpınarak uyandı. Eliyle boşluğu da zamanı da itebilse geriye, kendine yer açabilecek biraz ferahlayacaktı. Üzerindeki yorgana güç yetirecek takat yok ellerinde. Hafifçe başını kaldırıp karısına baktı. Sırtını dönmüş…
-
Bir Şizofrenin Günlüğü-5
Bir Garip Rüya Gece nefsimi gördüm bir denizin kıyısında Sırtı bana dönüktü, aşağıdaki kayalığa ayaklarını sallamış İntihara meyilli akıl hastası çıkmazında. Şakağına dayadığı silahın soğukluğu Açmış sımsıkı kapattığı gözlerini. O an anlamış nerede olduğunu. Ancak hatırlamıyor bu işin başını ve bilemiyor sonunu. Nasıl oldu bilmiyorum ancak anladı arkasında olduğumu. “Git buradan” dedi “Artık bu işin…
-
Fecr-i Kâzip
Pencerede vuran aydınlığı görünce tan yerinin ağardığını düşünüp doğruldu yatağından. Yaşamın tüketmeye iştahlı hayranları caddelere dolmadan, çöp arabaları mesaiye başlamadan dünün gündüzünden ve akşamından bıraktıklarını toplamak için bir an önce çıkmalıydı. Derme çatma evininin soğuk akan, kesici suyuyla elini yüzünü yıkadı. Su, gözünün çapağını temizlerken, bıçak gibi keskinliğinin titretmesiyle sanki hayata uyandırıyordu. Toplayacağı atıklar aklına…
-
Elimizdekilerin Değeri
Hiç düşündünüz mü; bugün sahip olduğumuz birçok şeye erişmek için geçmişte kim bilir ne kadar dua etmiştik? Ve belki de şimdi o geçmişte istediklerimizin birçoğuna sahibiz. Fakat dualarımızı unutup yeniden yeni şeyler istemeye devam etmiyor muyuz? Hayatın bu bitmek bilmeyen arzular döngüsünde insanın tatminsiz doğasını ve şükür duygusunun önemini kendimize hatırlatmamız gerekmiyor mu sizce de?…
-
Kılıç ve Kader
Tarih, vakti nakşeden bir ustadır. Kimi zaman incelikle işlenmiş bir hat, kimi zaman kanla yazılmış bir destan olarak çıkar karşımıza. 1453 yılı ise zamanın mührünü taşıyan ve çağları değiştiren bir dönüm noktasıydı: İstanbul’un Fethi. Fatih Sultan Mehmet, genç yaşına rağmen dehasıyla asırları aşan bir hükümdar olarak tarih sahnesine çıktı. Zihni matematikle yoğrulmuş, felsefeyle keskinleşmiş, savaş…









