• Hakikatin Bence’si Olmaz

    Hakikatin Bence’si Olmaz

    Kişisellik kavramı, bireyin öznel deneyimlerini, duygularını, tercihlerini ve algılarını kapsayan bir tanım. Bir yiyeceğin lezzeti, bir sanat eserinin güzel bulunması, renk tercihi gibi yargılar büyük ölçüde kişiseldir. Günümüzde birçok insan, öznel duyumları ile nesnel hakikatleri birbirine karıştırmaktadır. Yahut işine öyle geldiği için “ben öyle hissediyorum, böyle düşünmüyorum, durum böyledir, düşüncenize katılmıyorum” gibi savunma geliştiriyorlar. Postmodern…

  • Kıyamadığınla Sınanırsın

    Kıyamadığınla Sınanırsın

    Hayatın labirentinde ilerliyoruz. Karşılaştığımız her zorluk, her kırılma anı bizi biraz daha biz yapıyor. Değerlere tutunuyor, limanlara bağlanıyoruz. Kanatlarımızla sarılıyoruz sevdiklerimize. Bir çocuğun oyuncaklarını sakladığı çekmece gibi saklıyoruz hatıralarımızı. Kimse görmesin, kimse bilmesin, kimse el uzatmasın istiyoruz. Çünkü orası kalbimizin en savunmasız yeridir. Orası kırılırsa, insanın içinden çok şey eksilir. Kıyamıyoruz, kendisi gibi hatırası özel…

  • Bir Şizofrenin Günlüğü-7

    Bir Şizofrenin Günlüğü-7

    Yıldız Yüzlüm Tren garında başka bir telaş vardı o akşamüstü. Banliyö trenlerinden daha bir telaşlı iniyor insanlar ve daha bir aceleci biniyordu. Uzak şehirlerden gelen trenlerden inenler ve onları bekleyenler daha kısa sarılıyorlardı birbirlerine. Başka bir telaş vardı o akşam üstü. Ramazan’ın iftara yetişme telaşı sanki tüm gara hatta tüm şehre yansımıştı. Baksanıza trenler bile…

  •                              Anna Karenina

       Anna Karenina

                                                         Günlerden pazar. Gün ışığının perdeyi delip geçtiği, aydınlığın tam ortası. Zamanın kalplerden bir çırpıda geçmediği vakitler…  bu dinginliği  Anna Karenina’nın Vronsky yanılgısıyla ödediği o ağır bedelin acısıyla bozuyorum. Sonuna geliyorum filmin. Tren raylarının üzerinde ağır ağır yürüyor Anna. Uzaktan duyulan  ve yavaşça artan tren sesinin dehşeti doluyor eve. Durduruyorum ekranı. Tolstoy evinde. Cenin gibi kıvrılmış, müntehir…

  • Kalbin Yükünü Hafifletmek

    Kalbin Yükünü Hafifletmek

    Bize emanet edilmiş hayatı yaşarken ne geçmişin pişmanlıkları ne geleceğin endişeleri ne de bugünün sıkıntıları peşimizi bırakmaz. Bir hamal gibi hepsini de aynı anda yükleniriz. Geçmişi düşünürüz. O gün şöyle oldu, dün böyle oldu. Yarın ne olur acaba? Bu düşünceler ile beraber bir de şu anın dertleriyle kaygılanıp duruyoruz. Bunların tümü bir araya gelince de…

  • Yozlaşmanın Zaferi

    Yozlaşmanın Zaferi

    Zaman değiştikçe insan da değişiyor. İnsanla birlikte toplum ve elbette değerler de değişiyor. Bugün dürüstlük, yalan ya da hakikat kavramları bile farklı anlamlar taşıyor. Bir toplumun en büyük sınavlarından biri, değerlerini koruyup koruyamadığıdır. Bu kavramlar değiştikçe, kimine göre modernleşiyor, kimine göre yozlaşıyoruz. Oysa yozlaşma dediğimiz şey yalnızca bireyin değil, bütün bir toplumun damarlarına sızan görünmez…

  • KARANLIĞA KARIŞAN GELECEK

    KARANLIĞA KARIŞAN GELECEK

    Uzun bir yolda ağır ağır ilerleyen bir yük treni gibi geçiyordu hayatımız. Rayların üzerinde metal tekerleklerin çıkardığı ritmik sesler, zamanın durmaksızın akışını hatırlatıyordu bana. Trenin bacasından yükselen buhar, soğuk havada dağılıp kaybolurken, insanın aldığı her nefesin de bir gün tükenip gideceğini düşündürüyordu. Her durakta biraz daha ağırlaşıyor, biraz daha yükleniyorduk hayata. Sanki yaşam, omuzlarımızdaki yükü…

  • VUSLAT

    VUSLAT

    Vuslat; kavuşmak. Ama her kavuşma bir buluşma değildir. Bazı kavuşmalar vardır ki insanı insana değil, insanı kendi özüne götürür. Kalbin en kuytu köşesinde yıllardır kapalı duran bir kapının usulca aralanması gibidir. Uzun süren bir gecenin ardından ufukta beliren ilk ışık gibi… Sessiz, derin ve tarifsiz. Her adımın, her niyetin Allah’ın rızasına yönelmeye başladığında ruhunda ince…

  • Sessizliğin Gizemi

    Sessizliğin Gizemi

    Bitki kökleri toprak altındadır. Görünmez ama sessizce besleyip ağacı büyütür. Kökü olmayınca kururlar. İnsan da bir bakıma bitkiye benzer. Onu güçlü yapan şey, anlattıkları değildir. Sabırla sükûnetle ve sessizce taşıdığı imtihanlarıdır. Zaten olgunluk, yaşanan acıları meydana saçmak ve ilan etmek değildir. Sabırla yoğurulan her sıkıntı insanı güçlendirmeye devam eder. Çağımız konuşmayı artırırken anlamayı azaltmıştır. Herkes…

  • Kimsenin Görmediği Savaşlar

    Kimsenin Görmediği Savaşlar

    İnsan, hayatın en büyük yanılgısını yanlış yaparken yaşar. Çünkü hiçbirimiz bir sabah uyanıp, “Bugün hata yapacağım.” diye yola çıkmayız. Her yanlış, kendini çoğu zaman doğru gibi tanıtır. Bazen bir öfkenin içine saklanır, bazen bir kırgınlığın, bazen de “Bir kereden bir şey olmaz.” cümlesinin arkasına gizlenir. Sonra zaman geçer… İnsan, attığı adımların yankısını duymaya başlar. İşte…

  • Bir Şizofrenin Günlüğü-6

    Bir Şizofrenin Günlüğü-6

    Kara Zindan Guli sokaklarda uzun süre Bıcırık’ı aradı. Hava da kararmış saatte baya geç olmuştu. Her adımında kaybetmenin ağır gölgesi peşinden sürükleniyordu. Rıza amcaya ne diyecekti. Şimdiden meraklanmış belki de polise bile haber vermişti Rıza amca. Bıcırığı düşündü saklandı mı yoksa kayıp mı oldu? “Kaybolmak,” diye düşündü, “birini değil, kendini yitirmekmiş aslında.” Bıcırığı yanında göremediğinde…

  • Araftaki Hiçlik

    Araftaki Hiçlik

    İnsanın kendi içine doğru yaptığı yolculuk hiç bitmez. Kimi zaman uzun ve yorucudur bu yol. Bazen de gerçekleri görmezden gelerek sığ sularda yürürüz. Çoğunlukla da mutlak kesinlik arzusu ile şüphenin rahatsız edici gerçekliği arasında içsel gelgitlerin aşındırıcı etkisine kapılırız. Duygularımızı kırılgan bir benliğin inşa alanına dönüştürürüz.  Hassas terazide tartılan hakikat yahut o gerçeğe atılmış çengellerle…

  • Modern Minimalizm

    Modern Minimalizm

    Son günlerde bir moda nüfuz etti toplumlara. Adı minimalizm. Minimalizm, bireyin yaşamında fazlalıklardan arınmayı, az ile yetinmeyi ve özün peşine düşmeyi öğretiyor. Kulağa hoş geliyor. Minimalizm, modern çağın tüketim fazlalıklarına karşı bir duruş olarak doğdu. Evet fazlalıklardan arınmak, sadeleşmek ve dinginleşmek insana huzur kazandırır. Ama hiç düşündünüz mü, fazlalıklardan kurtulurken yaşamın renklerini de silikleştirme riskini?…

  • DUYGUSAL  YEME

    DUYGUSAL YEME

    Son zamanlarda bu iki kelimeyi o kadar çok duyuyoruz ki sanki hepimizde varmış da sadece adını yeni öğrenmişiz gibi geliyor: duygusal yeme. Duygusal… Yani içimde bir yerde. Bilim insanlarına sorsanız, “Hisseden kalp değil, beyindir.” derler. Ama bana sorsanız, “Kalbim acıkıyor.” derim. Çünkü beni tetikleyen, bana konuşan sanki kalbimdir. Kalbim bana şöyle der: “Yönetemediğin bir durumla…

  • Hüzünler Tortusu

    Hüzünler Tortusu

    Fizik kuralları der ki; dünya üzerinde meydana gelen her ses dalgası ve her hareket bir yer işgal ediyor. Bir iz bırakarak sonsuza doğru yolculuk yapıyor. Yani bizim göremediğimiz bir varlık alanını kaplıyor. İnsan da öyle değil mi? Hem cisim hem de cürüm olarak yeryüzünde bir kaplama alanımız var. Elbette duygu yüklü bir varlığın sadece davranışları…