• Ayrılıkların Provası Ekim

    Ayrılıkların Provası Ekim

    Önce yapraklar sararır bir işaret habercisi olarak, Sonra dal terk eder gövdesini. En sonunda rüzgâr ıslığı ile hedef saptırırken, unutturur kökünü.Her yaprak koparken dalından bir vedanın notası düşer yere.Bir kuş sürüsünün kanadında gizlenen göç, insana hatırlatıyor ki; Dünyada hiçbir şey kalıcı değil! Ekim, kalbin takviminde ayrılığı en çok işaretleyen aydır. Adeta provasını yapar ayrılıkların. Sevdiğinle…

  • İnsan, Kendine Ne Zaman Yabancılaşır?

    İnsan, Kendine Ne Zaman Yabancılaşır?

    “İnsan bazen dünyayı anlamaya çalışırken kendinden uzaklaşır; sonra bütün ömrünü yeniden kendine varmanın yollarını arayarak geçirir.” İnsan, hayatı boyunca pek çok yere yetişmeye çalışır. Birilerinin beklentilerine, zamanın hızına, dünyanın bitmek bilmeyen telaşına… Her sabah biraz daha büyüdüğünü sanırken belki de kendinden biraz daha uzaklaşır. Çünkü büyümek her zaman olgunlaşmak, ilerlemek her zaman yol almak değildir.…

  • HANE-İ SAADET

    HANE-İ SAADET

    Kilitli kapı birden aralandı. Üstelik ne bir ses duyuldu ne de bir rüzgâr etkili oldu. Kendiliğinden, bir insan etkisi olmadan… Bazı kilitli kalpler de böyleydi işte. Kapanır, kilitlenir ve asla girilemez gibi görünürdü. Bazı eller maharetlidir: Dokunmaya yeltenince açar bütün kilitleri. Bir gün biri dokundu Meryem’in kalbine. Kapalı kapısından güneşi soktu önce. Sonra sırasıyla huzur,…

  • Aynı Safta Eşitlenirsin

    Aynı Safta Eşitlenirsin

    İnsanoğlu, dünyada kendine bir yer bulmak için ömrü boyunca uğraşıyor. Bir sandalye, bir makam, bir unvan, bir ev, bir masa, bir mevki… Kimi zaman adının önüne bir sıfat koyuyor, kimi zaman arkasına bir servet. Kimi zaman da başkalarının gözünde büyümek için kendisini olduğundan daha büyük göstermeye çalışıyor. Hayat dediğimiz bu uzun koridorda herkes, kendi kapısının…

  • Faniliğin Fısıltısı Eylül

    Faniliğin Fısıltısı Eylül

    Mevsimin yeni bir dönemece girdiği ve farklı yöne evrilmeye başladığı zamana geldik. Gece havalar soğuyor. Rüzgârın teninize serin serin değdiğini hissediyorsunuz. Tabiat sararmış, otlar kurumuş, güz gelmiştir. Olgun bir zaman. Biraz tenha, biraz ıssız. Geçmişten getirdiğiniz yükler, tecrübeler, sevinçler hatıralar her ne varsa tek tek duyumsarsınız içinizde. Yazın deli divanelikleri yerini durulmaya ve sakinleşmeye bırakır…

  • Ruhu Bile Duymadan

    Ruhu Bile Duymadan

    Dillerde dolaşan ama çoğu kalbe ve iradeye henüz uğramamış bir konu hakkında konuşacağız: Dürüstlük. Hemen hemen her gün gördüğümüz insanların gerçek hayatlarından habersiziz. Yanlarından geçerken içlerinde ne barındırdıklarını bilmediğimiz kalabalıkların arasında ilerliyoruz. Bu karmaşanın içinde çoğu zaman kendimize odaklanmayı unutuyoruz. Dönüp baktığımızda ise artık kendimize bile yabancılaşıyoruz. Peki, ne kadar doğruyu söyleyip doğruluk üzerine yaşıyoruz?…

  • Hakikatin Bence’si Olmaz

    Hakikatin Bence’si Olmaz

    Kişisellik kavramı, bireyin öznel deneyimlerini, duygularını, tercihlerini ve algılarını kapsayan bir tanım. Bir yiyeceğin lezzeti, bir sanat eserinin güzel bulunması, renk tercihi gibi yargılar büyük ölçüde kişiseldir. Günümüzde birçok insan, öznel duyumları ile nesnel hakikatleri birbirine karıştırmaktadır. Yahut işine öyle geldiği için “ben öyle hissediyorum, böyle düşünmüyorum, durum böyledir, düşüncenize katılmıyorum” gibi savunma geliştiriyorlar. Postmodern…

  • Kıyamadığınla Sınanırsın

    Kıyamadığınla Sınanırsın

    Hayatın labirentinde ilerliyoruz. Karşılaştığımız her zorluk, her kırılma anı bizi biraz daha biz yapıyor. Değerlere tutunuyor, limanlara bağlanıyoruz. Kanatlarımızla sarılıyoruz sevdiklerimize. Bir çocuğun oyuncaklarını sakladığı çekmece gibi saklıyoruz hatıralarımızı. Kimse görmesin, kimse bilmesin, kimse el uzatmasın istiyoruz. Çünkü orası kalbimizin en savunmasız yeridir. Orası kırılırsa, insanın içinden çok şey eksilir. Kıyamıyoruz, kendisi gibi hatırası özel…

  • Bir Şizofrenin Günlüğü-7

    Bir Şizofrenin Günlüğü-7

    Yıldız Yüzlüm Tren garında başka bir telaş vardı o akşamüstü. Banliyö trenlerinden daha bir telaşlı iniyor insanlar ve daha bir aceleci biniyordu. Uzak şehirlerden gelen trenlerden inenler ve onları bekleyenler daha kısa sarılıyorlardı birbirlerine. Başka bir telaş vardı o akşam üstü. Ramazan’ın iftara yetişme telaşı sanki tüm gara hatta tüm şehre yansımıştı. Baksanıza trenler bile…

  •                              Anna Karenina

       Anna Karenina

                                                         Günlerden pazar. Gün ışığının perdeyi delip geçtiği, aydınlığın tam ortası. Zamanın kalplerden bir çırpıda geçmediği vakitler…  bu dinginliği  Anna Karenina’nın Vronsky yanılgısıyla ödediği o ağır bedelin acısıyla bozuyorum. Sonuna geliyorum filmin. Tren raylarının üzerinde ağır ağır yürüyor Anna. Uzaktan duyulan  ve yavaşça artan tren sesinin dehşeti doluyor eve. Durduruyorum ekranı. Tolstoy evinde. Cenin gibi kıvrılmış, müntehir…

  • Kalbin Yükünü Hafifletmek

    Kalbin Yükünü Hafifletmek

    Bize emanet edilmiş hayatı yaşarken ne geçmişin pişmanlıkları ne geleceğin endişeleri ne de bugünün sıkıntıları peşimizi bırakmaz. Bir hamal gibi hepsini de aynı anda yükleniriz. Geçmişi düşünürüz. O gün şöyle oldu, dün böyle oldu. Yarın ne olur acaba? Bu düşünceler ile beraber bir de şu anın dertleriyle kaygılanıp duruyoruz. Bunların tümü bir araya gelince de…

  • Yozlaşmanın Zaferi

    Yozlaşmanın Zaferi

    Zaman değiştikçe insan da değişiyor. İnsanla birlikte toplum ve elbette değerler de değişiyor. Bugün dürüstlük, yalan ya da hakikat kavramları bile farklı anlamlar taşıyor. Bir toplumun en büyük sınavlarından biri, değerlerini koruyup koruyamadığıdır. Bu kavramlar değiştikçe, kimine göre modernleşiyor, kimine göre yozlaşıyoruz. Oysa yozlaşma dediğimiz şey yalnızca bireyin değil, bütün bir toplumun damarlarına sızan görünmez…

  • KARANLIĞA KARIŞAN GELECEK

    KARANLIĞA KARIŞAN GELECEK

    Uzun bir yolda ağır ağır ilerleyen bir yük treni gibi geçiyordu hayatımız. Rayların üzerinde metal tekerleklerin çıkardığı ritmik sesler, zamanın durmaksızın akışını hatırlatıyordu bana. Trenin bacasından yükselen buhar, soğuk havada dağılıp kaybolurken, insanın aldığı her nefesin de bir gün tükenip gideceğini düşündürüyordu. Her durakta biraz daha ağırlaşıyor, biraz daha yükleniyorduk hayata. Sanki yaşam, omuzlarımızdaki yükü…

  • VUSLAT

    VUSLAT

    Vuslat; kavuşmak. Ama her kavuşma bir buluşma değildir. Bazı kavuşmalar vardır ki insanı insana değil, insanı kendi özüne götürür. Kalbin en kuytu köşesinde yıllardır kapalı duran bir kapının usulca aralanması gibidir. Uzun süren bir gecenin ardından ufukta beliren ilk ışık gibi… Sessiz, derin ve tarifsiz. Her adımın, her niyetin Allah’ın rızasına yönelmeye başladığında ruhunda ince…

  • Sessizliğin Gizemi

    Sessizliğin Gizemi

    Bitki kökleri toprak altındadır. Görünmez ama sessizce besleyip ağacı büyütür. Kökü olmayınca kururlar. İnsan da bir bakıma bitkiye benzer. Onu güçlü yapan şey, anlattıkları değildir. Sabırla sükûnetle ve sessizce taşıdığı imtihanlarıdır. Zaten olgunluk, yaşanan acıları meydana saçmak ve ilan etmek değildir. Sabırla yoğurulan her sıkıntı insanı güçlendirmeye devam eder. Çağımız konuşmayı artırırken anlamayı azaltmıştır. Herkes…